1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Hastanelerin taşeron işçileri
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Hastanelerin taşeron işçileri

A+A-

Türkiye’de alabildiğine yaygınlaşarak uygulanan taşeron işçiliğinin her sektördeki uygulamaları insan onuruna yakışmayan pek çok örnekle doludur.

Belediyelerin park bahçelerinde, belediyelerin temizlik İşlerinde çalışan taşeron işçileri de büyük baskı, sıkıntı altında çalışırlar. Ama en ağır iş, kamu hastanelerinde görev yapan taşeron işçilerinin üzerindedir.

Kamu hastanelerinde çalıştırılan taşeron işçileri, bu hastanelerdeki bütün zor, ağır, kirli ve riskli işleri omuzlamışlardır. Tedavi gören, ameliyat olan hastaların bakımında, onların payı çok büyüktür. Müteahhit parayı toptan alır. Çalıştırdığı işçilerin maaşları aksar. Ses çıkartamazlar. Belli aralıklarla hastanelerde müteahhit değişir. Eski müteahhidin çalıştırdığı işçilerin bir kısmı işten çıkartılır. Seslerini çıkartamazlar.

Allah düşürmesin de, herhangi bir kamu hastanesinde tedavi olmanız, ameliyat olmanız gerektiğinde elbette sağlığınız için öncelikle hekimler ve kadrolu sağlık personeli çırpınacaktır ama hastanede kaldığınız süre içinde taşeron işçileri de sizin hizmetinizdedir. Yatalak hastanızın altını temizlerler. Yıkarlar, paklarlar… Yeri gelir, yemeğini yedirirler. Taşeron işçisinin mutlu ve keyifli olması, hastanelerde hastaların iyi bakımı için en önemli faktörlerden biridir.

Şu sıralar ilimizdeki kamu hastanelerinde çalışan binden fazla taşeron işçisi adına Belediye-İş toplu sözleşme pazarlığı yapıyor. Sendika ile müteahhit firmalar arasındaki pazarlık tıkandı. Tarafsız arabulucuya gidildi. Eğer bu pazarlık uzar, çıkmaza girer, hastanelerdeki kamu işçileri umutsuzluğa kapılırsa, hastanelerdeki hizmet kalitesi kesinlikle düşecektir. Yani bu iş, sendika ile müteahhit işverenler arasında kalmamalıdır. Hastane yönetimleri, hatta Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği bu pazarlığın içine taşeron işçiler lehine girmelidir.

İstenen zamlar atla deve değil. Elbette taşeron işçileri grev falan yapamazlar. Ama bu durum, işverenin eline koz olarak bırakılmamalıdır. Kamu hastanelerinden hepimiz övgü ile söz ediyoruz. Taşeron işçiler bu hastanelerdeki hizmet kalitesinin yüksekte olmasının önemli faktörlerinden biridir. İnsan gibi yaşamak, ücretlerini düzenli almak haklarıdır. Tarafsız arabulucu aşamasına gelen bu pazarlık, kamuoyunda da dikkatle takip edilmelidir.

Bu şehir bu kadar yavaş yönetilemez

Yerel yönetimler adına yapılan veya yapılmayan; sözü verildiği halde gerçekleşmeyen işler konusundaki eleştiriler görecelidir. Ama yerel yönetimlerin karar alırken, iş ve hizmet üretirken çok yavaş hareket etmeleri kabul edilemez. En azından ben kabul edemiyorum.

Size bu konuda çarpıcı bir örnek vereceğim. İlimizdeki toplu taşıma hizmeti yapan kooperatifler uzun süredir zam talep ediyorlardı. Toplu taşımada maliyetler yükseldi. İlimizdeki toplu taşıma araçları çok fazla insanı bedava taşımak zorunda. Bu da bir maliyet. Böyle bir ortamda, “Hayır zam yapılmasın” demek elbette mümkün değildi.

Bu ayın başında toplanan UKOME’de toplu taşıma ücretlerine yüzde 6 ile 9 arasında değişen oranlarda zam yapılması kabul edildi. Zam uygulaması 1 Ağustos’ta başlayacak.

UKOME’de kabul edilen zamla, İzmit şehir içinde toplu taşıma ücreti, 2.30 TL’den 2,50’ye yükseldi. Bu fiyat belli. 1 Ağustos Salı gününden itibaren uygulanacak. Ama son kararla, ilimizdeki bütün hatlarda ulaşıma zam yapıldı.

Her ilçenin kendi içindeki ulaşım ücreti var. Her ilçeden, köyden, kasabadan İzmit merkeze gelip giden araçların tarifesi var. Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesinde, eli kalem tutan bir görevli, dosyaları önüne koyacak. Eline bir de hesap makinası alacak, UKOME’de kabul edilen oranları mevcut tarifeler üzerinde uygulayıp, yeni fiyatları belirleyecek.

Her sabah gazetedeki arkadaşlara, “1 Ağustos’ta başlayacak zamlı tarifeyi öğrenin” diye talimat veriyorum. Büyükşehir’i arıyorlar, Ulaşım Dairesi’ni arıyorlar. Hep aynı yanıt geliyor, “Daha belirlenmedi. Belirleyince açıklayacağız.”

Aradan iki haftayı aşkın süre geçti. Zam oranları ortada. Mevcut fiyatlar ortada. Her gün toplu taşıma araçlarını kullanan insanların tarifeyi bilmesi lazım.1 Ağustos sabahı, Karamürsel’den İzmit’e, Gölcük’ten İzmit’e, Köseköy’den, ne bileyim Tütünçiftlik’ten, Akmeşe’den İzmit’e vatandaş kaç paraya gelecek.

Bu rakam belli olacak ki, vatandaş belki kent kartına ilave kontör yükleyecek.  Vatandaş, ağustos ayı için aile bütçesini yeniden ayarlayacak. Minibüs sahibi, 1 Ağustos’tan itibaren gelirini hesap edecek ki, buna göre belki minibüsüne ilave yapacak.

Yok, zam kararı alındı, oranlar belirlendi, ama Büyükşehir Belediyesi, ilimizdeki toplu taşıma hatlarındaki yeni ücretleri açıklayamadı.

Bu şehri yönetenlerin bu kadar yavaş hareket etmeye, halkı ilgilendiren konularda bu kadar rahat ve gevşek davranmaya hakkı olmamalı.

O Ulaşım Dairesi ki, bu kentteki tramvayı yönetecek. O Ulaşım Dairesi ki, bu kentin en büyük sorunu olan ulaşım sorunundaki sıkıntılara çare bulacak. Ama onlar, iki haftadır zam oranlarını mevcut tarifeler üzerine ekleyip, yeni yolcu taşıma ücretlerini açıklayamıyorlar. Bu insanlar böylesine karmaşık bir şehrin trafiğini, ulaşımını yönetebilirler mi? Bu insanlar bu şehirde yaşanan mevcut sıkıntılara çözüm getirebilirler mi? Takdiri size bırakıyorum.

Bari “Yol bağı” çetelerini artık ortadan kaldırın

İlimizde yapılması gereken çok iş var. D-100’e kamyon girişinin önlenmesi lazım. Ana caddelerde çift sıralı sorumsuz park yapıp, trafiği tıkayanlara hak ettikleri cezaları vermek lazım. Daha pek çok konu sayılabilir.

Ama bir sorun var ki, yıllardır giderek büyüyor ve kimse bir şey yapmıyor. Bu mevsim ilimizde çok fazla düğün, nikah, sünnet cemiyeti var. Özellikle hafta sonlarında şehrin içinde süslenmiş gelin arabaları vızır vızır işliyor. Yol bağı çeteleri kurulmuş. Çocukları kullanıyorlar. Gelinle damat, süslenmiş arabada hayatlarının en önemli anını yaşamak, en önemli imzalı atmak için nikah dairesine gidiyorlar. Veya nikah öncesi Seka Park alanına gidin, çiçekler, yeşillikler arasında hatıra fotoğrafı çektirmek istiyorlar. Yol bağı çeteleri pusuda. Gelin arabasının önüne birden bire 10-15 çocuk atlıyor. Şoför şaşkın. Arabanın içinde gelin korkuyor. Damat, teselli için O’na sarılmak zorunda.

Yol bağı çeteleri yapışkan. Çocuklara para verilmezse, arabayı bırakmıyorlar. Şoför ya onları ezip geçecek, ya zarflar içinde para verecek.

Bu iş, kesinlikle bir organize suç işi. Çocuklar gelin arabalarının önüne kendilerini atıyor, arkadaşları da, bir yerlerde onları çalıştıranlar durumu seyrediyor. Sonra alınan bahşişler o çete başlarına veriliyor. Çocuklar arkadan gelecek yeni bir gelin arabasını beklemeye başlıyor.

Yazık, günah. İnsanlar en mutlu günlerinde adeta travma yaşıyorlar. Olay çok tehlikeli, çok riskli boyutlara ulaştı. İki hafta sonu polis, kimseye zarar vermeden piknik alanında iki kadeh içki içen insanların peşinden koşacağına şu yol bağı çetelerinin peşinden koşsa, bu şehirde bu sorun halledilir. Ama kimse oralı değil. Yol bağı çeteleri, şehri ne yazık ki ele geçiriyorlar.

 

Bu yazı toplam 3011 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum