1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Hasarlı binalara işaret konulsun
Hasarlı binalara işaret konulsun

Hasarlı binalara işaret konulsun

17 Ağustos 1999'daki “Yüzyılın felaketi” Kocaeli depreminin 12 nci yıldönümü geride kaldı. Açıklanan resmi rakamlara göre, ilimizde hâlâ yıkılmamış 600'den fazla ağır hasarlı bina var. Yeterince onarıl

A+A-

17 Ağustos 1999'daki “Yüzyılın felaketi” Kocaeli depreminin 12 nci yıldönümü geride kaldı. Açıklanan resmi rakamlara göre, ilimizde hâlâ yıkılmamış 600'den fazla ağır hasarlı bina var.

Yeterince onarılmamış orta hasarlı bina sayısı ise herhalde binlerle ifade edilebilir. Bu binalar kentte yaşayanlar için büyük risk. Bölgede olabilecek 5. 5-6 şiddetindeki bir depremde bile hasarlı binalar yerle bir olacaktır, bunu herkes biliyor.

Ne yazık ki bu hasarlı binalar genellikle ilimize üniversite eğitimi için başka illerden gelen öğrencilere kiralanıyor. Çok tehlikeli. Çok büyük bir günah... Ucuz fiyatla öğrenci gruplarına kiralanan bu binalar, o gençler için adeta birer potansiyel tabut.

Sakarya Üniversitesi Rektörü, kendi bölgesinde önemli bir kararı uygulamaya koymuş. Adapazarı'nda, Sakarya'nın diğer ilçelerinde de yıkılmamış ağır hasarlı, onarılmamış orta hasarlı binalar var ve bu kentte de genellikle Üniversite öğrenimi için gelen gençlere kiralanıyormuş. Sakarya Üniversitesi rektörlüğü, hasarlı ve tehlikeli binaların bir listesini çıkartmış. Kayıt için gelen öğrencilere bu listeyi veriyor, “Sakın ola bu binalardan daire kiralamayın” diye uyarıyormuş.

Önümüzdeki günlerde KOÜ'ye de kayıt için binlerce genç gelecek. Benzer bir uyarı düzeni kurmamız gerekir. Hiç değilse Valilik ya da Büyükşehir bu ağır ve orta hasarlı binaların üzerine büyük bir işaret koydurabilir.

İnsanlar yanından, önünden, arkasından gelip geçtikleri, hatta zaman zaman içine girdikleri binaların hasarlı olanlarını bilmelidir. Dahası, bu şehrin yabancısı olan, ailelerinin binbir güçlükle okusun diye gönderdiği gençlerin hayatını riske atmamak bu kentin yöneticilerinin görevidir.

Madem yıkamıyoruz, ortadan kaldıramıyoruz. Hiç değilse şu hasarlı, riskli binaları işaretleyelim. Herkes bilsin ve buna göre davransın.

Tahtaya vurun, nazar değmesin

Ekonomik göstergelerle ilgili her türlü veri önemli. Enflasyon rakamı, cari açık, büyüme hızı, kapasite kullanımı gibi rakamlar düzenli olarak açıklanıyor.

Bu istatistikler içinde en önemlisi, ekonomik olduğu kadar çok önemli bir sosyal gösterge de olan işsizlik rakamlarıdır. TÜİK geçtiğimiz hafta 2011 yılı Mayıs sonu itibariyle Türkiye'deki işsizlik oranını yüzde 9. 4 olarak açıkladı. TÜİK'in verilerine göre son bir yıllık dönemde Türkiye'de 300 bin kişi iş buldu. Yüzde 9. 4'lük oran, içinden geçilen kriz sürecinde zengin Avrupa ülkelerini bile kıskandıracak nitelikte. Türkiye'de işsizlik oranı, 2009 yılı Şubat ayında yüzde 16. 1'i görmüş, tavan yapmıştı. 2011 yılı Mayıs ayı için açıklanan yüzde 9. 4'lük rakam son 34 ayın en düşük işsizlik rakamı.

Elbette yüzde 9. 4'lük oran da az değil. Zaten hükümet yetkilileri de hedefin bu rakamı yüzde 5'e çekmek olduğunu söylüyorlar. Ama geldiğimiz nokta, Türkiye'de uzunca süre “En önemli sorun” olarak gündemde kalan işsizliğin gerilemeye başladığını göstermesi açısından önemli.

Yüksek nüfus artış oranı olan ülkemizde düşen işsizlik rakamı ciddi bir başarı. Ama fazla havaya girmemek lazım. Bu rakamları tarım, inşaat, turizm gibi mevsimlik işler çok etkiliyor. Ülkemizde sosyal barışın kurulması adına işsizlik sorunuyla mücadeleye ara verilmeden devam edilmesi, hayata atılmaya hazırlanan gençlerin umutlarının beslenmesi çok önemli…

Erken gelen “Çingene Palamutu”

Önümüzdeki günlerde ulusal medyada da sık sık balık haberleri göreceksiniz. Dün balıkseverler için ilk müjdeli haber bu gazetenin 1 nci sayfasında yayınlandı. Mevsimin ilk “Çingene Palamutu” İzmit'te balıkçı tezgahlarına düşmüştü.

Çingene Palamutu, bizim denizlerimizin en lezzetli balıklarından biri olan Palamut'un küçüğü. Normal bir palamut 2-3 kişiyi doyurur. Çingene Palamutu ise bir kişiye anca yeter.

Aslında Çingene Palamutu Ağustos ayının son haftasında ilk kez görünürdü. Bu yıl erken geldi. 1 Eylül'de başlayacak balık av dönemi öncesi Çingene Palamutu'nun gözükmesi, önümüzdeki dönemin bereketli geçebileceği konusunda olumlu bir işaret olarak gözüküyor.

1 Eylül'den sonra, Bayramla birlikte balık mevsimi başlayacak. Balık, özellikle palamut bol olursa, Türkiye'de başını alıp giden et fiyatları için bile fren olacaktır.

Dayanın balıkseverler. Ramazan bitiyor, balık av yasağı bitiyor... Bol balıklı, palamutlu, lüferli günler yakın gözüküyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.