1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Hala adalet var; basın özgürlüğü de 
Hala adalet var; basın özgürlüğü de 

Hala adalet var; basın özgürlüğü de 

Yaklaşık 1.5-2 ay önce bu sütunlarda siz değerli okurlara ilginç bir konudan söz etmiştim

A+A-

Yaklaşık 1.5-2 ay önce bu sütunlarda siz değerli okurlara ilginç bir konudan söz etmiştim. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’nün, Av.Emine Eda Öztürk aracılığıyla hakkımda yaptığı suç duyurusunu anlatmıştım.

İl Emniyet Müdürlüğü, benim Türk polisine hakaret ettiğimi, küçük düşürdüğümü iddia etmiş yargılanıp cezalandırılmamı istemişti. Söz konusu yazı bu yılın başlarında yazılmıştı. Tütünçiftlik’te sahipsiz bir paketin bomba olabileceği ihtimali üzerine olay yerine bomba uzmanı gönderilmişti. O günler, Türkiye’de bombalı terör korkusunun çok yaygın olduğu günler. Bomba uzmanı şüpheli pakete fünye bağlamış, uzaktan patlatmak istemiş. Ama fünye patlamamış. İkinci bir fünye takmış, o da patlamamış. Bomba uzmanı da kızıp, pakete tekme atmış. Paketin içi boş çıkmış.

Bu ajansların, muhabirimizin geçtiği bir haberdi. Bu haber üzerine, ben bu kentte bir köşe yazarı olarak aslında fazla uzun olmayan bir yazı yazmış, durumu biraz da mizah katarak eleştirmiştim. 

İl Emniyet Müdürlüğü “Türk Polisine hakaret, polisi küçük düşürmek” iddiasıyla hakkımda şikayetçi olmuştu. Gazeteye polis gelmiş, bana kararı tebliğ etmiş, polise gidip, ifade vermem istenmişti.

Aslında Emniyet Müdürlüğü sadece bana dava açmamış. Gazetenin imtiyaz sahibi Recep Haldız, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahmet Serimer de sanık gözüküyordu. 

Ben tebligatın geldiği gün polise gittim. Doğu Kışla Parkı içindeki Polis merkezine ifade vermeye geldiğimi söyledim. Genç bir polis (uzun saçları arkadan örgülü, erkek polis) ifademi almıştı. Hatta “Avukat çağırabilirsiniz” demiş, istememiştim. Söz konusu ifademde, “Ben polisle ilgili pek çok yazı yazıyorum. Burnumun dibinde silah atılıyor. İhbar ediyorum gelmiyorlar. Yasayı uygulayıp, otoyoldan geçmesi gereken ağır vasıtaları otoyola göndermiyorlar. Kavşakta trafik düzeni için görevlendirilmiş, ellerinde cep telefonu ile oynuyorlar. Bunları yazınca bir şey söyleyemiyorlar, ama patlamayan fünyeye kızan polis şüpheli pakete tekme attı diye yazdığım için beni buralara getirtiyorlar” gibi bir savunma yapmıştım. 

Doğrusu, hakkımda dava açılmasını, mahkemeye çıkartılmayı bekliyordum. Bu işi yıllardır yapıyorum. Çok enderdir yasalarla başımın derde girdiği. En küçük bir sabıkam, cezam da yoktur. Gideriz, mahkemede de kendimizi anlatırız diye düşündüm. 

Bana göre, İl Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı büyük bir saçmalıktı. Her şeyden önce dava açacaklarsa sadece bana açsınlar. Gazetenin sahibi Recep Haldız’ı, Sorumlu Müdür Ahmet Serimer’i neden karıştırıyorlar?. Onların bu işle bir ilgisi yok ki. 

SAVCININ DERS NİTELİĞİNDE MÜTALAASI
Neyse, polise gittik, ifademizi verdik,  tutanağı imzaladık. Geçen gün Adliye’den bir resmi zarfı eve getirip bırakmışlar. Eşimden imza da almışlar. Ben zarfı açarken, acaba mahkeme tarihi nedir diye açtım. Ama içinden bir Cumhuriyet Savcısının ders niteliğindeki mütalaası çıktı.  Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Burak Erdoğan’mış. Hiç tanımam. İsmini bile duymadım. Bakın savcı ne yazmış:

“(…) Tüm dosya kapsamında yapılan incelemelerde Şüpheli İsmet tarafından Özgür Kocaeli Gazetesinde yazılan yazıda, haber niteliği taşıyan bir olayla ilgili düşüncelerin paylaşıldığı, yazının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, devletin önemli kurumları ve şahsiyetleri ile ilgili basında bu şekilde bir takım eleştirilerin olabileceği, dolayısıyla olayda atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla; 

Şüpheli hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA, 
karardan birer suretin  müşteki kurum vekiline ve şüphelilere TEBLİĞİNE , …..CMK’nın 172 nci  maddesi gereğince karar verildi.”

Evet, Türk adaletini çok tartışıyoruz. Adaletin terazisinin zaman zaman şaştığını da hepimiz kabul ediyoruz. Türkiye’de çok sık ve yaygın şekilde basın özgürlüğünü de tartışıyoruz. Türkiye’de basının gerçek anlamda, tam olarak özgür olmadığını da hepimiz biliyoruz.
Ama işte Cumhuriyet Savcısı Burak Erdoğan’ın, İl Emniyet Müdürlüğü’nün bana yönelik çok saçma suçlaması ile ilgili kararı. 

“Basın devletin önemli kurumlarını eleştirmekte özgürdür” diyor. ”Fikir özgürlüğü vardır” diyor. Bence önemli ve örnek bir karar. Türkiye’de “Hiç adalet yoktur” demek bu ülkeye haksızlıktır. “Türkiye’de hiç basın özgürlüğü yoktur” demek de bu ülkeye haksızlıktır. 

Belki eksiktir. Belki zaman zaman hatalıdır. Ama Türkiye’de adalet vardır. 
Bir gazeteci yazısını kuralına göre yazıyorsa, yazdıkları doğruysa, o gazetecinin basın özgürlüğü ile korunması mümkündür. 

Aslında bu kararı alan, ders niteliğindeki bu mütalaayı yazan Cumhuriyet Savcısı Burak Erdoğan ile tanışmak, elini sıkmak da isterim. 

Tabii, hala adalet var, hala basın özgürlüğü var diyerek, biz gazetecilerin de herkese gelişigüzel hakaret etme hakkı bulunmuyor. Kişilerin haklarına saygılı olmak, kişilere iftira atmamak, yalan haber yazmamak gibi sorumluluklar da gerçek gazetecilerin omuzlarında taşıdıkları kurallar olmalıdır. 
……………..
Değerli okurlar. Zor bir iş yapıyoruz. Bu şehirde her gün hala binlerce kişi tarafından okunan, güvenilen bir gazete hazırlıyoruz. Yaklaşık 10 günden beri iki editörden Metin Karan, rahatsızlığı nedeniyle istirahat durumundaydı. Ben her gün, kendi yazılarımı yazıyor, Ahmet Serimer’in Perde Arkası sütunlarını redakte ediyor, bir de gazetenin birinci sayfasını hazırlıyorum. Gazetenin geri kalan tarafını (Spor sayfalarının ayrı bölümü, 2’nci sayfanın ayrı editörü var) Ali Gündoğdu ile Metin Karan yapıyorlar. Metin Karan’ın istirahatte olduğu günlerde, Ali Gündoğdu hiç hafta tatili de yapmadan büyük bir özveriyle çalıştı. 

İyi gazeteler yaptığımızı düşünüyorum. Metin Karan bugünden itibaren sağlıklı hali ile yeniden dönecek. Umuyorum, önümüzdeki günlerde ben sizlerden bir süreliğine izin rica edeceğim. 

Saygılar, sevgiler. Huzurlu ve sağlıklı günler dilerim… 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.