1. YAZARLAR

  2. Mehmet SÖNMEZOĞLU

  3. HAYÂ İMANDANDIR (1)
Mehmet SÖNMEZOĞLU

Mehmet SÖNMEZOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

HAYÂ İMANDANDIR (1)

A+A-

Yüce dinimiz İslam’ın temel hedeflerinden biri de, mükemmel ve şerefli bir varlık olarak yaratılmış olan insanın (İsrâ, 17/70) onur ve haysiyetini muhafaza ederek insanca yaşamasını sağlamaktır. 

İslam, insanın sahip olduğu fıtrî değerlerini koruyabilmesi ve Allah’a güzel bir kul olabilmesi için inanç ve ibadet yükümlülüklerinin yanı sıra bir takım ahlâkî kurallar da ortaya koymuştur. Dinimizin büyük önem verdiği bu ahlâkî ilke ve prensiplerden biri de hayâ duygusudur. 

Hayâ kelimesi sözlükte “utanma, çekinme, tövbe, vazgeçme” gibi anlamlara gelmektedir. Ahlâkî bir kavram olarak ise, kötü söz ve davranışlardan rahatsızlık duymayı ve bunlardan sakınmayı sağlayan utanma duygusu demektir. Dilimizde “ar” kelimesi de aynı anlamda kullanılmaktadır. 

Kur’an-ı Kerim’de hayâ, ondan türetilmiş kelimeler halinde üç yerde geçmektedir. Bakara suresi 26. ayette Allah’ın gerçeği açıklamaktan çekinmeyeceği, Ahzâb suresi 53. ayette de bazı Müslümanların davranışlarından rahatsız olan Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, bunu onlara söylemekten çekindiği bildirilmektedir. Diğer ayette ise, Hz. Şuayb (a.s.)’ın kızlarından birinin Hz. Musa (a.s.) ile konuşurken utangaç davrandığı haber verilmektedir. (Kasas, 28/25) Ayrıca “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır.” (A’râf, 7/26) ayetinde geçen “takva elbisesi” sözü de müfessirlerce hayâ şeklinde yorumlanmıştır. 

Hayâ, Allah’ın sevdiği bir haslettir. Çünkü hayâ duygusu insanı çirkin iş, düşünce ve davranışlardan uzak tutar. Bu nedenle hayâ, kişinin faziletini ve Allah’ın yanında derecesini artırır, insanlar arasında itibar ve saygınlık kazandırır. Hayâ, insanları ahlâk ve fazilet yollarına sevk ederek toplumların maddî ve manevî her alanda ilerlemelerini sağlar. 

İnsanlığın ziyneti olan hayâ, bütün peygamberlerin ortak özeliklerinden biridir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Dört haslet Peygamberlerin sünnetindendir. Hayâ,  güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek.” (Tirmizî, Nikâh, 1)

İnsan nefsânî arzularının tehlikesinden ve ahlâka aykırı her türlü fenalıktan ancak edep ve hayâ duygusuyla korunabilir. Hayâ duygusu Müslümanları diğer insanlardan ayıran en belirleyici değer ölçülerindendir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Her dinin bir ahlâkı vardır; İslam’ın ahlâkı da hayâdır” (İbn Mâce, Zühd, 17) hadisiyle hayânın Müslümanların en başta gelen ahlâkî özellikleri olduğunu bildirmiştir. “Hayâ imandandır” (Buharî, İman, 16, Edeb, 77; Müslim, İman, 57-59) ve  “Hayâ da imandan bir şubedir” (Müslim, İman, 58) hadis-i şerifleri de iman ile hayâ ilişkisini açıkça ortaya koymaktadır. 

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, hayâyı imandan saymış olması, hayânın dindeki yerini ve önemini açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü hayâ, insanın Allah’ın emirlerine uymasını ve yasaklarından kaçınmasını kolaylaştırır. İşte böylece kişi hayâ sebebiyle imanın gereklerini yerine getirmiş olur.

Esasında hayâ duygusunun temelini, Allah’tan hayâ etmek oluşturmaktadır. Allah’tan kâmil manada hayâ etmeyen kimsenin insanlardan hayâ etmesi mümkün olmaz. Olsa da eksik ve yetersiz kalır. Kimi insanlar kullardan utanıp çekinirler, yaptıkları kötülükleri başkalarının bilmesini istemezler de Allah’tan utanıp sakınmazlar, Halbuki insan, her şeyden önce Allah’a karşı hayâ duymalıdır. Zira hiç kimsenin olmadığı yerlerde bile Yüce Rabbimiz bizi görüp, gözetmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), “Allah, kendisinden hayâ edilmeye, insanlardan daha layıktır” buyurmuştur. (Ebu Davûd, Hammâm, 2) O halde hayâ konusunda son derece titiz olmalıyız, öyle ki, hiç kimsenin bulunmadığı yerlerde bile edebe aykırı davranışlardan, mahrem yerlerimizi ulu orta açmaktan sakınmalıyız. 

Allah’tan hayâ etmek demek,  kişinin Allah’ın her an kendisini görüp gözetmekte olduğunun şuuru içerisinde olarak O’nun razı olmadığı bir iş yapmaktan sakınması demektir. Bu, bir hadis-i şerifte sözü edilen “ihsan” (Buharî, İman, 37; Müslim, İman, 1) kıvamında bir kulluk anlamına gelmektedir. Peygamber Efendimiz  (s.a.s.) bir defasında, “Allah Teâlâ’dan gerektiği gibi hayâ ediniz” buyurduğunda kendisine, “Ya Resûlallah! Allah’tan gereği gibi nasıl hayâ edebiliriz?” diye sorulmuştu. Bunun üzerine Allah Resûlü; “Kim başını ve başında yer alan organları, karnını ve karna bağlı organı korur, dünya hayatının süsüne kendini kaptırmaz, ölümü ve çürüyüp yok olmayı unutmazsa o kimse, Allah Teâlâ’dan gereği gibi hayâ etmiş olur” buyurmuştur. (Tirmizi, Kıyâme, 23) Hz. Peygamber (s.a.s.) bu hadisinde kulun Allah’ın kendisine emanet olarak verdiği bedenini günahlardan korumasını Allah’tan hayâ etmek olarak değerlendirmiştir. (Haftaya devam edecek)

 

Bu yazı toplam 1168 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.