1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. HER ŞEYİN KRİTERİ VAR, PEKİ YA SİYASETİN!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

HER ŞEYİN KRİTERİ VAR, PEKİ YA SİYASETİN!

A+A-

Bazı insanlar vardır, bir koltuğa birden fazla karpuz sığdırmaya çalışır. İçi kıpır kıpır olduğu için her şeyi yapmak ister, her yere yetişmek ister. Aslında bu hem fiziken mümkün değildir ve hem de sonuç alma bakımından pek de rantabl sayılmaz. Neticede her insanın iyi yapabileceği bir şey muhakkak vardır ama her şeyi iyi yapma imkân ve ihtimali yoktur.

Örneğin, tıbbiyeden mezun olan her kes, insan anatomisi ile ilgili olarak bilgi sahibi olmasına rağmen, her derde derman olamaz. Dolayısıyla, insanın her organı için ayrı ayrı dalda uzmanlaşmış hekimlere ihtiyaç vardır ve hangi azada bir rahatsızlık varsa, o dalın uzmanına başvurduğunuzda, daha sağlıklı netice alırsınız. Nasıl ki, dişiniz ağırdığında, sadece diş hekimini tercih ediyorsanız, hatta çene cerrahisine ilişkin bir sıkıntınız varsa işin daha derinlemesine uzman sahibi ortodonti uzmanına müracaat ediyorsanız, mideniz ağrıdığında da bir gastroenteroloji uzmanına, bevliye ile ilgili bir sorununuz olduğunda bir üroloji uzmanına, böbreğiniz ağrıdığında bir nefroloji uzmanına, ya da şekeriniz çıktığında bir dahiliyeciye ve hatta bir hematoloji uzmanına gitme ihtiyacını hissediyorsanız, gelir-gider dengesine ilişkin bir sorununuz olduğunda da, bir ekonomiste müracaat etmeniz en doğru olanıdır.

Günümüz insanı her ne hikmetse, birçok işi birden yapmak istiyor. Böyle olunca da üstün başarı elde etmek mümkün olmuyor. Çünkü yüzeysel bir bilgiden ancak yüzeysel olarak istifade edebilirsiniz. Tabi, tüm bunlara tecrübeyi de monte ettiğiniz zaman sinerji meydana geliyor ve maksimum fayda sağlamış oluyorsunuz. Onun için Mevla’mız Kerim kitabında konuya ilişkin uyarıcı çok güzel bir ayet ile nazar-i dikkatimizi celp ediyor ve Nisa suresinin 58.ayetinde: “Allah size emaneti ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmetme durumunda olduğunuzda, adaletle hükmetmenizi emreder. Şüphesiz Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla görendir” Dolayısıyla, örnekleri çoğaltmak mümkün. Eti kasaba, sebze-meyveyi manava, ekmek pişirmeyi fırıncıya, hayvanları gütmeyi çobana, ekin ekip-biçmeyi çiftçiye, siyaseti siyasetçiye ve adaleti de hukukçuya sormamız gerekmez mi?

Hemen hemen her dalda rüştünü ispatlamış ve mesleğinde söz sahibi olmuş insanlara rastlarsınız ama siyaset bilimi okumuş ya da siyasal bilgiler fakültesinden mezun olmuş bir insanın siyasetin öznesi olduğuna ne hikmetse rastlayamazsınız. İstisnalar kaideyi bozmaz ama bir genelleme yaptığımızda, bu gerçek karşımıza çıkıyor ne yazık ki. Böyle olunca da, memleket gemisinin ne zaman hangi faleze çarpacağı da belli olmuyor. Çok bilinmeyenli denklemleri siyasete uyarlayıp siyasetin ırzına geçmiş ve bu sayede manipülasyonlarla yıllarca insanları sömürerek semiren siyasetçi esnafının tahriplerine tanık oldu bu toplum. Ne hikmetse, bu tipler siyaset yaptıkça kendileri semiriyor; yönettikleri halk da eriyor ve hızla irtifa kaybediyor.

Mamafih, patatesçiler müteahhitlik yapınca, yaptıkları binalar milletin üzerine yıkılıyor, hekimler dururken kocakarı ilaçlarıyla tedaviye yeltenilince sağlık elden gidiyor ve şark kurnazları siyasetin öznesi oldukça da millet toptan kaybediyor.

Nasıl ki, konusunda uzmanlaşmak için her şeyin bir kriteri varsa, siyasetin de bir kriteri ve bir kalitesi olmalıdır. Aksi takdirde, bizler daha çok havanda su dövmeye devam edeceğiz ve olan da mazlum halka olacaktır.

Bu yazı toplam 1380 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
5 Yorum