• BIST 83.048
  • Altın 147,065
  • Dolar 3,7593
  • Euro 4,0369
  • Kocaeli 3 °C

Gurur duydum, çok ağladım

İsmet ÇİĞİT
Cumartesi günü akşamı, Kocaelispor-Güngören maçına gidecektim. Gazetede işi bitirdik.  Gazete İstanbul’da basıldığı için, saat 19.00’da başlayacak Kocaelispor-Güngören maçının sonunu beklememiz imkansızdı.  Okurların affına sığınacak, belki de ilk kez İzmit’te oynanan bir Kocaelispor maçı ile ilgili haberi ertesi günkü gazetede kullanamayacaktık. Yani haber yapma, maç bitiminde koşuşturma  sıkıntısı da yoktu. Rahat rahat maçı izleyebilirdim. 
Son anda  İsmetpaşa Stadına gitmekten vaz geçtim.  Eve gidip, maçı canlı yayınlayacak ulusal kanaldan izlemeye karar verdim. Statta göreceklerim sınırlıydı. aSPOR kanalında canlı yayınlanacak Kocaelispor-Güngören maçını, o gün o saatte başka hiçbir futbol yayını olmadığı için ilimiz dışında, Türkiye’de çok sayıda futbolseverin izleyeceğini tahmin ediyordum. Bakalım, televizyondan nasıl görünecekti Kocaelispor. Yıllardır bu sahnede yoktu. 6 yıldan beri İzmit İsmetpaşa Stadından futbol maçı bir ulusal kanalda canlı yayınlanmamıştı.
…………
Eve gittim. Televizyonun karşısına kurulmadan önce,  önümdeki sehpaya kendi masamı kendim hazırladım. Bir tane ince dilimlenmiş yerli muz. İnce kesilip dilimlenmiş, Nizamettin Çetin’den alınmış,  nefis beyaz peynir. Bir duble buzlu rakı. 
İki oğlum da maça gitmişlerdi. Eşim, arka odadaki televizyonlar kendine bir şeyler bulmuş. Ben tek başımayım.. 
aSPOR kanalı, cumartesi akşamı, bizim kentimiz için büyük bir iş yaptı. Öyle sanıyorum ki, Türkiye genelinden aldıkları rayting ile, kendileri de bu maçı canlı yayınladıkları için, kendilerini takdir etmişlerdir. 
Saat 18.00’den itibaren İsmetpaşa Stadından canlı yayın, röportajlar başladı.  Kocaelispor’un eski futbolcularından, daha sonra Fenerbahçe ve G.Saray’da da forma giyen Evren Turhan, canlı yayında yorumcuydu. 
Stadın tribünleri yavaş yavaş doldu. İsmetpaşa’nın zemini,  Süper Lig maçlarının oynandığı statların pek çoğundan daha güzeldi. Tribünler, Yeşil-Siyahlı. Coşkuluydu. Ne sloganlar attılar. Ne şovlar yaptılar.. Eminim, Türkiye’deki futbolseverler, Kocaelispor’u özlediklerini hatırlamışlardır.
………….
Lütfen şöyle bir düşünün. Bu kent, bu kentin insanları son yıllarda hangi olayla, bu kentteki hangi kurumla gurur duydular. Recep Tayyip Erdoğan mitingleri dışında, bu kentte hangi olayda, hangi organizasyonda 20 bin kişi bir  araya gelmiştir?.. 
aSPOR spikeri, “Kocaeli’yi özlemişiz. Kocaelispor’u özlemişiz” diyor.. Yorumcu Evren Turhan, kendisinin bu takımda, bu statta oynadığı günleri, Kocaelispor’un ne kadar önemli kulüp olduğunu anlatıyor. Fonda sürekli tezahürat var. Hiç küfür yok.  Kocaelispor taraftarları, tam anlamıyla şov yapıyorlar. Bir bakıyorsunuz, “Yürüyelim arkadaşlar” söylüyorlar. Bir bakıyorsunuz, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye bağırıyorlar. Hatta birkaç kez tribünlerden adeta dua bile okudular. 
