• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kocaeli 1 °C

Hep birlikte gurur duymalıyız

İsmet ÇİĞİT

İzmit Körfezi’nin iki yakasını birbirine bağlamak fikri, 1970’lere uzanan bir proje.  Dilovası ile, Altınova’nın Hersek Burnu arasında bir köprü yapılması fikri ilk ortaya atıldığında,  Boğaz Köprüsü bile yoktu. Ama böyle bir fikir, Türkiye için çok uzak, erişilmez bir hayal gibiydi.

Yine de, Köprünün yapılmasının muhtemel olduğu bölgelerde, özellikle Karamürsel tarafında arsalar birden bire değer kazandı. Bölgede yapılacak konut projelerindeki evler, “İleride köprü yapılınca, mükemmel manzarası olacak” denilerek pazarlandı.

Sonunda Türkiye, bu köprüyü yaptı. Düşünün, İstanbul’dan çıkıp Bursa, İzmir tarafına gidecek bir araç, bütün İzmit Körfezi’ni dolaşmak zorunda kalıyordu. Hoş, feribot vardı ama, yetersizdi. Üstelik, feribot kuyruğuna girmek, denizde gitmek, sonra feribottan inmek, neredeyse İzmit Körfezi’ni araba ile dolaşmak kadar zaman alıyordu.

Şimdi, Körfez Köprüsü var. Osmangazi Köprüsü’nün resmi açılışı bugün yapılıyor.  Körfez’in iki yakası arasındaki köprünün uzunluğu 2.682 metre. Maliyeti, yaklaşık 13 milyar TL. Kimse bu köprüyü cebinden para koyarak yapmadı.  Körfez Köprüsü, “Yap-İşlet-Devret” modeli ile yapıldı. Köprünün üzerinden geçtikçe, bedelini de vatandaşlar olarak biz ödeyeceğiz. Köprüyü yapanlar da, uzun vadede bu işten büyük para kazanacaklar.

Osmangazi Köprüsü, tek başına bir proje değil. Türkiye,  İstanbul-İzmir arasında otoyol yapıyor. Ben gençtim, hatırlarım. Mevcut TEM Otoyolu’nun İzmit-İstanbul arasındaki 100 kilometrelik bölümünü, bu ülke yıllarca tamamlayamamış, Hereke bölgesindeki kayalık bir türlü patlatılamamıştı.  Şimdi, Köprü ile birlikte otoyolun Gemlik kavşağına kadar olan bölümü de açılıyor. Bunlar ülkemiz adına güzel şeyler. İzmit’ten Bursa’ya giderken, o Yalova girişinde, çıkışında Gemlik’e kadar olan bölgede ne sıkıntılar çekilirdi. Hepsi bitiyor.

Bu ülkede kim taş taş üstüne koyuyorsa,  kutlamak, takdir etmek gerek. Osmangazi Köprüsü bedava olmayacak. Para ödeyeceğiz. Maliyetini vatandaş olarak biz karşılayacağız. Üstelik bu köprüden her yıl hedeflenen sayıda araç geçmezse, yapımcı şirkete devlet fark ödeyecek. Yani, yıllarca laf edilen Yuvacık Barajı projesi gibi bir anlaşması var. Ama büyük olay Körfez’in iki yakasının bir araya gelmesi. Türkiye’nin başarısı. Türkiye’nin gururu. Bu gururu, hep birlikte paylaşmamız, bu sevinci ve coşkuyu hep birlikte yaşamamız gerekiyor.

