1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Herkesin bayramı
Herkesin bayramı

Herkesin bayramı

Yürüyüş yolundan gazeteye doğru yürüyoruz. Her zamanki kalabalık görünüm yine var ortalıkta ve her zamanki gibi, özellikle genç insanların ellerinde bildiriler var, dağıtıyorlar. Uzatılanlar

A+A-

Yürüyüş yolundan gazeteye doğru yürüyoruz. Her zamanki kalabalık görünüm yine var ortalıkta ve her zamanki gibi, özellikle genç insanların ellerinde bildiriler var, dağıtıyorlar. Uzatılanlardan birini alıp bakıyorum; 1 Mayıs’la ilgili bir duyuru. Şöyle bir göz atıp yürüyorum…

Önümde iki genç yürüyor. Biraz ileride başka bir genç grup başka bir bildiri dağıtıyor. Dağıtırken de küçük bir açıklama yapıyor;

“İşçi bayramına çağrıdır!”

Önümdeki gençlerden biri söyleniyor;

“Ne işçi bayramıymış, ben işsizim” ve almıyor bildiriyi. Burun kıvırıp geçiyor.

Sorsanız “uyanık” geçinen bu genç insanın gerekçesi doğru mu sizce? İşçi bayramı ile işsizlerin 1 Mayıs’a katılmamasını bağdaştırmalı mı?

Böyle bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki. İşsiz olan bir genç, 1 Mayıs’a katılmadığı gibi, gerekçesini de aptalca bir biçimde dile getiriyor…

Geçtiğimiz günlerde oğlumla birlikte İstanbul’a gitmiştik. Harem’e otobüsle, oradan Üsküdar’a servisle, Üsküdar’dan Beşiktaş’a vapurla geçtik. Beşiktaş’tan bir dolmuşla Taksim’e çıktık ve Beyoğlu’nu, İstiklal Caddesi’ni şöylesine bir dolaşmış olduk. Amacımız Atlas Sineması’na gitmek, “Karbeyaz”ı izlemekti.

Taksim Meydanı’ndan geçerken bir kez daha ürperdim. Oğluma da bir kez daha anlattım o günü.

Pamuk Eczanesi pastane olmuştu şimdilerde. Sular İdaresi’nin, üstümüze kurşun yağdırılan o rezil binanın çevresi de sanki derlenip toparlanmış, utancı gizlenmeye çalışılmıştı. Kazancı Bayırı asfaltlanmış, üstünden kan sızan kaldırım taşları yok edilmişti. Ne ki, birkaç metre ilerimizde panzerin çiğneyip geçtiği ve öldürdüğü hamile kadın gözlerimin önünden gitmemişti. Dönüp baktığımda orada, ezildiği yerde duruyordu sanki. Kazancı Bayırı’nın alt yanını kapatıp insanların ezilmesine yol açan kamyonet de oradaydı sanki. Daha doğrusu ben öyle sanıyordum o andan…

Ve otelin üst odaları…

Tepemize kurşun yağdıran o kirli eller…

İnsanlarımızın ölümüne neden olan o faşist anlayış…

Her şeye karşın bir sonraki yıl yine gitmiştik Taksim’e. Gitmiş, bayramı kutlamış ve umutlarımızı taze tutmuştuk.

Aradan yıllar geçmiş. 1977 nerede, 2011 nerede. Demek ki tamı tamına 34 yıl ve akılda kalan, ölen 34 insan…

Ne için?..

Ölmeyi çok mu istemişti o insanlar? Ölmek çok mu yakışmıştı onlara?

Yeni bir 1 Mayıs bugün ve yeni umutları var emekçilerin. O günlerde destek vermeyenler, çalışanları “komünist” olmakla suçlayanlar bugün nerelerdeler dersiniz? Çok mu rahatlar, çok mu iç huzuru içindeler?..

Unutmayın, bu bayram herkesin. Herkesin derken; para babaları, faşistler ve beyinsizler hariç. Beyni olanlar insanların bayramlarını kana bulamazlar çünkü…

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.