1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Herkesin ağır sorumluluğu var
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Herkesin ağır sorumluluğu var

A+A-
Ülkemiz, demokrasimiz, geleceğimiz açısından çok önemli, çok kritik bir süreçten geçiyoruz. Cumhuriyet tarihimizde ilk kez, bir yıl içinde iki genel seçim yapacağız. Daha önemlisi, Cumhuriyet tarihinde ilk kez, Anayasa’ya uygun biçimde güvenoyu almadan ülkeyi seçime götürecek bir hükümetimiz olacak. 
Takvim çok sıkışık.  Seçim tarihi 1 Kasım olarak Cumhurbaşkanı tarafından belirlendi, YSK tarafından onaylandı. Siyasi partilerin 1 Kasım seçimlerinde aday listelerini nasıl oluşturacağı bile belirsiz. Siyasi partilerde, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan, 1 Kasım seçimlerinde aday olmak isteyenlerin önümüzdeki pazartesi günü akşamına kadar görevlerinden istifa etmeleri gerekiyor. Eğer ön seçim yapılacaksa- ki hiçbir partinin hiçbir seçim bölgesinde ön seçim yapacağını sanmıyorum- 8 Eylül’de ön seçim yapılması gerekiyor. Siyasi partiler, 14 Eylül günü akşamına kadar da aday listelerini teslim etmiş olacaklar. 
…………
1 Kasım seçimlerine apar topar, büyük bir telaş ve kargaşa içinde gideceğiz. Seçim hükümetini kurmakla görevlendirilen Ahmet Davutoğlu’nun bu hafta sonuna kadar yeni bakanları ilan etmesi, hükümet listesini Cumhurbaşkanı’na sunması bekleniyor. 
Tuhaflığa bakın ki; HDP dışındaki iki muhalefet partisi, seçim hükümetine bakan vermemekte ısrarlı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, kuracağı hükümette CHP’den 5, MHP’den 3 bakan bulunması için, adeta bu iki partiye yalvarıyor. 
Davutoğlu ve AKP, 1 Kasım seçimlerine gidene kadar ülkeyi yönetme sorumluluğunu paylaşmak istiyor. CHP ve MHP ise, bu sorumluluğa ortak olmamak, AKP’yi iki aylık hükümette HDP ile baş başa bırakmak gibi bir kurnazlık çabası içinde. 
Bu tablo bile, ülkemiz için 1 Kasım’a gidilen yolun ne kadar zor bir yol olduğunu açıkça göstermektedir. Bundan böyle bu ülkede Meclis’in HDP’siz olabileceğini öngörmek ne kadar hayalse, günün birinde HDP’nin hükümet ortağı olacağını öngörmek de o denli hayaldir. Ancak, CHP ve MHP seçim hükümetine Bakan vermekten kaçarken, HDP üstelik hiçbir ön koşul ortaya koymadan hükümete 3 Bakan vermeyi kabul etti. HDP Eş Başkanı Demirtaş’ın, “Bize oy veren seçmenlerin hukukunu koruyoruz. Seçim hükümetinde bu nedenle üzerimize düşen sorumluluğu almaya hazırız” dedi ki, Demirtaş bir kez daha doğru siyasetin örneği olmuştur. 
………..
Şimdi, çok zor bir dönemde, zor bir süreç başlıyor. Türkiye’nin 1 Kasım seçimlerine daha fazla yara almadan, mümkün olan en sakin ve düzgün biçimde gitmesi gerekiyor. 
1 Kasım’daki seçimlerin sonrasında da çok büyük olasılıkla bir tek parti iktidarı görünmüyor. 1 Kasım’dan sonra, olası koalisyonun çok fazla vakit kaybedilmeden kurulması, ülkenin her geçen gün ağırlaşan sorunlarının çözümü için harekete geçilmesi gerekecek. Bu nedenle, seçim döneminde siyasi partilerin, liderlerin, siyaset içindeki herkesin olabildiğince sakin davranması gerekiyor.
Güneydoğu’da devlet iradesinin ayaklar altında olduğunu biliyoruz. 1 Kasım’daki seçim sonuçları özellikle Güneydoğu’da çok tartışılacaktır. Sandıklar güven içinde olmayacak, o bölgedeki insanların gerçekten özgür iradeleri ile oy verdiği konusunda kafalarda hep soru işaretleri bulunacaktır. 
1 Kasım seçimi, sadece terör bölgesinde riskte değildir. Bu bölgede, Türkiye’nin her bölgesinde ciddi riskler var. Geçen Pazar günü İzmit gibi bir kentte, şehrin göbeğinde bir siyasi partinin il merkezi saldırıya uğradı. Bu olayda emniyet belki “Aciz” değil, ama çaresiz kaldı. 7 Haziran seçimlerine huzur ortamında girmiştik. En küçük bir güvenlik zaafı olmamıştı. Ama 1 Kasım seçimleri için böylesine huzur ve güvenli bir ortamın garantisi yoktur. 
Bir kıvılcım, büyük yangınlara neden olabilir. İnsanlar birbirine düşman gibi bakmaya başladı. 7 Haziran seçimleri öncesi bu şehirde HDP ile MHP aynı cadde üzerinde seçim bürosu açabiliyor, birbirlerinin demokratik haklarına saygı gösterebiliyordu. Bu defa böylesi demokratik güzellikleri umut edebiliyor musunuz?.
………
İşte bu nedenle, herkes çok dikkatli, herkes olağanüstü sorumluluk bilinci içinde olmalıdır. sadece siyaset yapanlar değil, biz gazeteciler, kamu görevlileri, kanaat önderleri, sıradan vatandaşlar.. Hepimiz sorumluluk içinde hareket etmeliyiz. 
Sırf tribünlere oynamaya yönelik abuk sabuk beyanatlar, sürekli karşılıklı atışmalar zaten kimseye siyaseten bir fayda getirmiyor. Ortamı germemek adına bu tür abukluklar konusunda ısrarcı olmamak lazımdır. 
Türkiye 2 Kasım’a seçimi üzerinde şaibe olmayacak şekilde ulaşmış olmalıdır. Önümüzdeki günler çok zor. Ekonomik olarak çok zor. Terör olayları, toplumsal barış ve kardeşlik açısından çok zor. Zaten ülke yeterince tahrip oldu. 2015 yılı Türkiye için tam bir kayıp oldu. Bu ülkenin insanlarının, askeri diktatörlük, darbe istemediği, başkanlık sistemini reddettiği de ortadadır. Elbette demokrasi içinde kalacağız. Elbette  “Kayıtsız şartsız hakimiyet milletin” olacaktır. 2 Kasım sabahı, birbirimizin yüzüne bakabilir kalmalıyız. Hemen 2 Kasım’dan başlayarak Türkiye’nin ağırlaşan sorunlarını çözebilecek, en azından bu sorunların üzerine gidebilecek bir hükümetin oluşumu için  bir araya gelebilecek durumda olmalıyız. 
Zor bir dönem. Bu ülkedeki herkes için çok zor bir sınav dönemine giriyoruz. Bu dönemde bu ülkenin her vatandaşının az ya da çok sorumluluğu vardır. Umarım, herkes bu sorumluluğunun bilinci içinde hareket eder.
Bu yazı toplam 304 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum