1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Hiç ekonomi konuşmayacak mıyız?
Hiç ekonomi konuşmayacak mıyız?

Hiç ekonomi konuşmayacak mıyız?

Tamam, kabul ediyorum; 2008 yılında ABD’de başlayıp, Avrupa’yı da sarıp sarmalayan ekonomik kriz, Başbakan’ın dediği gibi bizi teğet geçti. Türk insanı, nasıl olsa yoksulluğa, borç

A+A-

Tamam, kabul ediyorum; 2008 yılında ABD’de başlayıp, Avrupa’yı da sarıp sarmalayan ekonomik kriz, Başbakan’ın dediği gibi bizi teğet geçti.

Türk insanı, nasıl olsa yoksulluğa, borç harçla kıt kanaat geçinmeye, işsizliğe alışıktı. Üstelik Türkiye, AKP öncesinde 2001 yılında çok daha büyük kriz yaşamış, bankalar batmış, pek çok kişi işinden atılmış,  esnafların büyük bölümü yok olup gitmişti.

Küresel kriz bizim krizimiz değildi.

Ancak artık çok daha iyi görebiliyoruz ki, özellikle Avrupa’da ateş bacayı sardı.

Komşumuz Yunanistan fena halde patladı. Hala ABD belini doğrultabilmiş değil. Kriz Avrupa’da hızla yayılıyor. Portekiz, İrlanda, İspanya, İzlanda çok zor durumdalar. Son zamanlarda İtalya ekonomisinin çökme aşamasına geldiğinden söz ediliyor. İngiltere, Fransa için bile çok ciddi kaygılar var.

Türkiye, bu yılın ilk çeyreğindeki ithalata dayalı yüzde 11’lik rekor büyümesi ile övünüyor.

Ama bir şeyler ters gidiyor. Cari açık, öngörülenden çok daha hızlı büyüyor. Başbakan “Sorun değil” dese de,  bu cari açığın Türkiye’nin başına ciddi dertler açacağından endişe duyan pek çok uzman var.

Türk Lirası değer kaybediyor. Dolar, 2009’dan buyana en yüksek değerine çıktı. Euro, dünyada değer kaybederken, Türkiye’de yükseliyor.

Bir litre benzin fiyatı 4. 50 TL’ye merdiven dayadı. Resmi enflasyon düşük olduğu için maaşlar artmıyor. Ama hayat giderek pahalanıyor.

Türkiye’de sadece bankalar kazanıyor, büyük karlar elde ediyorlar. Aileler, sıradan insanlar, küçük esnaflar, banka kredileri ile günü kurtarmaya çalışırken, kişisel borçlanma miktarları sürekli artıyor.

Tamam, Merkez Bankamızda çok büyük döviz rezervleri var. Tamam, Türkiye’ye oluk oluk sıcak para geliyor. Ama ekonomi üzerindeki baskılar giderek artıyor.

Hükümet, aylardır et fiyatındaki artışa çözüm bulamadı. Bir ara ithal etle fiyat biraz geri çekildi. Şimdi Ramazan yaklaşırken yeniden et fiyatı artıyor.

Yine Ramazan öncesi fırıncı, “Uzun süredir ekmek fiyatına zam olmadı” bahanesine sığınıp, pide fiyatı ile halkı, yoksul vatandaşı vuracak. Geçen yıl Ramazan ayında ilimizde  “deve hamuru” gibi kocaman pide çıkartılmış, 3 TL’den satılmıştı.

Meydan boş, bakalım bu Ramazan ayında pide fiyatı kaç lira olacak. Fırıncılar, bir Ramazan ayından kaç Mercedes parası kazanmanın hesabını yapacak?

Bir yerlerde bir arıza var. Daha kötüsü, çevremizde yangın var. Yunanistan’dan Portekiz’e bütün Avrupa ekonomik bunalım içinde. Biz en çok bu ülkelerle ticari ilişki içindeyiz. “Yunanistan sarsılır, yıkılır ama bize bir şey olmaz” diyebilir miyiz?

Fazla rahatız.  61 nci hükümet, programını açıklıyor. Anayasa değişikliği, Kürt sorununun çözümü, demokratikleşme konuluyor.

Muhalefet hükümet programını eleştirmeye başlıyor. İçinde hiç ekonomi yok..

Emekli, bu ay da maaşını alınca hayal kırıklığına uğrayacak. Memurun, işçinin ücretlerinde artış yok.. Ama çarşıda, pazarda her şeyin fiyatı artıyor. Bir de Ramazan bahanesi var, gıda maddelerinin fiyatı, uçmaya başlıyor.

Biraz ekonomi konuşmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Bütün Avrupa, bütün dünya ekonomi ile boğuşuyor.

Türkiye, “Kriz bizi teğet geçti. Dünyanın en sağlam ekonomisine sahibiz” diye lay lay lom yapıyor.

Başbakan Erdoğan ve AKP 2003 yılında Türkiye’nin dümenine geçtiğinden buyana, hep “Kriz söylentisi”, “Kriz beklentisi” olmuştu. Bazı çevreler hep çok kötümser senaryolar çizmiş, her yılın yaz aylarında “Yıl sonunda Dolar patlayacak. 3 TL olacak” gibi kara haberler ortalığa yayılmıştı.

Allah’a şükür, bunların hiç biri gerçekleşmedi. Erdoğan ve AKP hükümetleri, dik durdular. popülizm yapmadılar.

Ama bu kez kara senaryolar daha yaygın. Üstelik kimi göstergeler de bu kara senaryoları destekler nitelikte gözüküyor.

Kişi başına gelirimiz 10 bin Dolar oldu, Merkez Bankamızda şu kadar milyar dolar dövizimiz var diye övünüyoruz da, yakın çevremizdeki büyük yangının bize de sıçrama ihtimalini hiç dikkate almıyoruz.

Türkiye’de insanların alım gücü azalıyor. Çok ev, çok araba satılıyor diye ekonominin iyi olduğunu sanıyoruz. Oysa insanlar gözünü karartmış. Bankalardan kredileri çeki çeki veriyor, borç batağına doğru sürükleniyorlar.

Mutlaka bir şeyler yapılsın, radikal önlemler alınsın demiyorum.

Ama hiç değilse Türkiye biraz ekonomiyi konuşsun, nereye gidiyoruz bunu tartışsın istiyorum.

Dün itibariyle Dolar 1. 70 TL’ye, Euro 2. 40 TL’ye dayanmıştı.

Paranın değer kaybediyor olması demek, üretmeyin her şeyi dışarıdan alan Türkiye için ciddi pahalılık demektir.

Paranın değer kaybediyor olması demek, Türkiye’ye oluk gibi akan sıcak paranın, bu fakir ülkenin cebinden daha büyük paraları, daha korkunç karları emiyor olması demektir. Türkiye, yeni krizleri kaldıramaz.

Komşu Yunanistan’daki krizin yarısı kadar bir kriz, Türkiye’de çok ciddi sorunlar, sıkıntılar yaratır. Biraz dikkatli olmanın, ayağımızı yorgana göre uzatmanın çarelerini aramanın zamanı geldi de geçiyor diye ürküyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.