• BIST 97.726
  • Altın 145,625
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Kocaeli 17 °C

Hepimiz aynı adamı sevebildik

İsmet ÇİĞİT

Türk toplumunda uzunca bir süreden beri çok ciddi kutuplaşma yaşanıyor. Adeta ortadan bölündük. Birbirimizi sevmez, birbirimize güvenmez olduk. Hatta birbirimizden nefret eder hale geldik. 

Kuşkusuz bu ortamın gelişmesinde ve yerleşmesinde  kusur tek taraflı değil.. İki kutupta da fanatik, sevgisiz insanlar kutuplaşmaya hakim oldu, derinleştirdi.  Son yıllarda Türkiye’de neredeyse herkesin birden sevdiği birine rastlamak da mümkün değildi. Sanatçılar, sporcular bile kutuplardan birine yakınlaşmak zorunda kaldı. Kutuplardan birinin sevdiğinden, diğeri nefret etti.

Şimdi bir adam var.. Türkçe’yi duraksayarak, biraz zorlanarak konuşuyor. Ama yüzünde bir tebessüm. Elde ettiği olağanüstü başarıya rağmen, olağanüstü mütevazi. Adeta mahcup.. Mardinli  Nobel ödülü sahibi Prof.Dr.  Aziz Sancar’dan söz ediyorum. Prof.Dr.Sancar, ABD’ye yaptığı çalışmalarla, kanser tedavisinin genler üzerinden yapılmasına yönelik çok önemli buluşlar gerçekleştirdi. Bu yıl Nobel Kimya ödülüne layık görüldü.  Her fırsatta, “Vatanım” diyor.. “Ben Türk’üm.. Türkiye benim vatanım. Türkiye’de bütün kızları okutun” diyor. 

Nobel ödülü sahibi olan, önümüzdeki günlerde insanlık adına yeni ve çok daha önemli buluşları açıklamaya hazırlanan, dünyanın peşinden koştuğu adamı, Cumhurbaşkanı Türkiye’ye davet etti. Koşa koşa geldi. Beştepe’de Cumhurbaşkanı ile akşam yemeği yedi. Çankaya’da Başbakan ile kahvaltı yaptı. Her isteyene röportaj verdi. Kendisine sunulan Nobel ödülü ile Anıtkabir’i ziyaret edip, “Atam bu ödülü sana sunuyorum” dedi. 

AK Partilisi, CHP’li, MHP’lisi, HDP’lisi ile bütün toplum, bu adamı sevdi. Çok uzun bir süre sonra Türkiye’de böylesine bir ortak sevgi, saygı ve takdir hisleri yaşanıyor. Biz sana teşekkür borçluyuz Sevgili Hocam.. Senin bu vatanı sevdiğin gibi, biz de seni çok seviyoruz. Uzun zaman sonra bizi birleştirdin. Bize sevgiyi, tevazuyu,  vatan ve insanlık sevgisini gösterdin, öğrettin. 

*Bu sistemde bir hata var 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2004 yılında kuruldu. Vilayet sınırlarının tamamından sorumlu ve tamamında yetkili bir Büyükşehir Belediyesi, 1990’lı yıllarda Sefa Sirmen’in hayaliydi.2004’de AK parti yerel iktidara geldi, birkaç ay sonra da,  Saraybahçe ve Bekirpaşa’dan oluşan İzmit Büyükşehir Belediyesi’nin  erine, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi kuruldu. 

Yapılan doğruydu.  Türkiye’de, sadece İstanbul ve Kocaeli’de, vilayet sınırlarının tamamından sorumlu ve tamamında yetkili Büyükşehir modeline geçilmişti.  Daha sonra 2009’da yerel yönetim modelinde çok radikal bir adım daha atıldı.  Küçük belde belediyeleri kapatıldı. Büyük ilçe belediyeleri bünyesinde belde belediyeleri birleştirildi. Bu da doğru karardı. İlimizde bir Büyükşehir Belediyesi, 12 ilçe belediyesi kuruldu.  Daha önce 40’ın üzerinde olan belediye sayısı 13’e indirildi. 

Hala, özellikle Hereke ve Değirmendere Belediyelerinin kapatılması konusundaki çekincemi korurum. Ama genel manada bu yeniden yapılanma da doğruydu. 

*BÜTÇELER ÇOK DENGESİZ

Ama zaman ilerledikçe, uygulama yerleştikçe, sistemde bazı hatalar olduğunu görüyoruz. İlimizdeki 13 belediyenin 2016 yılı bütçeleri hazırlandı. Bugün, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, hem 12 ilçenin bütçeleri, hem Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi onaya sunulacak. 

Görürsünüz; bazı ilçe belediye başkanları belediye bütçelerinin görüşüleceği bu meclis toplantısını bile önemsemeyecek, toplantıya gelmeyecektir. Bazıları da gecikmeli katılırlar. Bu modelde her şeyden önce bütün yetki ve sorumluluk Büyükşehir üzerinde toplanıyor. İlçe Belediyeleri çok güçsüz, aciz ve yetkisiz bırakılıyor. 

Ama örneğin bir Kartepe Belediyesi, daha önce mevut 10 belde belediyesinin birleşiminden oluşuyor. Gölcük, Körfez, İzmit belediyeleri çok büyük ilçe belediyeleri. Bizim ilçe belediyelerinin bir kısmı,  pek çok il belediyesinden daha büyük. 

Kocaeli’deki 13 belediyenin 2016 için toplam bütçesi 3 milyar 175 milyon TL: Bunun çok büyük bölümü (1 milyar 900 milyon TL’si) Büyükşehir’in bütçesi. Büyükşehir bütçesi, artık sınır noktasına geldi. 2015 yılı bütçesine göre, gelecek yılın bütçesi sadece 170 milyon TL kadar yükselebildi. 

Büyükşehir’in devasa bütçesi var ama, geride kalan 12 ilçe belediyesinin bütçesini toplasanız, Büyükşehir Bütçesi etmiyor. Burada da bir yanlışlık var. İlçe belediyeleri içinde en büyük bütçe Gebze Belediyesi’nin. Gebze Belediyesi’nin sanayi kaynaklı emlak vergisi yüksek olduğu için böylesi bir bütçe büyüklüğüne sahip olduğunu düşünüyorum. İzmit’in nüfusu, seçmen sayısı hala Gebze’den fazla. Ama Gebze Belediyesi’nin bütçesi 235 milyon, İzmit Belediyesi’nin bütçesi 180 milyon TL. İlçeler içinde en büyük bütçeye sahip olan Gebze Belediyesi’nin bütçesi, Büyükşehir bütçesinin 10’da 1’iunden daha az. 

Koskoca Kandıra Belediyesi.. Köylerde yaşayanlara karşı da sorumluluğu var. 2016 bütçesi  sadece 14 milyon TL. Büyükşehir Belediyesi’nin neredeyse 2 katrilyon TL’lik bütçesi varken, Kandıra Belediyesi’nin 14 trilyon liralık bütçe ile yetinmesi haksızlık, yanlışlık diye düşünüyorum. Tabii aynı değerlendirmeleri, bütün diğer ilçe belediyeleri için de söyleyebiliriz.

*PARALAR MÜTEAHHİTE GİDİYOR

Tablo böyle olunca, ilçe Belediyeleri de, “Benim yetkim de yok, param da yok” diye yan gelip yatıyorlar. Biraz İzmit Belediyesi’nin proje ürettiğinden söz edebiliriz. Diğerleri hiçbir şey yapmıyor. İlçe Belediye Başkanları bir hafta sonu Afyon Kaplıcalarında, öteki hafta sonu Kartalkaya ya da Erciyes tesislerinde, yazın Antalya  kıyılarında, yıl içinde birkaç kez Avrupa veya Türki Cumhuriyetlerinde kebap yapıyorlar. 

İlçe belediyelerinin personel kadrolarına baksanız, hepsi norm kadro sınırları içindedir. Ama çöp, park bahçeler, aklınıza gelen her hizmet özelleştirilmiş.  İlçe belediyelerinin paraları, müteahhitlere gidiyor. Kiralık arabalara gidiyor. Muhtar gezilerine, Başkan ve yakın çevresinin gezilerine gidiyor. İlçe belediyelerinin bırakın alt yapıyı, büyük caddelerdeki üst yapıyı,  kendi sınırları içindeki mezarlıklarda bile yetkisi yok. Küçük bütçe ile yetinmişler, “Biz nasıl olsa yetkisiziz” diye yan gelip yatıyorlar. Bütçelerinin çok büyük bölümünü de taşeronlara veriyor, hizmet üretmiyorlar. 

Bu yanlış bir model. Büyükşehir her birinde pekçok sorun bulunan, nüfusları hızla artan 12 ilçenin tamamına hizmet götüremiyor. İster istemez, ilçeler arasında adil de olamıyor. Oysa, 12 ilçe belediyesinin toplam bütçesinin neredeyse iki katı bütçe Büyükşehir’in elinde. Büyükşehir bütçesi içinde de yatırıma ayrılan pay çok düşük. Büyükşehir bünyesinde de pekçok müteahhit firma var. Yüzlerce kiralık araç var. 

İlçe belediyelerinin yetkilerinin de bütçelerinin de arttırılması lazım. İlçe belediyelerinin toplu taşımada yetki ve sorumluluğu olmalı. Kendi bölgelerinde Halk Ekmek fabrikası kurmaları sağlanmalı. Alt yapı, üst yapı işlerinde bütün sorumluluğu Büyükşehir’in sırtına atıp yan gelip yatmaları, bol bol turistik seyahat yapmaları yerine, kendi bölgelerinde hizmet üretmeleri sağlanmalı. 

Bakın bütçe rakamlarına. Bakın yapılan işlere. Bu sistemde bir arıza var.  Sistemin uygulandığı 2009’dan buyana 13 belediyenin tamamı aynı partiden olduğu, kentteki büyük patron İbrahim Karaosmanoğlu adil bir insan olduğu için ciddi sıkıntı yaşanmadı. Ama bu iş hep böyle gitmeyecek. Çok büyük olasılıkla 2019’dan itibaren “13-0 “ modeli değişecek. İşte o zaman, bu sistem içinde çok büyük kavga ve kargaşalar da kaçınılmaz hale gelecektir. 

*Güneydoğu’dan 200 bin göç 

7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönemde bu millete ne söylendi:

“-Bizi koalisyonlara mecbur bırakmayın,. Siyasi istikrar için, tek başımıza iktidara getirin. Göreceksiniz, terör bitecek.”

Millet denileni yaptı. AK Parti’yi kendilerinin bile ummadığı kadar büyük oy farkı ve 300 küsur milletvekili ile iktidara getirdi. Ancak, şu sıralar Türkiye’nin Güneybatısı, bugüne kadar hiç olmamış şekilde büyük bir kargaşa ve terör içinde. 

Kimse Güneydoğu’da nelerin olup bittiğini tam olarak bilemiyor. Polislerin önünde Baro Başkanı vurulup öldürülüyor. Tarihi miras camiler yakılıyor. Eğitim durmuş. Ticaret bitmiş. Son yıllarda barış süreci ile birlikte hareketlenen turizm tamamen iflas etmiş. Her gün yine birkaç şehit haberi geliyor. Ayrıca o bölgede çıkan olaylarda siviller hayatını kaybediyor.

Kimilerine göre, Güneydoğu Anadolu bölgesinin hali, iç savaşın yaşandığı Suriye’den farksız. Kimileri, Diyarbakır’ın giderek bir Beyrut haline dönüştüğünü söylüyor. Terör örgütünün bölgeye hakim olduğu, bazı yerleşim alanlarında özerkliği ilan ettiği söyleniyor. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, salı günü partisinin TBMM Grup toplantısında rakamlar verdi. Bölgede geçen ağustos ayından buyana 94 polis, 114 asker, 5 korucu şehit olmuş. Bölgedeki 7 farklı ile bağlı 17 ilçede çok uzun süreli sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş. Sokağa çıkma yasakları devam ediyor. Diyarbakır, Şırnak, Cizre, Hakkari, Nusaybin’de ne olup bittiği konusunda çok fazla bilgimiz yok. Hükümet, “Bitecek, terör temizlenecek. Temizlenene kadar da operasyonlar sürecek” diyor. Ama bölgede sokağa çıkma yasağı uygulanan yerleşim birimlerinde yasaklar kalkar kalkmaz, insanlar eşyalarını denk yapıp, ülkenin batısına göç ediyorlar. 

Türkiye bir yandan Suriye’den, Irak’tan, savaştan kaçan mültecilere kucak açıyor. Yine TBMM Grup toplantısında Devlet Bahçeli rakam verdi. “Son birkaç hafta içinde bölgeden evlerini bırakıp ayrılan insan sayısı 200 bini aştı” dedi. Dünkü Sabah Gazetesine göre ise, bu rakam 300 bini buldu.

Nereye gidiyor bu insanlar?.. Avrupa’ya,  Yunanistan’a, Kanada’ya gitmiyorlar. Buralara geliyorlar. Buralardaki yakınlarının, hısım akrabalarının yanına sığıntı gibi geliyorlar. Bir kaç hafta içinde 200-300 bin insan.. Bu bölge zaten kendi kendisine yetmez hale gelmiş. Elde avuçta olmayan,  perişan durumda, bir kısmı  bu devlete karşı kin ve öfke dolu onbinlerce insan aramıza katılıyor..

Ne kadar taşırız?. Nereye kadar taşırız?.. Bir (B) planı var mı?.. Böylesi bir iç göç dalgasına nasıl dayanacağız?.. Oturup bütün bunları enine boyuna tartışmak gerekmez mi?

*Cumhuriyetçiler Trump’u aday yapacak; ABD halkı Demokrat Clinton’u seçecek 

Dünyanın gözü 2016 yılının kasım ayında yapılacak ABD’deki Başkanlık seçimlerine şimdiden çevrildi. İki dönemden beri ABD Başkanı olan Demokrat Obama, 3 ncü kez aday olamıyor. Şimdiden Cumhuriyetçi Parti ile, Demokrat Parti’nin içinde müthiş bir adaylık yarışı var.

Cumhuriyetçi Parti’deki en popüler aday adayı, dünyanın en zengin kişilerinden biri olarak kabul edilen Donald Trump. Geçenlerde bir konuşmasında, “Müslüman olan hiç kimseyi ülkeye sokmayalım” demişti. Bütün dünyada tepki görmüştü. Ama ABD’deki Cumhuriyetçi seçmenler nezdinde itibarı yükselmiş. ABD’de partiler başkan adaylarını gerçek manada ön seçimle belirliyorlar. Cumhuriyetçi aday adayları içinde Trump, halen yüzde 38’le birinci sırada. En yakın rakibinin parti içindeki o oranı ise,  yüzde 15.

Bu arada Demokrat Parti’deki aday adayları içinde de eski Başkan Bill Clinton’un eşi Hillary Clinton önde gidiyor. Büyük olasılıkla gelecek yıl kasım ayında  ABD Başkanlığı için Cumhuriyetçi Trump ile, Demokrat Clinton yarışacaklar. Yine çok ciddi anketlerin mevcut sonuçlarına göre, Başkanlık yarışında  Clinton, rakibi Trump’un bir hayli önünde. 

Yani,  ABD’de “Müslümanları ülkeye sokmayalım. Onların hepsi terörist” diyen Trump, Başkan adayı olacak. Ama dünyada ve ABD’de çok büyük gelişmeler olmazsa,  2016 yılı sonunda ABD’nin ve dünyanın yeni Başkan’ı, bir kadın, Hillary Clinton olacak.

*Fevziye’nin tentesi ne oldu?

Dün, Demokrat Kocaeli Gazetesi’ndeki köşesinde, Engin Şahin hatırlatmış. Çok hak verdim. Aslında böyle şeyleri ben çok yakından takip ederdim, atlamışım. Malum, İzmit’te en kalabalık cenaze törenleri Fevziye Camii’nde gerçekleşir. Ancak caminin avlusu tamamen açık. Çok sıcak yaz günlerinde ve yağışlı havalarda cami avlusunu cenaze için dolduranlar büyük sıkıntı çekiyorlardı. Fevziye Camii tarihi eser kabul edildiği için de bir tente yapılamıyordu.

İzmit Belediyesi, bu formül buldu. Fevziye Camii avlusuna portatif tente yapımı için geçen ağustos ayının başında ihale yapıldı. Şartnameye göre, müteahhit 45 gün içinde işi bitirip, tenteyi takacaktı. 

4 ay geçti. Fevziye Camii avlusu hala çıplak. Başkan nevzat Doğan bu tür vadeli işlerde çok hassastı. Ama her halde yaşlanıyor. Sahi ne oldu Fevziye’nin tentesi?

 

Bu yazı toplam 490 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37