• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Kocaeli 3 °C

HAYAT BAYRAM OLSA….

Sevcan TAMER

  İşte  gördünüz..Ramazan  ayını  bitirdik  derken,   ardından  gelen  bayramda  geçti  gitti   bir  anda..Kiminle  konuşsam  geçen  zamanın  hızından  muzdarip..Anlaşılan  şu ki, insan  oğlunda  geleceğe  karşı  duyulan  derin  özlem,  geçen  zamanın  bizlere  kaybettirdiklerini   gizlerken,   hasretle  beklediklerimizi de  rüya  alemine  dönüştürerek  alıp  götürüveriyor  yaşamımızdan.. Ve  sonuçta  geçip  gidenin  hızına  yetişmemiz  mümkün  olmuyor.. Rüyadan  uyanana  dek.. Bir  bakıyoruz ki  acı  veya  tatlı.. O  olay  yaşanmış  ve  bitmiş..  Bizler  hiç  bir  şey  anlayamamışız  bile,  o  uzun  zamandır  gelmesini  beklediğimizden..

  Evet  sayın  okurlar..Bilhassa  mutluluk  ve  sevinç  adına  beklediklerimiz  çok  çabuk  geçiyormuş  gibi  gelmiyor mu  hepimize.?  Belki de  hayatın  kuralı  bu..Yani  erişilmesi  mümkün  olmayan  bu  hız  içinde  yoluna  devam  etmeyi  sürdüren  ömrümüzün  bitişe  yaklaştığını  hissettirmemenin  ilahi  bir  formülü..  Hep  geleceğe  koşmak..Hep  geleceği  istemek..Kim  zamanın  durmasını  istemiş ki  normal  hayatta..Gelecekte  yaşayacağı  mutlu  bir  günün  bir  an  önce  gelmesi  için,  kim  çekmemiş  günleri  iple.. Kim  düşünmüş ki  bu  geçen  günlerle  biraz  daha  yaklaşılıyoruz  bitecek  ömre..

   Babaannem  arada  bir  bu  konuya  yakın  bir  hikaye  anlatırdı  bizlere.Hiç unutmam.. “Çoook   eski  bir  zamanda  esnaf  çarşısında  bulunan  dükkanların  birinde  kumaş  satan  bir  yaşlı gayet  iyi  iş  yapıp  güzel  para  kazanmasına  rağmen, her  akşam  evine  gitmeden  neredeyse  ağlayacak  bir  sesle “ Of  of.. Allah’ım  bu  günde  zarardayız”  dermiş.. Bir,  üç,  beş  derken  buna  şahit  olan  komşu  dükkan  sahipleri  sinir  olmaya  başlamışlar..Yahu  bu  adam  ne  güzel  kazanıyor.. Tamam da  neden  her  akşam  zarardayım  diye  ağlaşıyor,   derlermiş..  Sonunda  dayanamamışlar  ve  bu  durumu  kendisine  söyleyerek,  ayıp  ettiğini  anlatma  kararı  almışlar. “Ya  arkadaş  sen  ne  biçim  adamsın.. Kazancın  hepimizden  iyi.. Ama  sen  nispet  yapar  gibi  her  akşam  yakarıyor,  oflayıp,  pufluyorsun..” Yaşlı  adam  bu  kişilere  şöyle  bir  bakmış  ve  tebessüm  etmiş.. Ona  daha da  kızdıklarını  anladığı  komşularına  “dostlar  hele  şöyle  bir  oturun”  demiş..Adamlar  yaşlının  karşısına  oturmuş,  kendisini  nasıl  savunacağını  merakla  beklemeye  başlamışlar..Adam  aynı  tebessümle  devam  etmiş.. “ Komşularım  iğlinize  teşekkür  ederim,  ama  ben  kazancım  adına  oflayıp,  puflamadım  hiç  bir  zaman.. Benim  derdim  kendimle..  Yani  sizin  anlayacağınız  benim  kaybım  ömürle..  Her  geçen  gün  bizler  adına  geri  dönmez  bir  kayıp  değil mi.? İşte  ben de  her  akşam  ömrümden  kayba  uğrayan  o  gün  için  yakınıyor,  Allah’a,  günahlarımın  affı  için  yalvarıyorum..Sizce  bu  yakınmaya  değmeyecek  bir  kayıp mı  sorarım” demiş.. Komşu  esnaf  bu  cevaba  karşın  söyleyecek  kelime  bulamamış  ve  çok  doğru  diyerek  yaşlı  dükkan  sahibinin  yanından  ayrılmışlar..  Ve  o  günden  itibaren  ömürden  giden  günlük  kayıp,  hepsinin  yaşamında  en  önemli  faktör  olarak  almış  yerini..

  Her  ne  kadar  yaşlı  satıcıya  katılsak ta,  hayatımızda  beklenerek  yer  alan  bu  tür  ayrıcalıklı  günlerin  bizlere  sunduğu  manevi  zenginlik  yadsınamaz..  Keşke ömrümüzden  kayıp  giden  günlerin  arasında  yer  alan  özel günlerin  bizlere  sunduğu  zenginlikleri  idrak  ederek  yakalaya  bilsek..  İşte  o  zaman  dağarcığımızda  bilinmeze  götüreceğimiz  çok  değerli  olgularla  kazancımızı  güçlendiririz.. Bunu  düşünmek  bile  ruhu  tedavi  eden  ışıktır.. 

    Biliyorsunuz “ ömrü  olana   bayramlar  bitmez”.. Şimdi  sıra  Kurban  Bayramında..Sadece  iki  ay,  on  gün  sonra..Yeni  bir  bayram,  yeni  bir  heyecan  ve  coşku..  Heyecan  ve  coşku  diye  söz  ediyorum  bayramlar  için  farkındaysanız..  Çünkü  birkaç   bayramdır  iyice  inandım ki,  bizim  halkımız  bu  tür  günlerdeki  mistik  havadan  müthiş  etkileniyor.. Alış  veriş  yapılsın  yapılmasın  dükkanlar  dolup  taşıyor..  Sokaklarda  yürümek,  trafikte  ilerlemek  büyük  bir  beceri  ister.. Herkeste  bir  telaş.. Bu  durun  arife  gecesi  geç   vakte  kadar  böyle  sürüyor..Ta ki  bayramın  ilk  günün  akşamına  dek..Ve  yavaş  yavaş  durulup,  sakinliyor.. Yeni  bir  bayram  öncesine  kadar..  Durmayan,  bayram,  düğün  tanımayan,  sadece  terörün  kana  doymayan  canavar  yüzü.. Şerefsiz  ve  iğrenç  planı..  Anaları  evlatsız,  evlatları  yetim,  öksüz  bırakan  sinsi  tuzağı..  Keşke  yok  olsalar,  yok  olup  gitseler  bu  ülkenin  insanının  hayatından  bu  vahşi  yaratıklar..

Ve  keşke ömrümüzden  kaybolan  günlere  rağmen,  HAYAT  BAYRAM  OLSA .. 

Bu yazı toplam 1246 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37