• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 7 °C

Hala “Mesafeye göre ücret” sistemi yok

İsmet ÇİĞİT

Eli kulağında.. Bayram ertesi toplu taşıma ücretlerine yeni bir zam gelecek.

Halen İzmit şehir içinde minibüs ücreti 2.10 TL. Yeni zamla tam bilet ücreti, büyük olasılıkla 2.25 TL olacak.

Birinci geçitten bindiniz minibüse, 2’nci geçitte indiniz. Elinizde “beleş seyahat” kartı yoksa, Kent Kart’ınızdan  2.25 Kuruş eksilecek..

Birinci geçitten minibüse bindiniz, taa Umuttepe’ye gittiniz. Yine 2.25 TL.. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir şehirde böyle ucube bir toplu taşıma sistemi yok..

Bırakın toplu taşımayı minibüsle mi, belediye otobüsü ile mi yapalım tartışmalarını bir kenara. Bırakın tramvay mı, teleferik mi, monoray mı, metro mu olsun tartışmalarını bir kenara. Biz bu şehirde daha toplu taşıma sistemine çağdaş bir ücret tarifesi getiremedik.

Oysa artık bu sistem çok kolay.. Kart sistemi ile Türkiye’de bile bütün şehirlerde, “mesafeye göre ücret” sistemi uygulanmaya başlandı. Bizim şehrimizdeki, “nereye gidersen git, aynı tarife” sistemi, toplu taşıma hizmeti verenler için de alanlar için de eziyet ve kayıp..

Kısa mesafeye 1 TL alınır. Uzun mesafe 5 TL olur.. Sadece bu sisteme uygun durakları kuracaksınız. Yolcu, kartını minibüsün içinde değil, minibüse bindiği durakta okutur. Sonra, indiği durakta bir daha okutur.. Toplu taşıma aracı ile kaç kilometre yol gittiyse, o kadar para öder.

Büyükşehir Belediyesi, tramvay yolu yapmaktan önce bu sistemi kurmalıydı. 200 küsur büyük otobüs almadan önce bu sistemi kurmalıydı. Sadece şehir içinde değil, kentin her köşesinde “mesafeye göre ücret” sisteminin şimdiye kadar çoktan kurulmuş olması gerekirdi. Büyükşehir’in hiç niyeti yok. Bu yönde bir çalışması da yok.

Yakındır, toplu taşıma ücretlerine yeni zam açıklanacak. Minibüsçü de, bu sistemden rahatsız. “Fiyat yükseldikçe, kısa mesafede yolu alamaz olduk” diyorlar.  1 kilometre giden vatandaş ile 30 kilometre giden vatandaşı, aynı fiyattan taşıdıkları için kendilerini suçlu hissediyorlar.

Büyükşehir Belediyesi’nin, artık bir sonraki toplu taşıma zammına kadar, bizim şehrimize "şu mesafeye göre ücret” sistemini yerleştirmesi gerekiyor.

*Silah sesiyle adeta müzik yapıldı

Bizim buraların kültüründe böyle bir şey yoktu. Hoş, geçmişte mafyamız çoktu. Çek-senet mafyası belinde silahla gezer, kafasını bozanın topuğuna sıkardı.

Ama bu şehir, böyle  silahla haşır neşir değildi.. Arefe günü gecesi ve bayram sabahı bu kent adına utanç olmuştur. Başiskele, Kartepe, Gölcük’teki silah seslerini bir kenara bırakın.. Şehrin göbeğinde, İzmit’in merkez mahallelerinde bile, havaya silah sıkıldı.

Eline tabancasını alanlar, adeta şov yaptılar. Birbirleri ile yarıştılar.

Küçük çaplı, muhtemelen 6.35’lik tabancalar da vardı. Bunların sesi, cılız çıkıyordu. Ama büyük, otomatik tabancalar sıkıldı. Müthiş ses çıkartan türden.. Bir yönden (Pat-pat-pat-pat) geliyor.. Öbür taraftan (Bom-Bom-Bom- Bom) sesleri. Otomatik tüfekle şarjör boşaltanlar oldu. Pompalı tüfeğini boşaltanlar. Her halde, bayram sabahı, savaşın devam ettiği bölgelerde ve ülkelerde bile bu kadar çok silah sesi duyulmamıştır.

Bildiğim kadarıyla, bir tek silah sesine yönelik bile bir işlem yapılmadı. Gözaltında bir kişi bile yok. Kim bu silah sahipleri.. Nasıl silah bulunduruyor, ne cüretle böyle ulu orta yerleşim alanlarının içinde bu silahları sıkıyor? Neden hiç kimse, hiçbir polis, hiçbir jandarma, her geçen bayram daha çılgın bir hal alan, bayram dışı günlerde de artık çok sık rastlanan bu “Meskun mahalle silah sıkma” olayına  müdahale etmiyor? Serbest mi silah taşımak. Artık suç değil mi meskun mahalde havaya sıkmak?

