• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • Kocaeli 8 °C

HEVÂ VE HEVESLERDEN KURTULMAK (1)

Mehmet SÖNMEZOĞLU
Sözlükte “istek, heves, meyil, sevme, düşme, boş, sonuçsuz, değersiz” gibi anlamlara gelen hevâ kelimesi terim olarak “nefsin, selim aklın kabul etmediği ve din tarafından yasaklanan kötü arzulara karşı olan eğilimi” demektir. Hevâ kelimesi “doğruluk, hak ve faziletten saparak geçici zevk ve menfaatlere yönelen nefis” manasında da kullanılmaktadır.
Aynı zamanda yüksek bir yerden düşüşe de hevâ denilir. (Bkz.Hac, 22/31) Bu anlamından dolayı, Kur’an’da, hevâsının peşine takılarak Allah’a kulluktan kaçınanların “düşülen uçurum” anlamına gelen “hâviye” diye isimlendirilen cehenneme atılacağı bildirilmektedir. (Kâria, 101/8-11) Hevâ kelimesi Kur’an’da çokça zikredilmekte,  çoğulu ve türevleriyle birlikte toplam 38 yerde geçmektedir. 
Hevâ, insanın bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık, arzu ve istek duyması, nefsinin vahye dayalı ilâhî hükümlere uymayan arzularını tatmin için dinin koyduğu sınırların dışındaki şeylere yönelmesidir. Bundan dolayı hevâ, küfrün, şirkin ve dalaletin en başta gelen sebeplerinden biridir. 
Kur’an-ı Kerim’de “Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. O, nefis arzusu ile konuşmaz. (Size okuduğu) Kur’an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir” (Necm, 53/1-4) buyrularak Hz. Peygamber (s.a.s.)’in kendisine vahyedilen ilâhî hükümlere tam bir teslimiyet gösterdiği, hevâ ve heveslerine uymadığı vurgulanmıştır. O’nun bu konudaki hassasiyeti ümmetine örnek olarak gösterilerek mü’minlere hem kendi hevâ ve heveslerine hem de hak yoldan sapmış kimselerin hevâlarına uymamaları emredilmiştir. (Bakara, 2/120; Mâide, 5/77; Muhammed, 47/16)
Ehl-i hevâ
Hevâ ve heveslerine uyan ve hayatını nefsinin arzularına göre tanzim edenler “ehl-i hevâ” ve “ehl-i ehvâ” olarak adlandırılmıştır. Ehl-i hevâ, Allah’ın peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği ilâhî buyruklara uymayı reddederek inanç ve davranışlarını beşerî görüş ve arzularına göre belirler, hiçbir dinî, vicdanî, ahlâkî ölçü ve sınır tanımazlar.
Ahireti inkâr eden bu tip insanlar Hz. Peygamber (s.a.s.)’e vahyedilen Kur’an’a iman etmeyerek kendi nefsanî arzularına dayanan anlayışlarını din haline getirmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de bu tür yanlışlıklara dikkat çekilmiş ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’e onların hevâ ve heveslerinin ürünü olan düşünce ve isteklerine uymaması emredilmiştir. Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur: “…Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma...” (Mâide, 5/48); “Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların azrularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar.” (En’âm, 6/150); “Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevâ ve heveslerine uyma…” (Şûrâ, 42/15; Ayrıca bkz. Mâide, 5/49; Kehf, 18/28; Câsiye, 45/18)
Kur’an’da, ehl-i hevânın arzularına uymanın sonuçları da bildirilmiştir: “Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.” (Bakara, 2/120); “… Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.” (Bakara, 2/145; Ayrıca bkz. Ra’d, 13/37)
Başka bir ayette ise, Peygamber Efendimizin lisanından, “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam” (En’âm, 6/56) buyrulmuştur.
Hiçbir kural ve ölçü tanımadan nefsinin arzu ve isteklerinin peşinden sürüklenen insanlar ölümü, kıyameti ve hesabı unuturlar. (Sâd, 38/26) Hevâ ehli kıyametin geleceğine inanmadıklarından günahlara dalar,  ahiret için hazırlanmazlar. Ayette şöyle buyrulur: “Buna (kıyamete) inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!” (Tâhâ, 20/16) 
Bu gibi insanlar süflî bir hayatın içine düşer, rüzgârın sürüklediği nesneler gibi şaşkınlık içinde oradan oraya savrulurlar. (En’âm, 6/71) Bitmez tükenmez arzu ve isteklerinin peşinde koşmaktan helâk olurlar. Sonunda hevâları onları Cehenneme düşürür. Kur’an’da onların durumu şöyle haber verilmiştir: “Ama kimin de tartıları hafif gelirse, işte onun varacağı yer Hâviye’dir. Sen Hâviye’nin ne olduğunu ne bileceksin? O, kızgın bir ateştir.” (Kâria, 101/8-11) Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de nefsinin hevâsına uyup taşkınlık yapanların helâk olacağını haber vermiştir. (Müslim, İlim, 7)
(Devam edecek)
       Mehmet Sönmezoğlu
Kocaeli Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü
Bu yazı toplam 342 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37