1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Güzel günler göreceğiz; güneşli günler
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Güzel günler göreceğiz; güneşli günler

A+A-

 

15 Temmuz gecesi hepimiz çok büyük kabuslar yaşadık. Eğer o gece hain darbeciler hedeflerine ulaşmış olabilse, bugünlerde ne ben bu yazıları yazabiliyor ne siz okuyabiliyor olabilirdiniz.

Çok büyük zorluklarla, çok büyük mücadeleler sonunda kurduğumu, 100’üncü yılını kutlamaya hazırlandığımız Cumhuriyetimiz yıkılmış olacaktı. Bir kalkışma yaptılar. Haince, küstahça, bütün ulusu hedef alarak.. Ama bu ülkenin insanları, bu kalkışanlara izin vermedi.

Geçenlerde de yazdım. 14 Temmuz’daki Türkiye’de her şey yolunda gitmiyordu. Düşmanlaşmıştık. Birbirimizi sevmez olmuştuk. Kendimizden olmadığını düşündüğümüz insanların hiçbir iyi tarafını göremiyorduk. Sürekli birbirimize hakaret ediyor, sürekli olarak daha fazla kutuplaşıyorduk.

Şimdi birbirimizi daha iyi tanımaya başladık. Önümüze bir ortak düşman çıktı. O düşman ki hepimizin ortak paydası olan Cumhuriyet’i yıkmaya kalkmıştı. Biz belki bazı ayrıntılarda, ülkenin geleceği ile ilgili kimi konularda birbirimize ters düşüyorduk ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yaşaması ve güçlenmesi konusunda hepimiz aynı taraftaydık.

Şimdi bu tarafımız ortaya çıktı.

Belki hala FETO tehlikesi devam ediyor. Belki bu ülkenin bazı köşelerinde birileri suikast hazırlıkları yapıyor. Ama bugün daha güçlüyüz. Çünkü birbirimize yaklaştık.. Birbirimizi daha yakından tanımaya, karşılıklı olarak birbirimizi daha iyi anlamaya başladık.

……….

15 Temmuz kalkışmasının asıl hedefi elbette Cumhuriyet’i yıkmaktı. Ama bunu yaparken, bu ülkenin halklarını da birbirine düşürmeyi, bir iç savaş çıkmasını hedeflemişlerdi. Mezhep savaşları çıkartacaklardı. Irklar arasında düşmanlıklar körüklenecek, insanlar sokakta birbirini vurmaya başlayacaktı. Hedef buydu. Dindarlar ile Kemalistler birbirine girecekti.

Bütün bunlar hedeflenerek başlatılan bu küstah girişim, şimdi Türkiye’de bambaşka bir hava estiriyor.

15 Temmuz gecesinden buyana insanlar sokaklarda “Demokrasi Nöbeti” tutuyorlar. Devlete, seçilmiş hükümete, seçilmiş Cumhurbaşkanı’na sahip çıkıyorlar. Hepimiz biliyoruz ki Demokrasi Nöbetleri’nde sadece AK Parti’ye oy verenler yok. 14 Temmuz’a kadar bu hükümete, Cumhurbaşkanı’na çok kızanlar da Demokrasi Nöbeti’nde kendilerine vazife çıkartıyorlar.

Pazar günü, CHP İstanbul Taksim Meydanı’nda çok büyük bir “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi” düzenledi. 14 Temmuz öncesi CHP böyle bir toplantı düzenlemeye kalksa, iktidar izin verir miydi?.. Taksim Meydanı’na çıkan bütün yolları polis tutar. İnsanlar biber gazı dumanında boğulurdu.

Pazar günü on binler Taksim’de toplandı. AK Partililer de geldi. Nasıl Demokrasi Nöbetleri’ne 14 Temmuz’a kadar hükümeti, Cumhurbaşkanı’nı düşman gibi görenler katıldıysa; Taksim mitingine de, CHP’yi düşman gören, dinsiz imansız gören kesimlerden önemli katılım oldu.

Yan yana durduk. Ellerde sadece Türk Bayrağı vardı.

Bu ülkede “Atatürk sevgisi”nin bitmediğini gördük.

……….

Hiç kuşkusuz Türkiye’de siyaseten AK Parti bugün için hala çok güçlü. Bugün Cumhurbaşkanı çıkıp, halktan bir şey istese ya da seçim olsa, yüzde 50’nin üzerinde, hatta belki yüzde 60’larda bir destek verilecektir. Ama görüldü ki, bir de öbür taraf var. Üstelik öbür taraf da çok az değil.

Şimdi Cumhurbaşkanı çok daha sıcak, çok daha kucaklayan açıklamalar yapıyor. Cumhurbaşkanını sevmeyen, hatta nefret eden insanlar gördüler ki, “Erdoğan gerçekten cesur adam”dır. Erdoğan, “Cumhuriyeti sahiplenen” adamdır.

Erdoğan’ı çok seven, O’na muhalif olanlardan nefret edenler gördüler ki, CHP ve Atatürkçüler bu devletin düşmanı değildir. Atatürkçüler, CHP’liler, MHP’liler de demokrasiden, Cumhuriyet’ten yanadır. Gerektiğinde, seçilmiş, meşru iktidarların, Cumhurbaşkanlarının yanında olabilirler.

Cumhurbaşkanı muhalefet liderlerini Beştepe’ye davet ediyor. Bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gitmemekte ısrar eden Kılıçdaroğlu da daveti kabul ediyor.

Oturup konuşabiliyorlar. Birbirlerinin gözlerinin içine bakarak el sıkışabiliyorlar. Devletin zirvesindeki bu tablo, hızla sokağa, topluma da yansıyor..

14 Temmuz öncesi Türkiyesi’ndeki siyasi kutuplaşma; en az devlet içinde yıllardır yapılanıp, bu kalkışmaya girişenler kadar tehlikeliydi. Cumhuriyetin sağlıklı devamı açısından riskliydi. Şimdi, hem darbe girişimini püskürten, hem birbirini anlamaya başlayan bir ulus haline dönüşüyoruz. Bu gidişat, kuvvetle muhtemeldir ki, ülkemizin daha sağlıklı demokrasiye doğru yürümesinde çok önemli bir itici güç olacaktır.

Birbirimizi çok sevmek zorunda değiliz. Ama birbirimizi anlamak zorundayız. Birbirimize tahammül etmek, yeri geldiğinde ortak düşmana karşı devleti, Cumhuriyeti, demokrasini korumak uğrunda kol kola girebilmek zorundayız.

Şimdi bu yönde hızla ilerliyoruz. Ben gerçekten çok mutlu ve çok umutluyum. Taksim Meydanı’nda on binlerin haykırdığı, Nazım Hikmet’in dizelerinin gerçek bir umut olduğuna inanıyorum:

“Güzel günler göreceğiz; güneşli günler.”

Bu ülke, bu ulus bunu gerçekten hak ediyor. 

Bu yazı toplam 2284 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum