1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Hasan Çevik'ten mektup var
Hasan Çevik'ten mektup var

Hasan Çevik'ten mektup var

Hemşerim, duyarlı insan Hasan Çevik'ten yeni bir mektup aldım. Dünya ölçeğinde son yaşanan olaylar ve Türkiye'deki durum hakkında görüşlerini belirtmiş mektubunda. Kendine özgü yazı biçimiy

A+A-

Hemşerim, duyarlı insan Hasan Çevik'ten yeni bir mektup aldım. Dünya ölçeğinde son yaşanan olaylar ve Türkiye'deki durum hakkında görüşlerini belirtmiş mektubunda. Kendine özgü yazı biçimiyle kaleme aldığı mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum…

“ 30 yıl süt banyosu yapacaksın, 30 milyon yoksul ve sefil insana şimdi “referandum” diyeceksin! Hüsnü geç kaldın geç! Üsküdar'da sabah oldu! Gemilerini hazırla, servetlerini yüklemeye başla! Bu dünya Çavuşesku'yu da gördü ama Olof Palme'yi unutmadı!..

Yaşlı bir kadın, yetim ve aç torunlarını oyalamak için boş kazanı karıştırıyor. Bunu duyan, gören Hz. Ömer utancından ve üzüntüsünden başını önüne eğip geçiyor oradan!

Asırlar önce söylenen sözlere bir bakın şöyle;

“Yaratılanı sev yaratandan dolayı.”

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

“Eğer bir müminin kalbini kırarsan, hakka eylediğin secde değildir.”

Allah aşkına bir de bugün söylenenlere bakın!

“…Bıraktığım yerde otluyorsunuz.”

“…Verdimse ben verdim.”

“…Seçimden önce zam yapacak kadar enayi miyim?”

“…Beyinsizler.”

“…İspat edemezlerse alçaktırlar, şerefsizdirler, namerttirler.”

Bu arada şu söyleneni de belirtelim mi;

“Bakıp ibret al yere düşen yaprağa

Bir zamanlar o da yüksekten bakardı toprağa.”

Bu millet atalarını, Nene Hatun'ları, Mehmet ve Ahmet çavuşları, ayağındaki çarıkları ülkesine verenleri unutmadı.

Din - iman edebiyatı yapacaksın, o fener, bu lamba adı altında fakir fukaradan para toplayacaksın, insanları diri diri gömeceksin, cami çıkışında Allah Allah deyip insanları yakacaksın, buna da “yüzde 99 Müslümansız” diyeceksin! Acaba tam tersidir de ben mi bilmiyorum!..

Mehmet, arkadaşı Ahmet'i özlemiştir. O gün seçim var, orada görürüm düşüncesiyle sandığa gider. Sandıkta Ahmet'in oy kullandığı görür ama Ahmet'i göremez. Bu kez telefonla arar ve nerede olduğunu sorar. Telefondaki ses;

“Ben Suudi Arabistan'da, Hac'dayım” der. Mehmet şöyle mırıldanır;

“Hem Allah'ın emrini yerine getirdin, hem de beni sevindirdin!..”

Ben de şimdi şöyle sesleniyorum;

“Milli birliğimiz bozulmadan, ay yıldızlı bayrağımız üzülmeden ölümüm, benim mutluluğumdur…”

Hasan Çevik'in mektubu burada bitiyor. Düşündüklerine, yazdıklarına katılır mısınız katılmaz mısınız bilemem ama, en azından şöyle bir düşünürsünüz sanırım!

Öyle değil mi?..

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.