1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Hepsi çok çalıştılar
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Hepsi çok çalıştılar

A+A-
Pazar günü yapılacak seçimlerin heyecanı, gerilimi, neredeyse bu yılın başında başladı. Hatta, 10 Ağustos 2014’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte Türkiye’nin 7 Haziran genel seçimlerine yöneldiğini, siyaset yapanların bu seçimleri hedefleyerek çalıştıklarını söyleyebiliriz. 
Artık, bitti.. Bugün ve yarın son sözlerini siyasetçiler söyleyecek, öbür gün halk sandığa gidip, tercihini ortaya koyacak. Ülkemiz ve kentimiz siyasetçilerinin, özellikle son iki ayda çok müthiş bir tempoda çalıştıklarını söyleyebiliriz. Gelin, siyaset aktörlerinin bu dönemdeki çalışmalarını kabaca değerlendirelim..
………
Elbette öncelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başlamak gerekir. Türkiye’de geçmişteki hiçbir cumhurbaşkanı, bir seçim döneminde 12 nci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kadar öne çıkmamış, çalışmamıştır. 
11 nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün döneminde de yerel ve genel seçimler yapıldı. Gül,  bir partinin kurucusu, siyasetten gelen Cumhurbaşkanıydı. Aynı şekilde, Süleyman Demirel, Turgut Özal da partilerin başından ayrılıp Cumhurbaşkanı olmuşlardı. Seçim dönemlerinde hiç miting yapmadılar. Hiç kendi partilerine oy isteyip, muhalefeti yerden yere vurmadılar.
Erdoğan, istese Beştepe’deki Külliye’den hiç dışarı adım atmazdı.  Ama Cumhurbaşkanı, bu seçim döneminde en çok çalışan, en çok koşturan siyasetçilerin başında yer aldı.
Cumhurbaşkanı’nın aslında her biri birer seçim mitingi olan toplu açılış törenlerinde, hemen hemen bütün televizyon kanallarında çıktığı yüz yüze programlarda söylediklerinin önemli bölümüne katılmıyor ve doğru bulmuyorum. Ama 12 nci Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tavrının beklenmedik bir durum olduğunu da söyleyemeyiz. Erdoğan, 10 Ağustos’taki seçime gidilirken böyle bir Cumhurbaşkanı olacağını açık açık söylemişti. Eğer 10 Ağustos’ta Ekmelettin İhsanoğlu Cumhurbaşkanı seçilseydi, elbette seçime hiç müdahale etmeyecek, hiç miting falan düzenlemeyecekti.
Erdoğan böyle bir cumhurbaşkanı olacağını seçilmeden önce açıkladı. Bu şekilde oy aldı. Söylemlerini beğenip beğenmemek ayrı bir şeydir. Anayasa’da yazıyı “Cumhurbaşkanlığı” tanımına uyup uymadığı da ayrı bir konudur. Ama Erdoğan’ın böylesine yüksek tempoda çalışmış olması, “Ben artık Cumhurbaşkanıyım. Zaten yoruldum, kenarda oturayım” dememesi de bir bakıma takdire şayandır. 
……….
Başbakan Davutoğlu’nun da bu dönemde kendisini aştığını düşünüyorum. Belki Dışişleri Bakanlığı, belki başka bir bakanlık, belki Başbakan Yardımcılığı, Davutoğlu için çok uygun görevler olabilir. Ama bu dönemde çok iyi gördük ki, Davutoğlu, bir Başbakan olarak bu kadar sert bir seçim dönemini kaldırabilecek adam değil. Benim izlenimim, insan kalitesi olarak, şefkat, sevgi insanı olarak Davutoğlu değerli bir insan. Bu seçim döneminde hem partisini iktidarda tutmak, hem de kendi varlığını yok etmek anlamına gelen Başkanlık sistemini savunmak gibi bir durumda kaldı ki, gerçekten işi zordu. Sesi kısıldı.. Meydanları coşturmak isterken, kalabalık meydanlara yönelttiği sorulara yanıt arayarak hareketlendirip, heyecanlandırmak isterken zorlandığını hissettim. Kendisi açısından çok zor bir görevi üstlenmişti. Bence elinden gelenin fazlasını yaptı. 
7 Haziran seçimleri, öyle sanıyorum ki tarihte Kemal Kılıçdaroğlu’nun performansı ile hatırlanacaktır. Belli ki aylar öncesinden dersine çok iyi çalışmıştı. Kendisine bir yol çizdi. Bu yolun dışına çıkmadı. İktidar partisinden kendisine yöneltilen haklı haksız eleştirilerin hiç birine kapılmadı. Kendi yolundan gitti. Halkın ezberini bozan projeler açıkladı, vaatlerde bulundu. Miting meydanlarındaki performansı da, televizyon programlarındaki performansı da, en azından benim kendisinden beklediklerimin çok üzerine çıktı. 
Aynı değerlendirmeleri Demirtaş için de yapabiliriz. 7 Haziran seçimlerinin en çok takip edilen, en dikkat çeken, partisine büyük bir önyargı ile bakanların bile ezberini bozan bir çalışma temposu içindeydi. 
MHP lideri Devlet Bahçeli, en az miting düzenleyen liderdi. Çok net söylemlerle, başarılı bir propaganda dönemi geçirdi. 
Düşünün ki, bu liderlerin telaşı, sorumluluğu, ağır yükü, daha aday adayları arasından aday listelerini belirlerken başladı. Elbette sıkıntıları olmuştur. Elbette çok gerildikleri, sağlıklarının bozulduğu olmuştur. Ama büyük bir inat ve kararlılıkla çok zor bir seçim dönemini kendileri açısından bence çok başarılı şekilde götürdüler. 
………
Yerele gelince. AKP’nin yükünü Fikri Işık omuzladı. Bence zor bir dönemde, partisi açısından zor günlerde Işık insanüstü bir performans gösterdi. Pazar günü bu kentteki sonuç AKP’nin beklentilerinin altında kalırsa, kimse “Işık çalışmadı da ondan” diyemez. Ama partisi yeni bir seçim zaferi kazanırsa, bunun en önemli faktörü Işık’ın performansı olacaktır. Bu seçim döneminin en rahat isimleri Zeki Aygün ve İlyas Şeker’di. “Nasıl olsa yeniden seçildik” havasında, parti teşkilatının kendilerine verdiği görevleri yerine getirmekle yetindiler. Etliye, sütlüye pek bulaşmadılar. 
CHP’de sürpriz 1 nci sıra adayı Fatma Hanım, kırmızı ceketini hiç çıkartmadan koşturdu. Fatma Hürriyet Kaplan, kesinlikle milletvekili olacak. Ama siyasi geleceğini, CHP’ye M.Alipaşa’dan çıkacak oy oranıyla belirleyecek. CHP’de Tahsin Tarhan, Turan Dumlu ve Cuma Karavar da ellerinden geleni yaptılar.
Yerelde MHP bir türlü huzur bulamadı.  Genellikle 1 nci sıra adayı Sancaklı ile 2 nci sıra adayı Türkkan farklı kulvarlarda çalıştılar. İl Başkanı Ünlü, arada kaldı. MHP zor bir parti. Bu seçim döneminde de partideki herkesin çok çalıştığı, kendini yüzde 100 verdiği söylenemez. 
Saadet-BBP ortaklığında Zafer Mutlu ile Serhat Duyar’ın çabalarını takdir etmek gerekiyor. Saadet, sokakta en çok gözüken, şarkısını en geniş kitlelere ezberleten parti oldu. Saadet ve BBP il başkanları çok zor bir işi, inatla ve inançla sürdürdüler. Sonucu pazar akşamı göreceğiz.
HDP’de örgütler koşturdu. 1 nci sıra adayı Konca kadar, 7 nci sıra adayı Odabaş da çalıştı. Hücre çalışmalarına, nokta atışlara önem verdiler. 
……….
Seçim dönemleri zordur. 7 Haziran seçimleri pek çok kişi için, ülke için çok büyük önem taşıdığından daha da zor oldu. Güvenlik güçleri yoruldu, gazeteciler bunaldı, yoruldu. Kimse, “Kafam şişti” diye yakınma hakkına sahip değildir. Herkes bu kadar koşturmuş, emek vermişse,  iki gün sonra bütün vatandaşların da sandığa gidip oy vermesi ihmal edilemeyecek çok önemli bir görev olsa gerektir.
Bu yazı toplam 300 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum