1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Heyecanımı korumak için çaba harcıyorum
Heyecanımı korumak için çaba harcıyorum

Heyecanımı korumak için çaba harcıyorum

Çok uzun zaman oldu. 1976’dan beri… Bu işin, sadece bu işin içindeyim. Binlerce gün gazete yaptım. Makale yazdım. Türkiye’nin en itibarlı, en büyük şehir gazetesinin manşetini attım.

A+A-

Yeri geldi mafyamatik olaylar oldu. Yeri geldi siyaset karıştı. Kocaelispor şampiyon oldu, küme düştü falan.. Tarihe tanıklık ettik, tarih yazdık. Allaha şükür attığım hiçbir manşet nedeniyle başım derde girmedi. Her gün tam zamanında gazete baskı makinesine girdi, tam zamanında çıktı, dağıldı.

Buna rağmen hala her gün gazeteye gelirken, “Ben bugün nasıl gazete yapacağım” diye kendi kendimi yerim. Hiçbir zaman ertesi günkü makale konumu, o günden belirlemedim. Gece yatağa yatana kadar ertesi gün ne yazacağımı belirleyememişsem, zaten uyuyamam. Uyuyana kadar mutlaka bir konu bulur, kafamda yazının girişini yapar, sonra uyurum.

Her yeni haftaya başlarken, “Ben bu hafta hangi konuları yazacağım. Kendi sütunlarımı nasıl dolduracağım” diye de kaygı duyarım. Çünkü, ben hiç “internetten kes, kopyala yapıştır” yapmıyorum. Çok fazla ulusal konulara da girmeden hep yerel konular hakkında “Yorum” yapmak istiyorum. Her gün orijinal yerel konu ve konular bulmak. Hiç kolay değil.

……………………..

Ama ne yazacağım diye kaygılanıyorsanız ve kafanızı zorluyorsanız; gün içinde gazetenin 1’inci sayfasını yaparken, tamamen beyninizi buna konsantre ediyor ve sürekli olarak yeni haberler için, okuru tatmin edecek haberler için çevrenizi zorluyorsanız, mutlaka günün sonuna kadar bir şeyler çıkıyor. Yani, moda deyimle, “Çalışınca oluyor”

Gün içinde çok fazla geriliyorum. Aslında bu dönem yerel gazetecilik kolay.. Atarsın bir AK Partili ve Büyükşehirli manşet, günü kurtarırsın. Gazete de dolar.

Ama ben bunu yapamadım. Gazetenin her satırını hazırlarken, hep bu gazetenin, bu gazeteye güvenen okurlarını düşündüm. Palavra haber yerine gerçek haberin peşine düştüm. İzmitli neyi merak eder, ben bu gazeteyi yapan değil de bayiden satın alıp okuyan bir İzmitli olsam, ne bulmak isterdim. Bunları düşünürüm.

Şimdiki muhabirler eskisi gibi değil. Elbette kabahatin büyüğü bizde. Bir şey öğretmiyoruz. Ama bu işin de öğretilecek fazla yanı olduğunu sanmıyorum. “Her şey haberdir. Biz şehir gazetesiyiz. Sokakta yürürken yerinden çıkmış bir kaldırım taşı görseniz bu bile haberdir” diyorum. Başka ne anlatabilirim.

Önüme misal bir trafik kazası haberi geliyor. Kazanın oluş saati yazmıyor. Kaza “D-100’de oldu” diye yazmışlar. Neresinde oldu?. Hangi şeridinde oldu?. Bunları da istiyorum. Defalarca muhabiri arıyor, soruyor, sıkıştırıyorum. Şeker de var, asabileşiyorum. Muhabir arkadaşların çoğuyla bu yüzden selamı, sabahı kestik. Artık hepsi bana “Huysuz ihtiyar” gözüyle bakıyorlar.

Ama gazetecilik bu. Ben okura en iyi, en dolu gazeteyi vermek zorundayım. En iyi manşetle gazeteyi çıkartmak zorundayım. Hala bunun heyecanını yaşıyor olmam benim farkım.

………….

Kendi yazılarıma gelince; sabah saat 07.30’da masamdayım. Önce yerel gazeteleri, ulusal gazeteleri gözden geçiriyorum. En çok resmi ilanların konularına dikkat ediyorum. Yeni bir haber ne olabilir, nereden çıkabilir?.. Sonra kendime yazı konusu bulmaya çalışıyorum. Çok büyük olasılıkla, bir gün önceden belirlediğim bir ana konu vardır. Başka taze konu bulursam, o önceden belirlenmiş olanı yedekte tutuyorum.

Yukarıdan aşağıya eskiden 2 sütunu doldururdum. Bir tek konuyla işi bitirirdim. Şimdi üç sütun yukarıdan aşağıya dolacak. Bunun için de en az 2-3 konu gerekiyor.

Şükürler olsun. Bu kentte ziyaretçimiz eksilmiyor. Geçen hafta aynı gün içinde hem AK Parti, hem CHP, hem MHP’den üst düzey yerel isimlerle konuşup, bilgi alma şansı buldum. Bunların her biri yazı konusu.

Bütün görüşmelerimi, bütün bildiklerimi yazsam, inanın her biri olay olur. Ama gazeteci, neyi ne zaman yazacağını da, gerektiğinde sır tutmasını da bilen kişi olmalıdır. Karşınızdakinin güvenini sarsmayacaksınız. Genellikle herkesle gazeteci kimliğimle konuşurum. Ama muhatabım, “Bu konu şimdilik aramızda kalsın” diye başlayarak dostça bir şeyler anlatıyorsa, bu güvene de ihanet etmem.

Bu sayede herkesin birbirinin altını oyduğu bu kentte gazeteci olarak bugünkü saygın kimliğimize ulaşabildik. Her siyasi görüşten sırdaşlarım vardır. Her siyasi partiden gerekecek bütün bilgileri alabileceğim dostlarım vardır. Güvenirler, anlatırlar. İhanet edilmeyeceğini bilirler. Bu konumda olmak da konu bulmakta sıkıntı çekmemenizi sağlar.

………………

Heyecanımı anlatmak için başladım bu yazıya. Fiziki açıdan gücüm, takatim yok. Sosyal açıdan evle iş arasında sıkışmış son derece monoton bir hayatın içindeyim. Bir yere gidip, gelmiyorum. Sıkılıyorum.

Her gün zihinsel açıdan çok yorucu geçiyor ve her günün sonunda evde ayaklarımı uzatmanın ötesinde bir beklentim kalmıyor. Mesela her yıl, Valilerin evsahipliğinde düzenlenen Cumhuriyet Baloları’na mutlaka eşimi alıp giderdim. Bu yıl da davetiye geldi. Aynı zamanda sekreterliğimi yapan santral görevlimiz Alev Uçar’a davetiyemi verdim “Şuna LCV yap. Bu huysuz ve yaşlı ihtiyar gelemezmiş de” dedim.

Şükür ki, biz gitmesek de birileri gelip gidiyor. Bilgileri paylaşıyor. Kenti iyi bilmenin avantajı ile her gün bir manşet, her gün yazı konusu da çıkıyor. Ama heyecanımı kaybetmedim. Bu da önemli.

………………

Metin Karan bir süre rahatsızdı, istirahat etti, iyileşip döndü. Geçen hafta elim ayağım, bu gazetenin en değerli muhabiri Murat Yoldaş-hayati riski olmayan-bir ameliyat geçirdi. Birkaç gün Murat’sız gazete yapacağız. Ama bizim burada, ÖZGÜR KOCAELİ’de işler yolunda.

Hele önümüzdeki günlerde birkaç gün de yan gelip yatar, dinlenirsem, siz bendeki enerjiyi o zaman görün. Her gün size hep sevdiğiniz, hep güvendiğiniz dolu dolu gazeteler vermeye devam edeceğiz. Çünkü bu konuda hem heyecanlı, hem de iddialıyız. Sevgiler, saygılar.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.