1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Hayatın her anı zor bir sınav
Hayatın her anı zor bir sınav

Hayatın her anı zor bir sınav

A+A-

Geçen pazartesi günü bu sütunlarda yazım yoktu. Aslında geride bıraktığımız hafta da, evimde üzerimde pijamalarımla ayaklarımı yüksek bir tabureye uzatmış halde oturuyor, aldığım idrar söktürücü haplar nedeniyle sık sık tuvalete gidiyor ve tam anlamıyla istirahat ediyor olmam gerekiyordu.

Şimdiki gençleri anlayamıyorum. Üst üste iki kere hapşıran, 10 gün istirahat alıyor, işe gelmektense sokaklarda geziyor. Biz öyle öğrenmedik. Bir iş yapılıyorsa, o işte başarılı olmaktan önce, o işe saygı duymak gerektiğini öğrendik.

Ben bir ay evden çıkmasam, bir ay yazı yazmasam ne olacak?.. Gazete mi batacak?. Ben yazı yazmıyorum diye İzmit sahipsiz mi kalacak. Hayır, eminim hiçbir şey olmayacak. Ama bir iş ahlakı var. Yıllardır bizi okuyan insanlara karşı bir sorumluluk, bir saygı var. Biraz kendimi toparladım, üç gün yatıp yeniden işime döndüm.

……………

Çok ihmal ettim kendimi sevgili dostlar. Benim hayat anlayışım böyle .. Evde aileme, işyerinde arkadaşlarıma tembihim vardır. Ambulanslı hale gelirsem, düşüp, kendimi kaybedersem, o zaman ambulansla beni hastaneye götürün. Kendi ayağımla gitmem demişimdir.

Zaten diyabet var. Tansiyon var.  Yaşam şeklimiz sağlıklı değil. Her gün iş gereği yaşanan stres, gerginlik, her gün “Acaba ne yazsam” durumu, “Şöyle yazsam ne olur, böyle yazsam kim kızar?” durumu var.

Son bir aydır, iki adım yürüdüğümde nefesim daralıyordu. Geceleri yarım saat kesintisiz uyuyamıyordum. Vücudum şişmeye başladı.  Sabahları ayakkabılarımı giyemez hale geldim. Evde resti çektiler.. Hastaneye gittim. Tahliller, röntgenler falan.. Cihan Hastanesinde Dahiliye Uzmanı Dr.Metin Öztürk ile, kardiyoloji uzmanı Dr.Merih Akbaş’ın kontrolüne girdim. Aslında ben, artık kanser tümörü falan bekliyordum. Kalbim zayıflamış. Zor çalışır hale gelmiş. Bu nedenle vücudum su toplamaya başlamış. Akciğerler vücutta biriken suyun içinde kalmış.

Üç gün yattım. Belki 30 gün yatmam lazımdı. Ama sorumluluklarımız var. Kendimi iyi hissettim ve yeniden işime döndüm.

Geçen çarşamba yine kontrol için Cihan Hastanesi’ne gittim. Sonuçlar gayet iyi.. Doktorlar kutladı. Neredeyse bir aydır öyle “Rakı-Balık”, “Şarap-Kebap” falan yok hayatımda. İlaçları aksatmadan kullanıyorum. Rahat uyuyorum. Vücudumda şişler indi, ayakkabılarımı giyebiliyorum. Olup bitenleri kafaya takmamaya, kendimi germemeye dikkat ediyorum. Çok dostum varmış, bunu bir defa daha anladım, bütün dostlarımla gurur duyuyorum. Bir de şunu anladım. İnsan, hele biraz çevresine, yaşadığı bölgeye duyarlı bir insansa, hayatının her anında çok zor bir sınavın içindedir. Bu sınavı en iyi şekilde vermek, hem işinde, hem sosyal hayatında, hem özel hayatında dimdik ayakta kalabilmek için de gereken mücadeleyi vermek gerekiyormuş.

NAHİT’İ EVE ÇIKARTTIK

2016 bitip, 2017’ye girerken, artık hem dünya, hem ülkemiz, hem şehrimiz, hem de kendimiz için daha sakin, daha mutlu günler temenni ediyorduk. Ama en azından biz, aile olarak 2017’ye iyi giremedik.

Sizlere bahsetmiştim. Yılbaşı gecesi,  Uzunçiftlik’teki evinde tek başına yaşayan- kendi yemeğini yapmasını, kendi kendisine yetmesini bile öğrenmişti- benden 8 yaş küçük kardeşim Nahit Çiğit’i fenalaşmış, hastalanmış bulmuştuk.

Benim oğullarım, yılbaşı gecesi amcalarını aramışlar. Telefon cevap vermeyince, kalkıp evine gitmiş, yerde kendinden geçmiş halde bulup, ambulansla hastaneye kaldırmışlardı. Nahit’in beyninde pıhtı atmış. Beyinde geniş bir bölge etkilenmiş. Yani, felç.. 3 aya yakın süre KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yattı. Bir ara durumu çok ağırlaştı. Hani neredeyse, hayatından umut kesilmişti. Yoğun Bakım’da 2 haftadan fazla kaldı, hayati tehlikeler atlatıldı.

Ama Nahit’in sağ tarafı hareketsiz. Her şeyi algılıyor, aklı başında ama konuşamıyor. Yutkunma yeteneği olmadığı için mideden besleniyor, zaman zaman nefesini boğazına açılan delikten alıyor. Geçen hafta Tıp Fakültesi’nden Nahit’i taburcu ettiler.

İzmit Karabaş Mahallesi’ndeki annemin evine getirdik. Özel bir hasta yatağı alındı. Bir yoğun bakım ünitesinde bulunması gereken her türlü aletle oda donatıldı. Günde 3 vardiya başında duran erkek hemşireleri var. Benim maddi gücüm bunların hiç birine yetmez. Zaten annem 5 yıldır felçli. O da özel tedavi görüyor. Sağolsun Nahit’in arkadaşları, özellikle Burak Tınaz.. Çok büyük destek oldular, oluyorlar.

Şimdi evde, bir odada annem, bir odada Nahit yatıyorlar. Biri soldan, diğeri sağdan felçli. Annemin kadın bakıcısı, Nahit’in erkek bakıcıları var. Benim çocuklarım, eşim, Nahit’in can arkadaşları sürekli onlarla ilgileniyor.

Nahit için umudumuz var. Yeniden ayağa kalkacağı, yeniden çevresine bozulunca bağırıp çağıracağı, yeniden dost masalarının baş köşesine oturup, filozofluk yapacağı günleri yaşayacağına inanıyoruz. Ama zaman alacak.

Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Nahit için gösterilen büyük çaba nedeniyle özellikle Prof.Dr.Faik Budak’a çok  teşekkür borçlandık. Yine Nahit’in Tıp Fakültesi’nde yattığı süre içinde Rektör Prof.Dr.Sadettin Hülagü’nün büyük desteğini gördük. Yoğum Bakım personelinin, Nöroloji Servisi personelinin hakkını ödeyemeyiz.

Nahit’le ilgili bu gelişmeler de benim hastalanmamı, özellikle kalbimin zayıflamasını tetikleyen unsurlardı. Aile olarak, yılbaşından beri gerçekten zor günler geçirdik. Ama çok şanslı biriyim. Mükemmel bir eşim, çok saygılı, aileye çok bağlı iki tane oğlum var. Nahit için de, benim için de seferber oldular..

Benim hala evde ayaklarımı uzatmış yatıyor, istirahat ediyor, vücudumda kalp yeterince çalışmadığı için toplanan sıvıyı boşaltmak için çaba harcamam gerekiyor. Ama kendimi iyi hissediyorum ve işimi yapabilmek için de özel gayret gösteriyorum. Bizim işimiz biraz da bisiklete binmek gibidir. Düşmemek için sürekli pedalı çevirmelisin. Birkaç gün gündemden kopsanız, yazı yazmasanız, ne yapacağım diye düşünmeseniz, bu işte gündemden koparsınız. Bir daha toparlanmanız da zor olur. Bu nedenle yazmaya, işimin başında olmaya devam ediyorum.

Ama önümüzdeki günlerde kontroller için, ileri tetkikler için hastaneye de yatıracaklar. Zaman zaman köşelerimde benim yazılarımı bulamayacaksınız. Şimdiden zorunlu olarak kaytaracağım o günler için özür dilerim.

…………..

Yukarıda da belirttim. Yaşıyorsanız, bir işiniz, bakmakla sorumlu olduğunuz bir aileniz varsa, hayatın her anı zor bir sınav. Ben de bir süredir bu sınavlardan geçiyorum. Özellikle Nahit’in eski haline dönmesi için adaklarım var. Bu dönemde şunu da anladım. Çok insan dua etti bizim için, kardeşim için. Bu sayede Nahit biraz toparlandı. Hastaneden çıkıp, eve kadar gelebildi. Ama aile için, bizim için bu ağır sınavlar biraz daha devam edecek. Bundan sonrasında da dualarınıza ihtiyacımız var.1991’de bu gazeteyi yokluk içinde kurduk. Çok çalıştık, dürüst çalıştık. 20 yılda gazeteyi Türkiye’nin en büyük, en saygın şehir gazetesi yaptık. Şartlar gerektirdi, şirketi sattık. Huzur ve refah içinde bir emeklilik dönemi hayal ediyordum. Hiçbir şeyi fazla istememek, ileriye dönük çok fazla hayal kurmamak lazımmış. Bunu öğrendim. Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.