1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Havadan, sudan…
Havadan, sudan…

Havadan, sudan…

“Arada sırada havadan sudan yazsan olmaz mı?” diye soruyor bir okurumuz. Ardından ekliyor: “Arada bir dinlendirsen yani.” Olur elbette. Okurlarımız ister de olmaz mı? Hava, su ne ki Bu köşed

A+A-

“Arada sırada havadan sudan yazsan olmaz mı?” diye soruyor bir okurumuz.

Ardından ekliyor: “Arada bir dinlendirsen yani.”

Olur elbette.

Okurlarımız ister de olmaz mı?

Hava, su ne ki?

Bu köşeden “serisine bereket” masallar yazmışlığımız  bile vardır.

Arada bir de havadan sudan yazarız.

Ne olur.

Belki daha iyi bile olur?

Kim bilir?

Hatta bakarsınız yazılar ünlü bile olur?

Belli mi olur?

Örneğin “Havasına, suyuna” diye başlayan  Ayten Alpman’ın okuduğu “Memleketim” şarkısı, nesillerdir bıkılmadan, sıkılmadan okunuyor.

Bir deneyelim bakalım, nasıl olacak?

İçinden hava geçen cümleler kuralım.

Ülkede havalar nasıl?

Kapalı bugünlerde.

Başka?

Biraz da yağmurlu.

Bakınız böyle söyleyince aynı zamanda sudan da söz edilmiş olunuyor.

Sahiden de deneyince oluyor.

Hatta bu gevezelikle, yazının neredeyse üçte biri de aradan çıkıyor.

Sahi, neden o kadar kasılır ki?

Değil mi?

Yok ne ne kadar yanlış, yok ne ne kadar doğru değil?

Yok kimin kravatı yamuk?

Ne oluyor yani?

Ne değişiyor?

Kimin umurunda?

Değil mi?

Mesela şimdi şu okurumuzun böyle bir talebi olmasa, bu yazıda mesela Rektörlük seçimlerinden söz ediyor olabilirdik.

Baki hocayı saygı ve minnetle anıp, Kocaeli Üniversitemizin ikinci Komsuoğlu dönemine bir giriş yapabilirdik.

Yeni seçimlerde adaylar kim?

Kim ne kadar asılıyor?

Kim nasıl asılıyor?

Neler yapıyor?.

Neden yapıyor?

Hangi mesajlar, kime gönderiliyor?

Bu nevi sorular sorabilirdik.

Muhtemel adayları birbiriyle karşılaştırıp, adaylardan hangisinin “Cumhurbaşkanı’nın” teveccühüne neden mazhar olabileceğini konuşabilirdik.

Yahut da, Cumhurbaşkanı’nın teveccühü bir hocayı işaret edecek olursa, bunun hangi saikle tecelli etmiş olacağına dair, manalı manasız akıl yürütmelerde bulunabilirdik.

Peki ne olurdu bunu yapmış olsaydık?

Ne olurdu, olur mu?

Her koşulda tam teşekküllü kalp kırıklığı olurdu.

Öyle ya, adaylar seçilmek üzere aday oluyorlar değil mi?

“Ya Cumhurbaşkanı beni seçerse?” diye düşüneceklerdi değil mi?

Bunun nedenini merak edeceklerdi, kendi kendilerine de soracaklardı değil mi?

Peki kendi kendilerinden ne cevap alacaklardı?

Hiç gerek yok, hiç.

Böyle tuhaf akıl yürütmeler.

Yanıtı ortada sorular.

Hem adayların kafası karışacaktı, hem de binlerce öğrencinin.

Okurumuz haklı.

Arada bir havaya suya bakmak lazım.

Havadan sudan takılmak lazım.

Hava kapalıysa bile, önünde sonunda açacağını bilmek lazım.

Sudan bahsetmek, ama su kaçırmamak lazım.

Her gün, her sabah yeniden kurulur hayat.

Kendi çürüğünü çöpünü süpürür sürer.

Havasıyla, suyuyla süpürür sürer.

Havasını suyunu hafife almamak lazım.

Bilmek lazım.

Anlamak lazım.

Akışına inanmak lazım…

Bu haber toplam 724 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.