Sanki silah sesleri ile bestelenmiş bir müzik eseri icra ediliyor gibiydi. Büyük bir senfoni orkestrası, her biri farklı ve kendine özgü ses çıkartan müzik aletleri ve bunları  büyük bir cesaretle kullanan müzisyenler.. Tabanca sahipleri, birbirlerine gösteri yaptılar, “Benim silahımın sesi, seninkini bozar” gösterisi yaptılar. Bir silah sahibi, arka arkaya 7 mermi sıktıysa, bunu duyan diğer silah sahibi, 14’lüyü boşalttı.

Av tüfeği falan değil bunlar. Oysa, çocukluğumuzda oynadığımız, “çata pat “ bile yasak. Ama  bizim ilimiz, silah sesleri ile inliyor..

Belki bekliyorlar, “Bu İzmit’i, İzmitli’yi de alıştırırız” diye bekliyorlar. Ben alışamadım. Alışamıyorum. Silahtan oldum olası nefret etmişimdir. Şimdi, bayram sabahlarında bu şehirde bu denli sorumsuzca, küstahça silah sıkılıyor olmasını içime sindiremiyorum.

 

Közz’de Mustafa, Vidimo’da Gürbüz

Bayramın birinci günü, her zamanki gibi erkenden işe geldim. ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesi’nde bayramların geleneğidir. Bayramın birinci günü sabahı çalışanlarımız ile işe başlamadan önce birlikte kahvaltı yaparız. Yeni binamızdaki ilk “bayram kahvaltısı”nı yaptık.

Benim bayram ziyareti programım kısıtlı. Annem, kaynanam ve Fikret Efe.. Öğlen saatlerinde annemin evinde ailece buluştuk. Gazetede hareketli bir gün oldu. İş bittikten sonra, bir de kayınvalide ziyareti. Sonra,  İzmit Sahili’ndeki balıkçı lokantalarından eski Kalabalık’ın yeni haline gittik. Kalabalık, Ramazan’da değişti. Baştanbaşa yenilendi. Adı KÖZZ oldu. Artık balık değil, et-kebap lokantası. Gerçekten çok emek verilmiş KÖZZ için. Mekan tamamen değişmiş. Bahçede, her birinde mangal bulunan masalar var. En önemlisi, bence bu bölgenin en büyük Kebap Ustası olan Mustafa Usta transfer edilmiş. Mustafa Usta yıllarca, Acısu Parkı mevkiinde, bir büyük binanın bodrum katındaki kendi mekanında, sınırlı sayıdaki kendi müşterisine kebaplarını sunardı. O mekana, ailece gidemezdiniz. Sıkıntılı bir yerdi. Ama kebap mükemmel olduğu için benim sık sık uğradığım bir yerdi. Diyarbakırlı Kebapçı Mustafa Usta  artık Ali Nazik’i, Urfa ve Adana Kebapları’nı,  Gavur Dağı Salatası’nı, künefesini KÖZZ’de yapıyor. Bayramın birinci günü akşamı, mükemmel bir kebap ziyafeti yaşadık.

Gece “Hadi biraz hoppidi olsun” dediler. Can kardeşim, sevgili komşun Soner Boz (eski ünlü futbolcu) ve eşi Nilgün ile birlikte, Balaban’da Fikret Efe’ye bayram ziyaretinin ardından İzmit’e geldik.

İzmit’in hala ayakta kalmaya çalışan Barlar Sokağı var. Burada iyi ki Vidimo var, iyi ki Yusuf Ziya Tom var.. Gece saat 03.00’e kadar Vidomo’daydık. Gürbüz, bayramın birinci günü yine mükemmel sahne performansı ile Vidimo misafirlerini coşturdu.

Hala, bizim İzmit’imiz de var sevgili dostlar. İyi ki bu şehirde Kebapçı Mustafa var.. İyi ki, bütün zorluklara direnen Yusuf Ziya Tom var.. Bu şehirde kebabın en lezzetlisini, müziğin en hareketlisini hala bulabiliyorsunuz.

*Mercedes taksiler görebiliriz

Hükümetin bayram öncesi açıkladığı bir dizi ekonomik tedbir, yatırımı ve üretimi arttırmayı hedefliyor. Bu ekonomik tedbirler içinde, ticari araç sahiplerine büyük avantaj getiren bir karar da açıklandı. Ticari amaçlı kullanılan araçlardan (ÖTV) kaldırıldı.

Taksi, dolmuş, halk otobüsü, kamyon ve kamyonetlerde Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranları yüzde 1 ile yüzde 145 arasında değişiyor. Bir aracın fabrika çıkış fiyatının üzerine, önce (ÖTV) konuluyor. Daha sonra, ÖTV’li fiyatın üzerine KDV biniyor.