Kimseye sataşma yok. Kimse için kötü bir söz yok. 20 bin kişi bir Amatör Futbol maçında. Sahanın zemini pırıl pırıl. 6 yıl sonra yanan stat lambaları da gayet iyi. Bu nedenle de yetkilileri kutlamak lazım. 
Tribünlerde bir tek kent yöneticisi, bir tek AK Partili yok. CHP’liler gelip kurulmuş. Çok iyi biliyorum ki, onların da futboldan anladığı yok. Yüreklerinde bizim gibi bir Kocaelispor sevgisi yok. Siyaset olsun diye gelmişler. 
Ama cumartesi gecesi, amatör kümedeki Kocaelispor’un maçı ulusal kanaldan yayınlanıyor ve Türkiye’de eminim milyonlarca kişi bu maçı izlerken, “Şu Kocaelispor bugün de Süper Lig’de olsa, bu lig çok daha renkli olurdu” diye düşünüyor. Su gibi gitti önümdeki rakı. Birkaç muz daha, birkaç dilim peynir daha kestim.. Çok duygulandım. Tutamıyorum kendimi ağlıyorum. 
Ne zamandan beri benim kentim böylesi bir gurur yaşamamıştı. Ne zamandan beri bu şehrin, Kocaeli’nin bu kadar özel ve güzel bir şehir olduğunu bu ülke görmemişti. Unutmuşlardı bizi. Üzerimiz, kalın bir çizgi ile silinmişti adeta. 
Maçtaki futbol, skor hiç önemli değildi. 20 bin taraftarıyla Kocaelispor, 6 yıl sonra ilk kez bir ulusal kanalda tam anlamıyla Türkiye’ye şov yaptı. Maç bittiğinde kendimi çok daha gururlu, başımı çok daha dik hissettim. Kocaelispor her yıl küme düşerken, hep yazmış, kendimi inandırmaya çalışmıştım:
“Güzel günler göreceğiz, güneşli günler” demiştim. O günler başlıyor diye düşünüyorum. Cumartesi gecesinden buyana çok daha başım dik, bu şehirle, bu şehirde olmakla gurur duyuyorum. Bu şehirde çok önemli görevlere geldikleri halde,  Kocaelispor ile hiç ilgilenmeyenlere sesleniyorum; sizin devriniz bitecek. İşte o zaman o kadar çabuk unutulacaksınız ki, kendiniz de şaşıracaksınız.
Cumartesi günü bu keyfi yaşatan herkese, aSPOR kanalına, sunucusuna, yorumcusuna, muhteşem Kocaelispor taraftarlarına, Kocaelispor’un bugünkü yönetim kuruluna çok ama, çok teşekkür ederim.
*Eşme’de daha çok can yanar
En az 3-4 kez yazdım. Öyle oturduğum yerden değil.  Gidip gördüğüm için yazdım.. 
Neredeyse 2 yıl oldu. Çok şiddetli bir yağmur, ilimizin Kartepe bölgesini perişan etmiş, en çok da Eşme bölgesinde hasar oluşmuştu. D-100 karayolu, Eşme Bölgesinde adeta çöktü. Köprüler yıkıldı. Karayolları onarım çalışması başlattı. Gidin, çalışmayı görün. İki yıldır neredeyse bir arpa boyu ilerlemiyor. 
Karayolları’nın bu çalışması, Kocaeli sınırları içinde değil de, Sakarya sınırları içinde olsaydı, iddia ediyorum şimdiye kadar biterdi. Bu şehir sahipsiz.. Bu kent yetkililerinin D-100 Eşme bölgesinde devam eden çalışmalarla ilgilendiğini, bundan haberi olduğunu sanmıyorum.
Hem Türkiye’nin en kalabalık, en hareketli yolundaki onarım çok yavaş gidiyor, hem çalışma bölgesinde yeterli önlem yok.  Gerek Adapazarı’na gidiş, gerekse İzmit’e geliş yönlerinde, birden bire yol daralıyor. Üç şeritten tek şeride düşüyor. Sonra birden genişliyor, birkaç yüz metre ileride yeniden daralıyor.  Yolu bölen o işaretler tamamen baştan savma koyulmuş. Kimileri yıkık, yere düşmüş. Gidip kaldıran yok. Hele hele bu onarım yapılan bölgeden gece geçiyorsanız, yandınız. Aydınlatma yok. Işık yok.  Geçen gece, D-100’ün bu bölgesinde, Eşme’de inşaat alanında kısa aralıklarla 3 ayrı kaza olmuş. Sürücülere istediğiniz kadar suç yükleyin. “Alkollüydü”ler deyin, “Uykusuz araba kullanıyor” , “İşaretlere uymuyorlardı” deyin.
Tek suçlu Karayolları’dır. Çalışmıyorlar bu şehirde. İş yapmıyorlar. Mecburen başladıkları işleri çok yavaş yapıyorlar. Karayolunda çalışma yapılan bölgede standartlara uygun önlem almıyorlar.
Gurbetçiler gelecek yakında. Tatilciler çıkacak yollara. Görüsünüz, D-100 karayolunun Eşme bölgesinde daha çok kaza olacak. Çok can yanacak. Biri gitsin şu Karayolları yetkililerine de şu Eşme’deki işin hızlandırılmasını, bölgede daha iyi önlemler alınmasını istesin. 
*Sonbahar’da referandum gözüküyor
Türkiye, 2015 yılında iki büyük genel seçim yaptı. Ancak, siyasetin taşları yerine oturmadı. Halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, Başkanlık sistemi konusunda çok ısrarlı. AK Parti Grubu da 1 Kasım seçimlerinden halktan gelen yoğun destek üzerine, Erdoğan’ın Başkanlık Sistemi talebini yerine getirmek konusunda kararlı görünüyor.
Önümüzdeki yaz sezonu, Türkiye’de siyaseten de çok sıcak geçecek. Belli ki, Anayasa değişikliği konusunda iktidar ile muhalefet anlaşamayacaklar. AK Parti, Başkanlık sisteminde ısrar edecek.  AK Parti’nin hazırlayacağı Anayasa teklifi, Meclis’e gelecek. Bu teklifi halkın oyuna sunmak için iktidarın 13 milletvekili eksiği var. Bir şekilde bu eksiği kapatacaklardır.  AK Parti’nin hazırlayıp, Meclis’te 330 oyu aldıracağı Başkanlık Sistemi değişikliği, büyük olasılıkla önümüzdeki sonbaharda halkın oyuna sunulacaktır. 
15 Eylül’de Kurban Bayramı bitecek. Ardından okullar açılacak.  Takvime baktım.  Ekim ayının ilk pazar günü 2 Ekim.. Sonra  9 Ekim-16 Ekim-23 Ekim Pazar günleri var. Ak Pati, “Kasım bize uğurlu geliyor” derse, 6 Kasım var. Bu tarihlerden birinde, Türkiye’nin Başkanlık Sistemi ve yeni Anayasa için referanduma gideceklerini tahmin ediyorum. Bugüne kadar 2002’den beri,  Erdoğan, bu milletten her seçimde, her referandumda istediğini aldı. Başkanlık sistemi farklı bir şey. Bakalım Türkiye sonbahara kadar neler görecek. Ama bence sonbaharda, ekim veya kasım’ın bir pazar gününde yine sandık başına gideceğiz. Siyasi istikrarın yakalanması konusunda da bu sandıktan çıkacak her sonuç belirleyici olacaktır. 
*Pakistan için de üzülmek gerekmez mi? 
Türkiye’de bir gerçek vardır. Doğuda bir yerde 6-7 şiddetinde deprem olsa, binalar yıkılsa, İstanbul’da meydana gelecek 3-4 şiddetindeki bir küçük deprem kadar medyada yer bulmaz. Dünyada bu terör olaylarına bakış da biraz böyle. 