GÜNEY MARMARA YOLU ŞART

Hiç kimse, bugün Körfez Köprüsü’nün açılmasıyla birlikte, ilimizde önemli trafik rahatlaması beklemesin. D-100, TEM Otoyolu’nun İstanbul-İzmit arasındaki bölümü, D-130 karayolu yine çok sıkıntılı olacak. Köprüden kimyasal madde, akaryakıt taşıyan TIR’ların geçişi yasak. Yine bütün bu tehlikeli TIR’lar bizim üzerimizden geçecek.  Osmangazi Köprüsü’nün yapılmasıyla bizim şehrimizin şehirlerarası yollarındaki rahatlama, ancak Kuzey Marmara ve Güney Marmara otoyollarının yapılmasıyla mümkündür. Kuzey Marmara Otoyolu’nun ihalesi yapıldı. 60 kilometre uzunluğunda olacak, Başiskele’den Yalova’ya uzanacak Güney Marmara Otoyolu işi ise, çok yavaş gidiyor. Umalım ve dileyelim ki, Türkiye biran önce bu Kuzey Marmara ve Güney Marmara otoyollarını da yapsın, bitirsin. İşte o zaman, bu bölgedeki trafik yükü de gerçekten çok rahatlamış olacaktır.

Ortadoğu batağına nasıl bulaştık?

Türkiye, terör dendiğinde, “Bölücü terör”ü, terör örgütü denince “PKK”yı bilirdi. Çok uzun yıllardan beri bölücü terörle mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Fakir Türkiye, bu terörle mücadele için çok para harcadı, çok can kaybetti.

Bölücü Terör, bizim ülkemizin belasıydı. Hala devam ediyor. Hala şehitler veriyoruz. Bakmayın, “Kazandık, bitti bitiyor” sözlerine.. Türkiye’nin bölücü PKK terörü ile mücadelesi, daha uzun yıllar devam edecektir. Bu mücadelenin başarıya ulaşması için, daha çok demokrasi, daha güvenilir ve bağımsız bir yargı sistemi, en az silahlı mücadele kadar önemlidir.

Geçen gece, İstanbul Atatürk Havalimanında canlı bombalar patladı. Bu terör, başka bir terör. Bu terörün, Türkiye üzerinde bir hedefi, Türkiye’den bir talebi yok. Sadece ülkeyii karıştırmak, toplumun moralini bozmak, bazı yerlere mesajlar vermek istiyorlar. Bu terör, Ortadoğu Terörü. Bu terör,  radikal dincilerin, dinimizi istismar eden katillerin terörü..

Atatürk Havaalanı, hiç kuşkusuz Türkiye’de en iyi korunan-ya da korunması gereken- halka açık yerlerin başında gelir. 4 terörist geliyorlar. Ellerinde otomatik tüfekler, vücutlarına sarılı bombalar.

Polisle çatışıyor, insanların üzerine otomatik tüfeklerle kurşun yağdırıyor, sonra kendilerini patlatıyorlar. Türkiye bu teröre, bu adi terör tipine alışık değil. Alışması da mümkün değil.. Üç ay önce, Belçika’da gerçekleşen havaalanı baskınının hemen hemen aynısı bu kez Türkiye’nin en iyi korunan, en büyük havaalanında meydana geliyor.

Gece Atatürk Havaalanı terör saldırısı nedeniyle uçuşlara kapanınca, bu havaalanına inmek üzere gelen pek çok uçak, bizim Cengiz Topel’e yönlendirildi. Böylece Cengiz Topel de işe yaramış oldu.

Artık ülkemizi yönetenler, afaki mesajları bir kenara koysunlar. Türkiye, Ortadoğu bataklığına çekiliyor. Radikal dinci terörün yurt içinde maşaları, organizatörleri var. Buna zemin hazırlanıyor. Bu terör tipi, bölücü PKK terörü tipinden çok daha hain, çok daha tehlikeli. Türkiye bu duruma nasıl geldi, buna bakalım. Tam İsrail ile, Rusya ile barış çubuğu yaktık, turizmde yeniden hamle yapacağız diye düşünürken, Türkiye’nin başına Atatürk Havaalanı terörü getirildi. Bu ülkeye turist nasıl gelecek?. Güneydoğu Anadolu’da zaten turizm bitmiş. Şimdi bu IŞİD terörü yüzünden İstanbul’un, Akdeniz’in turizm umutları da yeniden yok oluyor. Biz bu Ortadoğu terörü batağına nasıl bulaştık. Bu IŞİD nereden çıktı, bizim ülkemizde nasıl bu kadar büyük eylemler yapabiliyor. Bu konuya odaklanmalıyız. Üstelik, en az bölücü terör örgütü PKK ile mücadeleye odaklandığımız kadar bu işe odaklanmalıyız. En iyi korunduğuna, en geniş güvenlik önlemlerinin alındığına inandığımız yerlerde bile böylesi terör saldırılarının meydana geliyor olması çok düşündürücü, dehşet verici değil mi?.. Bu IŞİD terörünün yurt içindeki destekçilerini ortaya çıkartmamız gerekiyor.

Haydi artık kuralım şu Kandıra Gıda OSB’yi

Dönemin Bakanı Nihat Ergün, projeyi bana anlattığında, öyle sanıyorum ki 2006 yılıydı. Ergün,  “Kandıra Gıda Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrikaların yapımına 2010 yılında başlanır, 2011’de üretime geçilir” demişti.

Yıl 2016.. Kandıra Gıda OSB’de henüz bir çivi çakılmadı. Birileri, bu bölgedeki araziler üzerinden oturdukları yerden para kazandı. Birileri, bu bölgedeki arazi sahibi köylüleri istismar etmeye kalktı. Birileri, aslında bölge için çok önemli ve gerekli olan bu projeyi sabote etmek için ellerinden geleni yaptı. Kandıra Gıda OSB’de bir türlü yatırım sürecine başlanamadı.

Bizim ilimiz, Türkiye’nin en çok göç alan bölgelerinden biri. Kocaeli’nin 11 ilçesinin nüfusu, anormal bir hızla artıyor. Sadece Kandıra’nın nüfusu azalıyor. Köylerdeki okullar, nüfus azaldığı için kapanıyor. Elbette Kandıra’ya fabrikalar, limanlar, lojistik merkezleri yapılsın demiyoruz.

Bizim kandıra ilçemizin iki önemli avantajı var. Birincisi, çok önemli bir turizm merkezi olabilir. İkincisi, hem hayvancılık, hem tarım konusunda çok önemli avantaja sahip. Garip Kandıra yıllar önce “Turizm yatırımlarını teşvik bölgesi” ilan edildi. Ama hala imar planları çıkartılmadı, turizm yatırımı yok.

İkincisi, Kandıra Gıda OSB yatırımı. Bölge hem hayvansal gıdalar, hem topraktan üretilen çok değerli ödüller açısından mükemmel bir bölge. Ama köylünün ürettiği değerlenmiyor. Kandıra Gıda OSB’de fabrikalar kurulursa-ki bunların tamamı hayvansal ve tarımsal ürünleri değerlendiren tesisler olacak- köylünün ürettiği para edecek. Ambalaja girecek, ihraç edilecek. Köylü, Kandıra’da kalıp , üreterek para kazanacak.

Kandıra Gıda OSB ile ilgili yargıda sıkıntılar vardı. Kocaeli İdare Mahkemesi’nden çıkan bir kararla, OSB girişimi durmuştu. Şimdi Danıştay 6’ncı Dairesi, bu kararı bozmuş. Artık hukuki bir sorun da kalmadı. Artık Kandıra için bir şeyler yapmanın zamanı geldi de geçiyor. Bu Gıda OSB işi hızlanmalı, mutlaka bölgeden yetişen tarım ürünlerini değerlendirecek tesisler kurulmalı. Tabii bölge için turizm de çok önemli. Artık Büyükşehir Belediyesi şu imar planlarını tamamlasa da sahillere de turizm yatırımları gelse.

Kılıçdaroğlu polemik siyasetine kendisini fena halde kaptırdı

Salı günleri, siyasi parti liderlerinin Meclis Grup Toplantılarındaki konuşmalarını dikkatle dinlemeye çalışıyorum. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, günümüz Türkiye’sinde tek başına muhalefet yapıyor.  Kılıçdaroğılu’nun konuşması, muhalefet yapması, ülkemiz demokrasisi adına son derece önemli. Ama CHP Genel Başkanı da, AK Parti’nin çok iyi yaptığı “Polemik siyaseti”ne kendisini kaptırmış görünüyor.

