• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 8 °C

Hayatın Değeri

İlksen ÇAĞLAYAN

Ne kadar çok malınız mülkünüz olsa da, ne kadar çok sizi mutlu ettiğini sandığınız birçok şeye sahip olsanız da, siz bunları fark etmedikçe, değerini bilmedikçe, görmedikçe, görüp de bakmayı bilmedikçe hiç bir yararı olmaz sizin için. Sahip olduğunuz bir çok şey büyük ihtimal bir çok kişinin hayalidir ama siz bunun kıymetini bilmezsiniz.  Böylelikle mutluluğu ya da sizi hayatta  memnun kılacak bir çok şeyi hep başka yerde ararsınız. Hep bir dahakine, bir sonrakine takılırsınız, ya da aklınızdaki bir başka hikayeye inanıp,  aldanırsınız, bir de kendinizi aldatırsınız. Aslında bu yavaş yavaş olur. Daldan dala atlayan kuş misali sürekli başka başka yerlere, türlü türlü planlara atlarsınız. Şu şöyle olursa daha iyi olur, bu hayalim gerçekleşse daha rahat olurum gibi türlü türlü kendi içinizde yaşayabileceğiniz yanılsamalar yaşarsınız. 

Dedim ya sahip olduğunuz ve kolaylıkla bundan vazgeçip uzaklaşmak istediğiniz onca şey bir başkasının hayaliyse eğer durup düşünmekte bir fayda var diye düşünüyorum. Şükretmenin, var olanı değerlendirmenin, analiz yapmanın çok ama çok önemli yeri var şu hayatta. Huzur ve mutluluk hatta iyilik  , eğer ki bir mertebeye ulaştığınızda bir şey satın aldığınızda veya bir yere gittiğinizde  gelecekse veya geliyorsa bu aslında sizin  inanmış olduğunuz çok da doğru olmayan bir inanış, bir düşünce biçimidir. Huzurunuz  yoksa içinizde evet bunun dışarıda bir yerde olduğunu sanır, ararsınız, bulmak için, bakar bakar durursunuz.  Mutluluğunuz aslında içsel değilse , en ufak bir şeyi veya kişiyi suçlayıp bu böyle olmasaydı çok daha mutlu olurdum dersiniz. İyi hal ve tutumlarınız aslında içinizden gelmiyor, tamamen dışsal etkilerle şekilleniyorsa yine gerçek bir mutluluktan bahsedemezsiniz. Bunun için aslında bir öykü örneği vereceğim. Hayatın , yaşamanın, sahip olduklarımızın veya olamadıklarımızın  her şeyin değerini, kıymetini anlamak için sadece bakmak ve gerçekten bilmek gerekiyor.


“Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip:
“Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar.
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der.
İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu” der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.
“Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?”
Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?” 
“Ne istiyorsan veririm.”
Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
“Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.”
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar:
“Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?”
Öğrenci: “Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir:
“Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir.”

Hayatınızın değerini yalnız ve yalnız siz bilebilir ve anlarsınız. Böyle oldukça da aslında huzur dolarsınız, içeriden gelen bir mutluluk duyarsınız..

Bu yazı toplam 1522 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37