Batılılar, Türkiye’deki terörü çok fazla önemsemiyor. Avrupa’da bir bomba patlasa, yer yerinden oynuyor. Oysa, terör dünyanın her yerinde insanları vuruyor. Dünyanın her yerinde teröre maruz kalan insanlar aynı acıları yaşıyorlar.
Geçen pazar günü Pakistan’ın Lahor kentinde Taliban kaynaklı korkunç bir terör olayı yaşandı. Bir lunaparkta, kadınlar ve çocukların yoğun olduğu bölgede canlı bomba patladı. Büyük bölümü kadın ve çocuklardan oluşan 65 kişi hayatını kaybetti.
Dün baktım. Bizim ulusal medyada 1 nci sayfalarda Pakistan ‘daki terör katliamı yer almıyor. Avrupa medyası, Amerikan medyası da Pakistan’da 65 kişinin hayatını kaybettiği Taliban saldırısına pek ilgi yok. 
Oysa insan her yerde insan.. Terör, her yerle insanlığın düşmanı. Brüksel’deki  canlı bomba katliamına ne kadar tepki gösteriliyorsa, Lahor’daki terör  katliamına da aynı tepkiyi göstermek gerekmez mi?..
-D-100’de çok gürültü var 
D-100 İzmit geçişi, Türkiye’nin yükünü taşıyor. Kamyonlar, TIR’lar, tankerler, araba taşıyan TIR’lar,  vızır vızır geliş geçiyorlar. 
D-100 kenarında evler var. İnsanla yaşıyor. D-100 İzmit geçişinin pekçok yerinde,  köprü, viyadük ayakları eskidi. Ağır taşıtlar geçerken, gece yarısı, sabaha karşı pekçok bölgede çok sert sesler çıkıyor. İnsanlar yataklarında hopluyorlar. 
Üstelik bu işkence her gün, sabaha kadar devam ediyor. Özellikle Seka tüneli ile, Eski Garajlar kavşağı arasındaki bölgede, üzerinden kamyon geçerken çok ses çıkan noktalar var. Bu bölgede mutlaka çalışma yapmak lazım.. Mutlaka üzerinden ağır taşıtlar geçerken ses çıkan yerlerin elden geçirilmesi, bu seslerin önlenmesi lazım. Yazık bu şehrin insanlarına. 
-Neden bizim buralarda hiç radar denetimi yok 
Bir yakınım, geçenlerde Eskişehir’e gidip geldi. Kocaeli sınırlarından çıktıktan sonra,  yol boyunca 7-8 tane radarla hız kontrolüne rastlamış. Hem giderken, hem gelirken.. 
Devlet,  karayollarında radarları koyuyor, hız sınırını aşanlara çatır çatır ceza kesiyor. İster Eşme yönüne doğuya doğru Kocaeli’den çıkın, ister, Karamürsel’den Yalova yönüne Kocaeli’den çıkın. Bu şehrin sınırlarını geçtikten sonra, sürekli radarları dikkat etmeniz lazım. Aksi halde, evinize ceza makbuzu geliyor.
Ama bizim ilimizde hiç yok. En azından D-100 İzmit geçişinde  radarla kontrol yapılması gerekmez mi.. Kocaman kamyonlar, kocaman kasalı  hafriyat kamyonları, bu şehrin içinde hiçbir kural tanımadan son gaz gidiyorlar. Hele hele bazı hafriyat kamyonları var ki, tam anlamıyla küstahlaşıyorlar. D-100 İzmit geçişinde radar kontrolü yapılmalı. Hiç değilse, kamyonların hızları denetlenmeli. Radar kontrolü yapıldığı bilinirse, herkes arabasını daha dikkatli kullanır. Bizim burada ne D-100’de, ne D-130’da radar kontrolü yok. Sapanca yolunda yok..  Konulsun radarlar yolların kalabalık olduğu saatlerde,  hız sınırını aşan, kuralları ihlal eden cezasını alsın. Kandıra yolunda yaz aylarında radar olsun. Her yerde denetim var da, neden bizim burada trafik denetimi açısından hiçbir şey yapılmıyor.
Bu yazı toplam 894 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37