Kılıçdaroğlu’nun, geçen salı günkü toplantısını da izledim. Hep bekledim ki, cezaevine konulan Sefa Sirmen hakkında bir şeyler söylesin. Sefa Sirmen’e haksızlık yapıldığını, İzmit’in arkasında olduğunu birkaç cümle ile anlatsın. Tek kelime etmedi CHP Genel Başkanı bu konuda. Ama kalktı, çok abuk bir polemik konusuna girdi. Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı, teröristler için onurlu ve gururlu insanlar dedi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çok tartışılan, çok polemik malzemesi yapılan konuşmasını da izlemiştim. Öncesinde, İsmet İnönü’nün “ Namuslular, namussuzlar kadar cesur olmalıdr” sözünü kullanıyor. Erdoğan, Türkçe’yi çok iyi konuşan bir siyasi lider değil. Hemen bütün konuşmalarında imla hataları yapıyor,  uzun cümlelerinin sonu, başını tutmuyor. Söz konusu konuşmasında, teröristler için “Onurlu ve gururlu” sözü tamamen bir hata. Cumhurbaşkanı’nın böyle bir şey söylemesi mümkün mü?.

AK Partililer, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kadın bakanla ilgili “Önüne yattı” sözünü çok ahlaksızca başka yerlere çekip, günlerde kullanmışlardı. Şimdi, aynı terbiyesizliği Kemal Kılıçdaroğlu yaptı. Türkiye’de siyasetin böyle yapılmaması lazım. Siyasete biraz seviye getirmek lazım. CHP Genel Başkanına, öyle olmadığını bildiği halde Cumhurbaşkanı için “Teröristlere onurlu, gururlu dedi” sözlerini kullanmasını hiç yakıştıramadım.

Kılıçdaroğılu, bir siyasi lider olarak “Milletvekilliği dokunulmazlığı” konusunda kendi kendisiyle çelişkiye düşmüştü.

Sonra “Amerikan sistemi Başkanlığı tartışalım” demiş, Başbakan Yıldırım kabul edince,  bu sözünü yalamıştı. Ama bu son tavrı, CHP Genel Başkanına hiç yakışmadı. Polemik üzerine, kasıtlı suçlama yapmak üzerine siyaset konusunda CHP zaten AK Parti’nin eline su dökemez. CHP’lileri, Kılıçdaroğlu’nu hiç hak etmediği şeylerle suçluyor, üstelik halkı buna inandırabiliyorlar. Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’deki siyaset seviyesini yükseltmek adına bir şeyler yapması gerekirken, kalkıp Cumhurbaşkanı’nın çok açıkça bir dil sürçmesi yaptığı konunun üzerine gitmesini, bu ülkede siyaset kalitesinin yükselmesini isteyen biri olarak hiç yakıştıramadım.

Sonunda açıldı

Symbol Köprülü kavşağı bölgesinde bir türlü bitmeyen çalışmaları bu sütunlarda çok sık yazdım. Önce, Kuzey Şeridi(İzmit’e geliş yönü) kapatılmış, “22 Mayıs’ta bitecek” denen çalışma bir ay gecikmeyle bitirilmişti. Bu arada, tam bayram tatili trafiği başlarken, güney şeridi(Köseköy’e gidiş yönü) de kapatıldı. Müteahhit firma Simge Yapı, ağır aksak bir şeyler yapıyor, daralan yolda araç sürücüleri işkence çekiyordu. Dün sabah gördüm, güney şeridi de açılmış. Symbol Köprüsü artık iki yönlü çalışıyor. Tabii, bu projede hala büyük eksikler var. En önemlisi Yahya Kaptan kavşağındaki “Yaya Köprüsü”. Henüz başlamadılar. Sonra, kuzey yönünde Yahya Kaptan’a araç giriş çıkışı için yeni bir yol daha yapılacak. Bakalım, bundan sonra Symbol Köprüsünde kesintisiz trafik akışı devam edecek mi?.

 

Bu yazı toplam 1763 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37