1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. GÜZEL OLMAYI KİM İSTEMEZ?
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

GÜZEL OLMAYI KİM İSTEMEZ?

A+A-

Rahmetli  baba anneciğim  “ Kızım  insan  kendini  güzel  görmez,  beğenmezse,  çatlar. Bir  kadın  hangi  şartlarda  olursa  olsun  kendisini  güzel  göstermek  için   elinden  geleni  yapar. Ahh,  ah,  amma  vermediyse  Mabut  neylesin  Kral  Mahmut” derdi.  Sonrada  hep  birlikte  gülerdik. Tabi  o  zaman   bu  sözün  ne  anlama  geldiğini  bilemezdim.  Ne  zaman ki  genç  kız  olmaya  başladık,  o  zaman  anladık   bu  sözlerin  ne  kadar  ince  bir  konu  olduğunu. Sadece  incelikle  kalsa,  hassas,  kırılgan,  arayışlarla  dolu,  endişe verici  bir  konu.                      Ancak  bir  o kadar da  göreceli  bir  kavram. Güzellik.  Yani  sadece  yüz  olsa,  hadi.                 Yüz  ve  yüz de  yer  alan  organlar,  saç,  vücut,  giyim  kuşam.  Hepsi  sadece  güzel  görünmek  için.  Şık,  temiz  ve  bakımlı  bir  kişi  olarak  kabul  görmek  için.  Hem de  kadın  erkek  ayrımı  olmadan.  Kadınlar  birazcık  önde  gibi  görünse de,  erkekler  bu  konuda  oldukça  başarılı.  İddiaya  varım.  İnsanlığın   özgürlüğünü   her  alanda   marjinal  bir   biçimde   yaşaması  yaygınlaşan   şu   yüzyılda,   öne  geçtiler  dahi  diyebilirim.

Evet  sevgili  okurlar.  Güzellik,  güzel  olmak  ve  güzel  doğmak.  Allah’ın   insana  bir  lütfu  herhalde.  Eskilerin  dediği  gibi,  birde güzel  yüzü  ruhuna  yansıyorsa,  o  insan  çok  şanslı  addedilir.  Madalyonun  diğer  yüzüne  misallerle  girecek  olursak,   eskiler  şunu da  derler  ya. “Allah  insana  çirkin  talihi  versin”. Artık  bu  düşüncelerin  yorumunu  sizlere  bırakıyorum.  Yazdığım  tüm  olasılıklara  karşın  birde  şöyle  der   uzmanlar.  Çirkin  kadın  yoktur, bakımsız  kadın  vardır.  Ben  bunu  yine  cinsiyet  ayırımı  yapmadan  ele  almayı  daha   uygun  buluyorum. Her  insan  aynanın  karşısına  geçtiği zaman   kusursuz  bir  yansıma  görmek  ister  dedik.  Dedik te,  bu  herkes  için  geçerlimi   sorusuna  da   cevaben  bir  şeyler  söylemeliyiz. Tabiatıyla  bu  konunun  uzmanı  değiliz.   Ama  arkadaş  topluluklarında   sıkça  sohbet  konusu  olan  estetik  ve   plastik  cerrahinin  nelere  kadir  olduğunu da  biliyoruz  herhalde. Dahası,  bu  konularda  her  kafadan  bir  ses  çıktığını   ve  onlarca  spekülasyona  maruz  kaldığını.  Biliyoruz  bilmesine de,  işin  detayını  veya  doğrusunu,  yanlışını  bilmek  pek  kolay  değil  malumunuz.

  İlk  önce  bu  konuda  kendi  bakış  açımı  bir  kez  daha  hatırlatmak  istiyorum.  Ben, eğer o  kişiyi  mutlu  edecekse,  yaşama   bağlayacaksa  veya  sağlığına  katkı  olacaksa  estetiğe  sıcak  bakıyorum. Uçuk  bir  durum  olmadığı  ve  maddi  olanakları  el  verdiği  sürece  neden  olmasın? Ancak  son  günlerde  birbirine  benzeyen  dudaklar,  kaşlar,  dolgu  yanaklar  ve  dolayısıyla  aynı  görüntüye  sahip  bir  dünya  kadın  dolaşıyor  her  yerde. Bu  durum  pek  iç  açıcı  değil  tezini  kabul  ediyorum. Güzel  olmak,  hoş  görünmek  başka. Acayip  bir  görünüme  bürünerek  başka  bir  kişilikle  ortaya  çıkıp,  gülünç  olmak  çok  daha  başka. Bunları  savunmadan  masum  dokunuşlara,  yine  erkek  kadın  ayırt  etmeden  herkesin  hakkı  olduğuna  inanıyorum. Evet,  gelelim  artık  şu  sihirli  sanat  denen  estetiğe.                                    Aldığım  bilgiler  doğrultusunda  estetik  ameliyatları  sağlığı  tehdit  eden  cinsten  veya  kazalar  sonucu  organ  yenileme  olmadığı  sürece   sosyal  hakların  dışında  kalıyormuş.   Ama   nefes  alma  zorluğunda  burun,  sırt  ağrılarına  sebebiyet  verecek  derecede  büyük  ise  meme,  aşırı  büyüme  sonucu  verdiği  sıkıntı  sağlığı  tehdit  ediyorsa   karın  ameliyatlarını,  SSK  karşılıyormuş. Gerçi  bu  tür  sıkıntıları  olanların   işin  ehli  bir  doktorla  görüşme  yapmalarının  gerekli  olduğunu  bildiklerini   sanıyorum.  Veya  mutlaka  yapmaları  gerektiğini  hatırlatmak  istiyorum.  Kaliteli  ve  huzurlu  yaşamak   herkesin  en  doğal  hakkı.  O nedenle  tıbbın   ve  teknolojinin  harikalar  yarattığı  zamanımızda  aynalara  küsmenin  bir  alemi  yok   diye  düşünüyorum. Bu  işin  ehli  bir  Uzman  doktorla  yaptığım  söyleşinin   en  önemli  bölümü şöyleydi. “ İnsanlar  böyle  bir  operasyonu  çok  ama  çok  ehil  ellerde  yaptırmalıdır. Buna  Lazerle  yapılan  müdahaleler de dahil. Her  gün  mantar  gibi  çoğalarak  büyüyen  “Güzellik  Merkezleri”  adı  altında  açılan   yerlere   kendilerini  ve  paralarını   kaptırmasınlar.  Oralara  gidiyorlarsa da,   diplomalı  hocaları  var mı   diye   araştırsınlar.                Son  pişmanlık  fayda  etmez.  Kötü  sonuçlarla  karşılaşa  bilirler.  Onun  dışında  onlarca  çeşidi  olan  estetiğin  ve   diğer  operasyonların  insan  sağlığına  bir  zararı  yoktur.                         Bilhassa,  tam  aksine  yaşamı  sevmemizi  sağlar”  Yaaa  işte  böyle  dostlar.                                  Kendinizi  sevin.  Eğer  gerekiyorsa,  küçük  küçük  yenilenmelerle   şımarta  bilirsiniz de.                 Ama  hayata  küsmeyin. Şunu  unutmayınız ki,  kendinizi  sevdiğiniz  an  dünyanın    en  güzel  insanı  sizsiniz.                                 

Bu yazı toplam 1382 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum