• BIST 97.717
  • Altın 144,131
  • Dolar 3,5713
  • Euro 3,9962
  • Kocaeli 18 °C

Halkalı-Gebze arasında Havaray

İsmet ÇİĞİT

Çok net hatırlıyorum. 2000’li yılların başlarıydı. 2001 veya 2002 olabilir. Çok büyük bir deprem felaketinden çıkan İzmit, önce boşalmış, daha sonra deprem öncesinden daha kalabalık, daha karmaşık hale gelmişti. Şehir içinde trafik hiç ilerlemiyordu.

O günler.. Uzun yıllardan beri Avustralya’da yaşayan, her yaz tatilinde memleketi İzmit’e mutlaka gelip, hasret gideren, Avustralya’dan bile benim yazılarımı takip eden bir okurum, gazetenin eski binasındaki odama gelmişti. Yenidoğan Mahallesindeki yakınlarının yanında kalıyormuş. Yenidoğan’dan minibüse binip, çarşıya  gelmiş. Gazeteye, bana gelmek istemiş.

Elinde broşürler vardı. Avustralya’da şehir içi ulaşımında en çok kullanılan taşıtları “Monoray” sistemini bana anlattı. Monoray, yerden 7-8 metre yukarıda yapılmış tek ray üzerinde giden bir toplu taşıma aracı.  Avustralya’da yerleşik okurum, “İzmit’teki trafik ve ulaşım sistemini çözmenin tek yolu bence budur” diyordu. İlgilendim,. Bu konuda birkaç yazı yazdım. Büyükşehir Belediyesi sahiplendi. Açın bakın 2004 yılındaki yerel seçimlere gidilirken Büyükşehir Belediyesi’ni yeniden aday olan Karaosmanoğlu’nun kente en önemli ve büyük taahhüdü bu monoray sistemiydi. Broşürler basıldı. Maket fotoğrafları afişleri süsledi.  Sinemalarda film yapıldı, izlettirildi.

Sonra, dönemin Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, “Monoray sistemini incelemek için” Avustralya’ya, Japonya’ya uzak doğuya gittiler.

Monoray sistemi, yolun üstünden giden bir vagon. Araçlara ayrılan mevcut yolu daraltmıyor, kapatmıyor, kazmıyorsunuz.  İzmit için projeler bile yapılmıştı.  D-100’ün refüjünden monoray geçirilecekti. Durak yerleri belirlenmişti. Sonra, “Bu İzmit’e monoray getirmek büyük iş. Biz küçük bir örneğini Sekapark içinde yapalım. Halk görsün, alışsın. Sonra şehre getiririz” denildi.

Ama Sekapark’taki küçük bir alanda bile monoray yapılamadı.

Ulusal gazetelerde okudum. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Halkalı ile Gebze arasındaki bölgede  “Havaray” adı verilen bu sistemi kurmak için harekete geçmiş.

Bizim şehrimizi yönetenler, “2014 seçimleri öncesi halka söz verdik. Bu sözden dönemeyiz. Tramvay yapacağız” diye tutturdular. Bu tramvay işinin sonunda İzmit’te neler olacak kestirmek zor. Eğer geçmişte, “Biz 2004 seçimlerinde kente söz verdik. Monoray yapmalıyız” deselerdi, şimdi İzmit yukarıdan tak ray üzerinden giden en modern, en çağdaş  toplu taşıma sistemi ile, hem trafik, hem ulaşım sorununu çözmüş olabilirdi.

Biz 2000’li yılların başlarında, “Monoray” adıyla bu çağdaş sistemi İzmit’e önerdik. Her halde 2023 yılında İstanbul bu aracı kullanıyor olacak. Allahtan Gebze’ye kadar de gelecekmiş. Belki bir gün biz de Gebze’ye gidip, Havaray’a bineriz.

KEV yara almasın

Kocaeli Eğitim Vakfı’nın (KEV) olağan genel kurulu yarın KYÖD sosyal tesislerinde yapılacak. KEV genel kurulları kent kamuoyunu pek ilgilendirmezdi. Sessiz sedasız kongre yapılır, her defasında Sefa Sirmen rakipsiz başkan seçilir, kendi arkadaşlarından oluşturduğu ekiple yola devam ederdi.

Bu defa öyle değil. KEV Genel Kurulu, Kocaelispor camiasını gerdi. Sefa Sirmen’in karşısına Bahri Yavuz rakip çıkıyor. Ben aylar önce koyduğum tavrımı hiç değiştirmedim. KEV’de değişim istiyorum. Kendi adıma vekaleti de Bahri Yavuz’a verdim.

Geçen gün Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu aradı. O da KEV mütevelli heyet üyesi. “Kongrede oy kullanma vekaletini sana vereyim” dedi.  Kongreye gitmeyeceğimi, vekalet verdiğimi söyledim.

Başkan Sirmen’le görüşmelerimiz medeni ilişkiler içinde devam ediyor. Son görüşmemizde, “Senin tavrına saygı duyuyorum. Ama yanlış yapıyorsun. Olsun, dostluğumuzu etkilemez” dedi.

Yarınki kongreden KEV, Kocaelispor camiası yara almadan çıkmalıdır. Bu kongreyi siyasi zemine çekmek isteyenler var. Bu kongre ile adaylardan Sefa Sirmen’in, ya da Kocaelispor Başkanı Bahri Yavuz’un kişisel yara almalarını uman, bekleyen, dileyenler var. Öyle olmamalı.  KEV kongresinde slogan atmanın, hırçınlık yapmanın, karşılıklı suçlamaların hiçbir anlamı yoktur.

Biz, Allah ömür verdiği sürece bu şehirde yaşayacağız. Birbirimizin yüzüne bakacağız. Başımız sıkıştığında yine birbirimize yaslanacağız. Bu şehre KEV de lazım. Kocaelispor da lazım. Bu şehre, Sefa Sirmen de lazım, Bahri Yavuz da lazım..

Şu kongreyi birbirimizi kırmadan, yaralamadan, bu kentteki önemli bir kurumun itibarını yerlere düşürmeden geçirmeliyiz. Elbette asıl hedef, Kocaelispor’u düze çıkartmak. Kocaelispor için yapılmış KEV tesislerinden başı fena halde sıkışan Kocaelispor’un faydalanmasını sağlamak.

Endişelerim var. Sert bir seçim ortamına giriliyor. Bu kongrede birbirimizi kırıp dökersek, elimizde ne KEV, ne Kocaelispor kalır. Birileri de bu durum karşısında çok mutlu olur. Yarın herkesin kongre salonunda çok dikkatli olması gerekiyor.

Ramazan gecelerinde İzmit aydınlık olmalı

Aylardır İzmit şehir merkezinde aydınlatma sorunu var. Yürüyüş Yolu bile karanlık. Alemdar Caddesi, İstiklal Caddesi, şehrin göbeğinden söz ediyoruz.  Gece hava karardığında yeterince şık yanmıyor.. Özellikle Yürüyüş Yolu bölgesini, araba farkları ile, Cafe’lerin kaldırım üzerine taşmış bölümlerindeki lambalar aydınlatıyor.

Bu durum, İzmit’e hiç yakışmıyor. Aylardır yazıyorum. Bir süre önce Başkan Nevzat Doğan’a söyledim. Doğan, “Büyükşehir’in sorumluluğu. Yetkiyi bana versinler, şehri aydınlatırım” demişti. Başkan Karaosmanoğlu’na da söyledim. Büyükşehir’in üst düzey yöneticilerine yanımda sordu:

“-Yeni proje hazırlıyoruz. Şehir merkezindeki aydınlatmayı baştan başa yenileyeceğiz. Ama bu iş birkaç ay alır” dediler.

Önümüz Ramazan.. Geceler daha bir hareketli olacak. İnsanlar, iftardan sonra çıkıp, yürüyüş yapacak. Kimileri sahura yakın vakitlerde sokaklarda olacak.  İzmit şehir merkezini bu şekilde karanlıkta bırakamayız. Avrupa Futbol Şampiyonası maçları var. Milli Takımımız maç kazanınca insanlar sokaklara çıkacaklar. Ama şehir böyle karanlık olursa, Yürüyüş Yolu bölgesi bile böyle karanlık olursa,  hiç tadı kalmaz. Büyükşehir, şehir merkezini aydınlatmak adına yeni bir proje hazırlaya dursun. Geceler uzadığında, önümüzdeki sonbahar sezonunda bu yeni sistemin kurulmasını bekliyorum. Ama yaz gecelerinde de insanlar iftar sonrası yürüyüş yapmak, bir dondurma yemek ya da Milli Takım’ın zaferini kutlamak için sokağa çıktığında şehrin aydınlık olması lazım.

Bu konuda geçici önlemler alınabilir. En azından Yürüyüş Yolu Bölgesine birkaç tane yüksek ışık veren aydınlatma lambaları konulabilir. Ramazan’ı karanlık İzmit’te geçirmeyelim. Asayiş için de, huzur için de, Ramazan gecelerini doya doya yaşamak için de bu şarttır. Lütfen, İzmit’e biraz sahip çıkalım.

Bu yıl bu kentte, uyuşturucu yüzünden kaç kişi öldü?

Çok basit bir soru soruyorum. Herhalde yetkililerin elinde bu konuda çok net rakam vardır. Sorum şu:

“2016 yılının başından itibaren, bu şehirde, Kocaeli’de uyuşturucu yüzünden kaç kişi öldü?.. Uyuşturucu yüzünden ölen insanların yaş ortalaması neydi? “

Yerel gazetelerde okuyorsunuz:

“Dere yatağında ölü genç bulundu. “

“Yol kenarında, ağaçlar arasında genç bir adamın cesedi bulundu.”

“Aracın bagajında ölü bulunan gencin, uyuşturucu kurbanı olduğu anlaşıldı.”

Daha pekçok böyle haber var. Kamuoyuna yansımayanlar var. Uzun süredir yazıyorum. Çok sık da yazdığım oldu. Bu kentte uyuşturucuya çok kolay ulaşılıyor. Adi, ucuz, uyuşturmaktan çok insanları, gençleri açıkça zehirleyen sentetik maddeler bunlar. Ucuz, kolay ulaşılıyor.

Sözde torbacılar yakalanıyor. Ama bu şehirde uyuşturucu kullanımındaki yaygınlaşma önlenemiyor. Herkes söz verdi. Herkes nutuk attı. Hala bu şehirde uyuşturucu ve madde bağımlılığı ile mücadele edecek bir sağlık kuruluşu yok. Uyuşturucuya bağlandıktan sonra hatasını anlayıp, bu illetten kurtulmak isteyen insanların tedavi için başvuracağı bir yer yok.

İnsanlar ölüyor. Baronlar kazanıyor. Bu şehirde alkol her yerde yasak, bu şehirde uyuşturucu her yerde serbest. Gençler ölüyor. Yazık oluyor. Çok yazık oluyor.

Damperli işi ne zaman bitecek?

Öyle sanıyorum ki, büyük bölümü Cephanelik alanındaki Şehir Hastanesi inşaatından geliyor. Ama şehrin çevresinde çok fazla sayıda başka inşaat da var.. Sanki, bizim kentin yolları bize yetiyormuş gibi, bir de günün her saatinde çok fazla sayıda sarı damperli hafriyat kamyonu arasında gidip geliyoruz.

Bu hafriyat kamyonları, her halde yaptıkları iş kadar, yaptıkları sefer kadar para alıyorlar. Eskiden havuz sistemi olmadan önce şehir içi minibüsleri yolcu kapmak, daha fazla sefer yapmak için birbiri ile yarışırdı. Şimdi  hafriyat kamyonları birbiri ile yarışıyor.

Zaten şehrin yolları yetersiz. Zaten çok fazla özel araç var. Otomobil taşıyan TIR’lar, transit geçen TIR’lar var. D-100’ün her yeri kapalı. “22 Mayıs’ta açılacak” denilen yol hala kapalı. Büyük işkence içinde bir de deli gibi giden, adeta küçük arabaların üzerine çıkan sarı damperli hafriyat kamyonları var.

Büyükşehir’in bu hafriyat kamyonlarına hafriyatları dökmeleri için başka yerler göstermesi lazım. İnşaat alanından çıkan kamyonların, şehir içi trafiğine girmeden bu toprakları bırakmaları lazım. Giderek Derince Limanını dolgu inşaatı da hızlanacak. Derince Limanına hafriyat, taş taşıyan kamyonlar da içimizden geçecekler.

Allah aşkına?.. Ne zamana kadar bu hafriyat kamyonu trafiği bu şehirde bu şekilde devam edecek?.. Sinek gibi ezileceğiz. Bu işe bir çare bulmak gerekiyor.

Minibüsçü yine parasını alamadı

Şubat ayında ortalık fena karışmıştı. İlimizde toplu taşıma hizmeti veren minibüslerin bağlı oldukları kooperatifler, ücretsiz seyahat kartları ile araçlarına binen yolculara isyan etmiş, devletin kendilerine para ödemesini istemişlerdi.

Minibüsçüler eylem kararı da almış, “Artık ücretsiz seyahat kartı sahiplerini arabamıza almayacağız” diye açıklama yapmışlardı. AK Parti İl Başkanı Ceyhan devreye girdi. Minibüsçülere söz verdi. Sözünü de tuttu.  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan ilimize yüklü miktarda para gönderildi. Şehiriçi ulaşımında çalışan 2 bin civarında minibüsün sahiplerinin hesabına 8’er bin TL civarında para yatırıldı. Geçmiş ayların hesabı kapatılırken, “Bundan sonra da her ay, bedava taşınan yolcular karşılığında minibüsçülere 750 TL ödenecek” sözü verilmişti.

Ama geçen iki ay için minibüsçülere sözü verilen paralar yatmamış. Yine 65 yaş üstü yolcuların, engellilerin minibüslerden ücretsiz binişlerine yönelik tepkiler başlıyor. AK Partililer devreye girmişler. “Haziran ayında üç aylık paralar ödenecek” diye söz verilmiş, şimdiler minibüsçü bekliyor. Ama önümüzdeki ay da bu “Bedava seyahat edenlerin” parası minibüsçülerin hesabına yatmazsa,  bu konuda yine ciddi tartışmalar görebiliriz.

Siz hiç merak etmeyin. Nasıl olsa, iktidar partisi temsilcileri ile minibüsçüler yine son anda bir şekilde anlaşırlar. Ancak tavsiyemdir. 65 yaş üstü ve engelli oldukları için ücretsiz seyahat kartı bulunanlar şu sıralar bol bol bu kartlarını kullansınlar.

 

Bu yazı toplam 2062 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37