Toplu taşımada kullanılan minibüs ve otobüsler için ÖTV oranı yüzde 1’miş. Yani, 200 bin TL’lik bir minibüsün fiyatı, ÖTV’den muaf olunca 2 bin TL düşüyor. Ama özellikle taksilerde çok büyük avantaj var. ÖTV’nin kaldırılması, buna bağlı olarak araç üzerindeki KDV yükünün de azalmasıyla, bir ticari otomobil için anahtar teslim fiyatı 60 bin TL’yse, 41 bin TL’ye düşüyor. Yani, taksisini yenileyen bir şoför esnafının, 60 bin TL’lik bir araçta 19 bin TL avantajı olacak.

Sektörün içinden bazı kişilerle konuştum. Pek çok taksici, yeni araba almayı, bu imkandan yararlanmayı düşünüyor. Anahtar teslimi fiyatları çok düşeceği için, lüks taksiler de görmeye başlayabiliriz. Ancak işin istismara açık bir tarafı da var.. Taksici, yeni olanaktan yararlanıp, “taksi olarak kullanmak” üzere, indirimli fiyattan arabayı alıp, bir süre sonra ikinci elden satmaya kalkarsa,  önemli bir rant elde edebilecek. Bu konuda bir önlem alınıp alınmadığı şimdilik bilinmiyor. Böyle bir önlem alınmazsa, ikinci el otomobil piyasası da bir hayli hareketlenebilir.

*Bu İzmit ne kadar güzel

Kocaeli’nin resmi nüfusu, 1 milyon 800 bin civarında. Normal günlerde çok sıkışık, çok bunaltıcı bir şehir.. Ama uzun bayram tatilinde boşaldı.

İzmit Şehir Merkezi’ne inmeye korkuyordum. Arabayla, Eski Garajlar’dan, Sanat Okulu’na gidene kadar perişan oluyordunuz. Bir yere arabayı koyayım da, şehir merkezinde alışveriş yapayım deseniz, buna imkan bulamıyordunuz.

Şu günler İzmit’te olmak, İzmitli olmak gerçekten çok keyifli.

Trafik yok.. Park yeri sorunu yok.. İzmit bize kalmış.. Gürültü, patırtı da yok. Bu haliyle ne kadar güzel İzmit..

Etrafta kimse yok gibi gözüküyor ama salı günü ikindi vakti, Fevziye avlusu yine tıklım tıklım doluydu. İzmit, çok güzel bir hemşerisini, çok iyi bir insanı, Ayşe Kolaylı’ya uğurladı. İzmit Lisesi’nde aynı dönemde okumuş, aynı yıl mezun olmuştuk Ayşe Yüksel ile.. Okulda herkesin sevdiği, herkesin arkadaşı hem başarılı öğrenci hem iyi bir insan olarak tanınırdı. Bu bayramın biz İzmitliler için acısı, Ayşe’nin çok ani ölümü oldu.

Ama bu uzun bayramda tatile gitmeyenler, şehri terk etmeyenler bu şehrin aslında ne kadar güzel bir şehir olduğunu doya doya yaşama imkanı buldular. Bu kentteki sıkıntıların tek nedeni, bu şehrin aşırı göç alıyor olması. Nüfusunun çok fazla artmış olması. Artık, buradan geri dönüş şansımız yok.. Şurada iki gün kaldı. Hafta sonundan itibaren yine çok yoğun bir trafikle karşılaşacağız. Yaz sonuna kadar pek fazla sıkıntı olmaz İzmit’te.. Ama Eylül’de, özellikle  okullar açıldıktan sonra, vah yine halimize..

En iyisi, İzmit’in bu günlerinin tadını çıkartmak.. Bol bol şehir içinde araba kullanın.. İstediğiniz yerde arabanızı park edin, çarşıda yürüyün.. Bir daha böyle İzmit’i kolay kolay bulamazsınız.

 

*AK Partilileri kutlamak lazım

Ramazan Bayramı’nın ilk günü, her yerde, her köşede AK Partililer vardı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, bayram namazından itibaren halkın içindeydi.

Bizim ülkemizde siyasi partiler genellikle seçim dönemlerinde reklam çalışması yapar, halka ulaşmaya çalışır. AK Parti, seçim dönemi olmasa da. Bayram günlerinde televizyon reklamları, gazete reklamları ile halkın bayramını kutladı.

Bütün Bakanlar, milletvekilleri seçim bölgelerine dağılmış, halkın arasına girmişlerdi. İlimizde bir tek Zeki Aygün, bayramı memleketinde geçirmek için Rize’ye gitmiş. Geri kalan bütün partililer halkın içindeydi. Her köşede bayramlaştılar. Halkla birlikte oldular.

Siyaset tarzlarını, üsluplarını beğenip, beğenmemek ayrı bir şey. Ama Türkiye’de halka yakın siyaset yapan, halkın içinde siyaset yapan tek partinin AK Parti olduğunu kabul etmek yazım. Üstelik bunu gösteriş olsun diye yapmıyorlar. Gerçekten kendileri de keyif aldıkları, halkla birlikte olmaktan zevk aldıkları için yapıyorlar. Kutlamak ve siyaset tarzı olarak ders almak gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1474 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37