• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli 8 °C

Havada bir tuhaflık var 

İsmet ÇİĞİT

15 Temmuz öncesi, ülkemizde pek çok şey yolunda gidiyor gibiydi. Evet, terör vardı, canımızı yakıyordu. Ama ekonomide umut vardı. Avrupa Birliği ile ilişkiler “balayı” havasındaydı. Vizelerin kaldırılmasını, Avrupa Birliği’ne tam üyelik yolunda ciddi adımlar atılmasını bekler hale gelmiştik. Rusya ile barışmış, kuzey komşumuzla yeniden birbirimize sarılmıştık. Hatta, yıllar sonra Kıbrıs’a barış gelmesi umudu ciddi biçimde ortaya çıkmıştı.

Yıllar içinde devletin içine yerleşen, organize olan FETÖ terör örgütü, 15 Temmuz gecesi bir kalkışma hareketi içine girdi. Elbette bir ülkenin kolay kolay atlatamayacağı bir olaydı. Ama halk, canını ortaya koyarak bastırdı. 15 Temmuz’dan hemen sonraki günleri düşünün. Ülkede insanlar hep birlikte teröristlerin darbe girişimine karşı koymuşlardı. Siyaset birbirine yakınlaşmıştı. “Yenikapı ruhu” denilen Türkiye’nin yıllardır özlemini duyduğu tablo ortaya çıkmıştı.

15 Temmuz kalkışması gibi bir büyük musibete rağmen, ekonomi sarsılmamıştı. TL değerini koruyordu. 
Ama son zamanlarda hava değişti. Şimdilerde havada bir tuhaflık var.

Avrupa Birliği Türkiye ile ilişkileri dondurmayı oyluyor. Cumhurbaşkanı, “Avrupa Birliği oylamasının benim için bir kıymet-i harbiyesi yok” diyor. Oysa bu oylamanın Türkiye için, Türkiye’nin geleceği için  “Kıymet-i harbiyesi” var. Hem de çok var.. 

TL tepetakla olmuş gidiyor. 2.80’lerden 3.50’lere geldik. Ülkemizi yönetenler, “Hiç önemli değil. Ekonomimiz güçlü” diyorlar. Ama her şey pahalanmaya başlıyor. İflaslar, işten çıkartmalar başladı, başlayacak.

Sokakta herkes tedirgin. Siyaset yine yüksek perdeden birbirine sallamaya devam ediyor.. Bir şeyler iyi gitmiyor. Bu çok açık. Türkiye’nin ekonomisindeki bozulmada, içerideki gerginliğin, ülkemizin dünyada yalnızlaşmaya başlamasının çok ciddi etkileri bulunduğunu görmezlikten gelebilir miyiz?. AK Partili dostlarım var. Onların da önemli bölümünün tedirgin olduğunu biliyor ve hissediyorum. 

Sakinleşmek lazım. Dünya ile kucaklaşmak lazım. Kendimizi bağırıp çağırmadan daha iyi anlatmamız lazım. Ekonomide işlerin iyi gitmediğini, yaşanan durumu önemseyip, daha ciddi önlemler almayı düşünmemiz lazım. Hepimiz aynı gemideyiz. Hepimiz aynı uçaktayız.. Gemi batar veya uçak düşerse, birlikte yok olacağız. 
Bağırıp çağırmanın, herkese efelenip gider yapmanın zamanı değil diye düşünüyorum. Hepimiz, bütün siyasiler, bu ülkeyi seven herkes, bir-iki adım geri çekilmeli, nereye gidiyoruz diye düşünmelidir. Ben, 15 Temmuz sonrası, bu milletin birbiriyle kaynaşması, siyasetin birbiri ile el sıkışmasıyla çok umutlanmış, “Bir musibet, bin nasihatten çok daha iyidir” diye yazılar yazmıştım.

Bugün gelinen noktada ülkemin geleceği açısından gerçekten kaygılıyım. 

Pehlivan Ağabeyim
Birisi bana dese ki; “Bu şehirde gerçek manada mert, sözüne güvenilen, karşılık beklemeden zor durumdaki herkesin yardımına koşan 10 tane düzgün adam söyler misin?” 10 tane bulmakta belki zorlanırım. Ama ilk sıralardan birine mutlaka Mustafa Pehlivan’ı yazarım. 

Mükemmel adamdır Mustafa Pehlivan. Bu şehirde herkesin ağabeyidir. Siyasetle işi olmaz. Kimseden bir şey istemez, hep verir.. Geçen gün gazetede gömülmüş çalışıyorum. Giriş katından, “Mustafa Pehlivan Bey geldi” diye haber verdiler.. Elimdeki her şeyi bıraktım, kapıya koştum. 

Özlemiştim Mustafa Pehlivan’ı. Bu ayın başında ailemle kısa tatil için KKTC’ye giderken, aynı uçakta oğlu-ki Mustafa Ağabey kalitesinde mert, delikanlı adamdır- Mehmet’le tesadüfen karşılaştık. Sağlık haberini almış, selam söylemiştim. Uzun süredir Pehlivan Ağabey’i görmemiştim.

Her zamanki gülen, ama samimiyetle, içtenlikle gülen yüzüyle karşılaştım. Kucaklaştık. Memleketin halinden, şehrin sorunlarından söz ettik. Her zaman olduğu gibi bana nasihatlerde bulundu. İzmit Sahili’nde uzun yıllar işlettiği, İzmit’te dostların buluştuğu en önemli mekanlardan biri haline gelen kafeyi kafası bozulmuş, devretmiş. Lunapark oyuncakları imal eden fabrikada kendisine yaptığı ofiste dostlarıyla zaman geçirdiğini anlattı. Kaç yaşındasın Mustafa Ağabey diye sordum. “72 oldum İsmet” dedi. “Ama sorana 60 diyorum.” diye ekledi. 

Pehlivan Ağabeyimi çok iyi gördüm. 15 yıldan beri diyabet hastası. Beni de biliyor. Masamın üzerinde paket paket sigaraları görünce nasihat etti, “Bırak bu mereti. Ben bıraktım, rahat ettim. Nargile içiyorum. Dumanı içime çekmem. Şimdi meyve kokulu, meyve aromalı çok güzel nargile tütünleri var. Onlarla oyalan.” Yine diyabet nedeniyle içkiyi de yıllar önce bırakmış. “Çok sevdiğim dost meclislerinde elbette önüme kadehi koyuyorum. Ama sağlıklı yaşamak için içmiyorum” dedi. 

Mustafa Ağabey’in ziyaretinden çok büyük bir keyif aldım. O gün, moralim yükseldi. İzmit’i neden sevdiğimi, Mustafa Pehlivan gibi insanların bu şehir için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Allah O’na sağlık versin. 

Tatil gününde 12 gol 
Bu hafta çarşamba tatilini evde geçirdim. Zaten pek çok yerim ağrıyor. Kendimi yorgun hissediyorum. Para harcamaktan da korkuyorum. Bütün gün evde oturmaya karar verdim. 

Öğlen saatlerinde oğlum Emir, internetten yine bir Kocaelispor taraftarının Adana Kozan’dan cep telefonuyla kaydedip, canlı yayınla izlettirdiği görüntüleri buldu. Kozan-Kocaelispor maçını internet üzerinden izledim. Yine pek çok taraftar takımın peşinden gitmiş. Yine bir deplasmanda Kocaelispor yalnız değil. Maçın başlarında geriye düştük. Kocaelispor iyi oynamıyordu. Ama beraberliği yakaladık. Hatta kötü oynuyor olmamıza rağmen, devre biterken bir gol daha atıp, öne geçtik.

Kozan deplasmanından 3 puanla dönüp, yara saracağımızı düşünürken, ikinci yarıda çok mahkum oynadık. Çok kötü iki golle geriye düştük. Maçın uzatma dakikalarında penaltı golüyle beraberliği yakaladık. 3-3 biten maçta, 1 puana sevindik.

Sonra evde yatıp, uyumuşum. Uyandığımda hava kararmıştı. Beşiktaş-Benfica maçı başlıyordu. Yine oğlum bir şeyler yaptı, Azerbaycan kanalı İdman TV’den Beşiktaş-Benfica maçını da izlememi sağladı. İlk yarıda üst üste goller yedi Beşiktaş. Devre bittiğinde, İdman TV’yi kapattım. Ama ikinci yarıda dayanamayıp, yeniden açtım. İyi ki açmışım. Beşiktaş coştu, tribünler coştu. Türkiye coştu. Mükemmel bir mücadele oldu. Beşiktaş maçı 3-3’e getirdi, az kalsın kazanacaktı.

Bir tatil gününde iki maç,  toplam 12 gol.. İyi ki evde oturmuşum diye şükrettim. 
 

Bu yazı toplam 1099 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    • Her şey kuralına uygun yürütülüyor
    • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37