1. YAZARLAR

  2. Tümay Mercan

  3. Havai fişek, silah, konvoy, davul
Tümay Mercan

Tümay Mercan

Yazarın Tüm Yazıları >

Havai fişek, silah, konvoy, davul

A+A-

Havai fişek, silah, konvoy ve davul  düğünlerin hala vazgeçilmezi. Fütursuzca, görgüsüzce, düşüncesizce  ve tüm önlemlere rağmen kullanılıyor. Sakin bir gün ve akşam  geçirmek mümkün değil.

Evlenen, sünnet düğünü olanlar veya herhangi bir konuyu kutlayanlar, o günü hayatlarının en önemli günü olarak görüp, diğer insanlardan da aynı duyguyu bekliyorlar.

Oysa herkesin kendine göre farklı bir yaşantısı var. Birine göre önemli olan diğerine göre önemli olmayabilir, anlam ifade etmeyebilir. En fazla “hayırlı olsun” denir. Fakat bu günlerde o kadar çok gürültü çıkarıyor ve çevreyi rahatsız ediyorlar ki, rahatsızlık kelimelerinden “ hayırlı olsun” a sıra gelmiyor.

Konutların yoğun olduğu bölgede ve apartman içinde 1 saat davul çalınır mı? Hastası, cenazesi olan, bebeği olan vardır. Bunlar olmasa bile sessiz sakin evinizde oturmak istersiniz. Her dört duvar arasında başka hayatlar var. Ve o hayatlar için, sizin düğününüzün gürültü yaptığınızdan dolayı  bir önemi yok. Kimse anlayış da göstermek zorunda değil. Malum şehir hayatında  aynı bina içinde aynı gün ve saatte  hem cenaze kalkıyor, hem düğün alayı geliyor. Yani alt katta cenaze, üst katta düğün durumu.

Havai fişek ise ayrı bir boyut. Kullanım izni olan yerde kullanılmış olsa bile hem israf, hem gürültü kirliliği  hem görgüsüzlük, hem de tehlike. Silah kullanımının etkisinden bahsetmiyorum bile. O zaten başlı başına bir suç sebebi.

Şehir hayatı bir başkasını rahatsız etmemek üzere kurulmuştur. Ayrı bir görgüsü ve nezaket kuralı vardır. Ne olursa olsun bir insanın başka bir insanı rahatsız etmesi kabul edilemez. Yasak olmasına rağmen silah sesleri, havai fişekler özellikle hafta sonları yoğunlaşıyor. Zaten yoğun  olan trafiğin konvoylar ile iyice kilitlenmesi ve konvoylarda tehlikeli, fütursuz, şımarık ve diğer sürücüleri dikkate almayan sürüşlerin yapılması başlı başına tehlikeli bir durum.

-Neden her işi gürültülü yapmak  zorundayız? Silahın tehlikesini onca olumsuz vakaya rağmen algılayamıyoruz?

-Neden yasakları ihlal etmek ayrı bir zevk veriyor?

-Neden şu ölümlü dünyada kendimizi dünyanın merkezi sanıyoruz ve şımarıyoruz?

- Neden evde yapılan bir kutlamada bile ( Doğum günü, yılbaşı kutlaması) bütün bina bu kutlama gürültüsünü duymak zorunda, komşular neden düşünülmüyor?

Sizler de birkaç soru ekleyebilirsiniz. Elbette komşusunu düşünmeyen, yaşadığı kenti ve şehirlisini hiç düşünmüyor.

Soruların  cevaplarını az çok biliyoruz. Toplumsal olarak çözülmesi gereken meseleler var. “Eğitim şart” diyeceksiniz. Elbette şart ama bilinç, algılama, toplumu düşünme sorumluluğu başka bir durum. En önemlisi ise bireysel bilinç.  Bireysel bilince ulaşmak için önce bilgi gerekiyor. Bireysel bilinç yoksa yasanın da kıymeti kalmıyor ve uygulanamıyor.

“Ama gelenekler” dediğinizi duyuyorum. Gelenekler elbette devam etsin ama kültürümüzde gürültü ve başkasına rahatsızlık verme geleneği yok. Ölçüyü kaçırmamak lazım.

Önerim; evlenme dairelerinde evlenecek kişilere çevreye saygı, düğün konvoyunun gürültü yapmaması, silah atılmaması konusunda bilgi verilmeli hatta bir taahhüt  imzalatılmalı.

Belediyelerin açmış olduğu evlilik okullarında,  düğünlerde çevreye saygı konusu ve düğün sahibinin bu konuda neler yapabileceği konusu bir ders olmalı. Bu konuda kafa yoran biri olarak bu ders içeriğini belediyelerle paylaşabilir ve bu dersi verebilirim.

Sözün özü; Önemli gününüzde siz hayatın rutinini  durdurmuş ve o güne odaklanmış  olabilirsiniz ama hayat diğerleri için normal akışında  devam ediyor. Artık insanlar havai fişek, silah, konvoy-trafik, davul ile rahatsız edilmek istemiyor.

Bu yazı toplam 1219 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
5 Yorum