1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. “Hafta sonu gelsin, yemekler yensin!”
“Hafta sonu gelsin, yemekler yensin!”

“Hafta sonu gelsin, yemekler yensin!”

Coca Cola’nın yeni reklâm sloganını duydunuz mu? Bir reklâm sloganı bile kapitalizmin ne kadar acımasız ve insanlık dışı bir sistem olduğunu anlatmaya yetmiş. Evvela bu slogandan çıkaracağım

A+A-

Coca Cola’nın yeni reklâm sloganını duydunuz mu? Bir reklâm sloganı bile kapitalizmin ne kadar acımasız ve insanlık dışı bir sistem olduğunu anlatmaya yetmiş.

Evvela bu slogandan çıkaracağımız ilk ders, hafta sonu gelmeden adam gibi yemek yiyemeyeceğimiz gerçeğidir. Çünkü kapitalizmde, “vakit nakittir” şiarından hareketle hayatın anlamı çalışma zamanı içerisinde karşılığını bulur.

Durmaksızın çalışmak, durmaksızın üretmek bizden istenen işte budur. Haliyle, çalışmaktan ne yemeğe fırsat kalır, ne de içmeye… Bu yüzden güzel bir yemek ziyafeti çekmek için hafta sonunu beklememiz gerekir. O da, mesaimiz yoksa ve hepsinden önemlisi bu ziyafeti çekecek paramız varsa! Güzel bir yaşam sürmek için ise emekliliği beklememiz gerekir.

Tarihsellikten uzak eksik bilinçlerde kapitalizm ebed müddet varlığını koruyacak bir sistem olarak algılanıyor. (Hayek, kapitalizmin bu denli içselleştirildiğini görseydi yaradana bin kere şükür ederdi herhalde.)

Niye en verimli çağımızda eşek gibi çalışıyoruz da, yaşlılığımızda vücudumuz iflas etmişken ve sağlık sorunlarıyla boğuşurken bizden çalışmamanın yani emekliliğin keyfini çıkarmamız isteniyor?

Dünyada son yüz elli yıldır kapitalizmin krizi kıtlıktan değil aşırı üretimden kaynaklanıyorken niçin haftanın altı günü çalışmamız isteniyor?

Dünyada üretilen her şey herkese yetiyorken, bütün mesele paylaşım sorunuyken niçin emeklilik yaşını daha yukarılara çıkarmak için uğraş veriyorlar?

Bugünkü üretim tarzı, kol emeğini büyük ölçüde gereksiz kılmışken insanlık dışı çalışma koşulları niçin hâlâ varlığını koruyor?

“Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp”, “Sen işlersen mal işler, insan öyle genişler”, “Yazın gölge hoş, kışın çuval boş”, “Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına”, “Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar”, “Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer”, “Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz”, “Zahmetsiz rahmet olmaz”, “, “Emek olmadan yemek olmaz”, “Kazanmayanın kazanı kaynamaz”, “Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir”, “Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir”, “Leyleğin ömrü laklakla geçer”, “Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin”…  Bu ve bunun gibi bir sürü atasözü, deyim, hadis vs. ile yıllarca bize çalışmanın erdeminden söz ettiler…

Çalışma üzerinden ahlâkçılık taslayanlar neden insanın insanca yaşama hakkını savunmaktan imtina ediyorlar?

Muzır Neşriyat Koruma Kurulu, geçenlerde Harakiri dergisine 150 bin lira para cezası kesti. Gerekçelerden biri evlilik dışı ilişkiyi özendirmek diğeri ise Türk halkını tembelliğe sevk etmek idi… İnsanların çalışmaktan bitap düşmesini, sağlıksız koşullarda çalışmasını sorun etmeyen kurul, bir mizah dergisindeki karikatürleri ne kadar da önemsiyor değil mi?

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.