• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 8 °C

Hiçbir dürüst vatandaşın endişe etmesine gerek yok

İsmet ÇİĞİT

15 Temmuz, çok büyük bir kalkışmaydı. Bu kalkışmanın yegane hedefi, Cumhurbaşkanı, mevcut hükümet falan değildi. Devleti hedef aldılar. Bu ülkedeki herkesin özgürlüğünü, geleceğini hedef aldılar. Demokrasiyi hedef aldılar.

Ucuz atlattık. Koca bir ulus, darbeciler karşısında dimdik durdu. Tankların önüne yattı. Cumhurbaşkanı ve hükümet dik durdu. Meclis, bombalar altında toplantısını sürdürdü. Bu kalkışma amacına ulaşamadı.

Ancak hiç kimse yaşanan bu olayları, “Bir avuç çapulcu işi” diye değerlendiremez. Yıllarca PKK Terör Örgütü için de bu ülkenin yetkilileri, “Bir avuç çapulcu” tabirini kullanmıştı. PKK terörünü bir türlü bitiremedik.

Şimdi devletin, milletin, demokrasinin karşısında, çok uzun yıllar içinde devletin içine nüfuz etmiş büyük ve organize bir çetenin bulunduğunu hepimiz görebiliyoruz. Türkiye’nin bir daha böyle risklerle karşılaşmaması, devletin içinin temizlenmesi, demokrasi ve özgürlüklerin sağlama alınması için çok büyük operasyonlar yapılması gerektiğini de hepimiz görebiliriz.

ÖZGÜRLÜK, HUKUK VE DEMOKRASİ

Çarşamba günü önce MGK, ardından Bakanlar Kurulu Toplantıları’nın yapılacağı, bu toplantılarda önemli kararların alınacağı açıklanmıştı.

Anayasa’yı, devletin işleyiş düzenini bilen herkes, MGK Toplantısı’ndan hükümete “Olağanüstü Hal “ teklifi çıkacağını, hemen MGK ardından yapılacak Bakanlar Kurulu Toplantısı’nda da bu tavsiyenin gereğinin yerine getirileceğini tahmin edebiliyordu.

Nitekim beklendiği gibi oldu. Çarşamba gecesi gelişmeleri sonuna kadar takip ettim. MGK Toplantısı 5 saate yakın sürdü. MGK bitti, Cumhurbaşkanı Başkanlığı’nda Bakanlar Kurulu Toplantısı başladı. Bu arada Cumhurbaşkanı bir süreliğine toplantıdan çıkıp, El Cezire’de canlı yayına katıldı.

Gece yarısına dakikalar kala, Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın da bittiği, Cumhurbaşkanı’nın ulusa açıklama yapacağı duyuruldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Üç ay süreyle ülke genelinde olağanüstü hal” ilan edildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı bu kararı açıklarken, birkaç kez ve üzerine basa basa, “Özgürlük, hukuk, demokrasi” vurgusu yaptı. Üstelik bence son derece samimiydi.

OHAL, bizim anayasamızda var. Zaten böylesi olağanüstü durumlar için anayasaya OHAL konulmuş. Yakın zaman önce Fransa’da da terörle mücadele için OHAL ilan edilmişti. Dünyanın en gelişmiş demokrasilerinde bile, devleti ve demokrasiyi korumak adına böyle kararlar alınabiliyor.

GÜZELOĞLU, KOCAELİ’NİN ŞANSI

Bu ülkede teröre bulaşmamış, tarikatlara, çetelere bulaşmamış, dürüstlükten uzaklaşmamış, devletine, demokrasiye bağlı hiçbir insanın OHAL’den ürkmemesi gerekiyor. Ben, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti iktidarının 15 Temmuz musibetinin ardından demokrasiye çok daha sıkı sarıldıklarına ve bu millete karşı çok daha yüksek sorumluluk duygusu içine girdiklerine inanıyorum. OHAL, valilerin yetkisini arttırıyor. Devlete, daha seri yasa çıkartma, suçluların üzerine daha hızlı gitme imkanı veriyor.

Varsın, polis  sokakta durdursun, üstümüzü arasın, kimlik sorsun.. Varsın, gözaltı süreleri birkaç gün uzatılsın. Demokrasiyi, özgürlüklerimizi korumak,  geleceğin Türkiye’sini darbeci çetelerden tamamen kurtarmak adına bütün bunlara üç ay süreyle katlanmak çok büyük fedakarlık değildir.

OHAL döneminde, valilerin yetkileri artıyor. Böyle bir dönemi bizim ilimizin Hasan Basri Güzeloğlu ile geçirecek olması da bir şanstır diye düşünüyorum.

Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, benim tanıdığım kadarıyla, insan sevgisiyle dolu, demokrasi, özgürlükler ve hukuk konusunda son derece samimi bir bürokrat. OHAL döneminde ilimizin büyük sıkıntılar yaşayacağına ihtimal vermiyorum. Kendisini dev aynasında gören, halka tepeden bakan bir Vali ile bu dönem çok daha sıkıntılı olabilirdi. Vali Güzeloğlu’nun böyle bir vali olmadığına, her an vatandaşla iç içe olmaya özen gösterdiğine ve halka kulak verdiğine ben kefilim.

DEVLETİ TEMİZLEMELİYİZ

Bu dönem, siyasi görüşümüz, yaşam biçimimiz ne olursa olsun, hepimizin devlete güvenmesi ve katkı sağlaması gereken bir dönemdir diye düşünüyorum.

Devletin yanında sağlam durmalıyız. Kurunun yanında yaşın da yanmasına izin vermeden, devletin bu çeteden tamamen temizlenmesine hepimiz katkı sağlamalıyız. Bu dönem, devlet kadrolarında insanların birbirini ispiyon ettiği, karaladığı, hedef gösterdiği bir dönem olmamalıdır. Ama bu çetenin çok büyük bir tehlike olduğunu artık hepimiz görebiliyoruz.

Bu süreçte, devletin, demokrasinin yanında durmalıyız. Karşımızdaki çok büyük ve organize çeteye karşı mücadelede elimizden geleni yapmalıyız. Lütfen, bırakın sosyal medya maskaralıklarını, Birbirimize hakaret etmeden, yalan haberlere itibar etmeden ve devleti zaafa uğratmadan bu süreci geçirmeliyiz.

Bu sürecin sonunda Türkiye’nin gerçek demokrasi ve hukuk devleti olma yolunda çok önemli avantajlar sağlayacağına inanıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çarşamba günü gece yarısı çok samimiydi. Bu ülkede hepimizin, “özgürlük, hukuk ve demokrasi” konusundaki güvencesi Cumhurbaşkanı’dır. Erdoğan, “Parlamenter Demokrasi’nin” kesintiye uğramayacağını da özellikle vurguladı. Meclis’te bu kritik dönemde muhalefet de iktidara yardımcı olmalıdır.

Bu günler geçecek. Önemli olan, devletimizin temizlenmesi, başta Silahlı Kuvvetler olarak devletin bütün kurumlarında demokrasiye ve millete bağlı, hukuk kuralları içinde kalacak insanların boşalacak yerleri doldurmasına hepimizin katkı sağlamasıdır.

Umarım, 3 aylık sürenin sonunda OHAL’i yeniden uzatmak gerekmez. Umarım, bu üç aylık süre içinde Türkiye gerçekten temizlenir. Geleceğin her açıdan çok daha parlak, berrak olacağına inanıyorum. Siz devlete karşı bir sahtekarlık içinde yer almadıysanız, siz çetelere yardım ve yataklık etmediyseniz, siz bu ülkenin dürüst bir vatandaşıysanız, size gelecek en küçük bir fenalık olmayacaktır. Zaman, devletin yanında durmak, “Özgürlük, hukuk ve demokrasi” adına atılacak bütün adımlara gönülden destek olma zamanıdır.

CHP mitingi çok önemli

Hiç kuşku yok ki, ana muhalefet CHP, 15 Temmuz kalkışmasının ardından çok doğru ve dik bir duruş gösterdi. CHP, iktidar partisi ve Cumhurbaşkanı ile siyaseten sürekli bir didişme halinde olmakla birlikte, darbe girişimine ilk andan itibaren karşı çıktı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu bu konudaki tavrını,  15 Temmuz gecesi, vakit henüz gece yarısına ulaşmadan açıkladı, ortaya koydu.

O gece demokrasiyi korumak adına meydanlara çıkan, sokaklara dökülen insanlar sadece AK Partililer değildi. CHP’ye gönül ve oy vermiş insanlar da darbeye karşı göğüslerini gerdiler. Kılıçdaroğlu, bu konuda hep mantıklı ve doğru hareket etti.

15 Temmuz sonrası, halkın meydanlarda “Demokrasi Nöbeti” toplantıları başladı. CHP’liler bunlara da katıldı. Ama giderek bu toplantılar iktidar partisinin güç gösterisine dönüştü. Muhalif insanlar da meydanlardan çekilmeye başladılar.

Şimdi CHP 24 Temmuz Pazar günü İstanbul Taksim’de “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi” düzenleyeceğini açıkladı. Ana muhalefet partisinin bu Taksim mitingi, Türkiye’nin içinden geçtiği ortamda son derece önemli ve anlamlıdır.

CHP’liler Taksim Meydanı’nda darbeye kalkışan çeteyi lanetleyecekler. Demokrasiye, özgürlüklere sahip çıkacaklar. Bu mitingin, OHAL kararından sonra yapılacak olması, Türkiye’de demokrasinin devam ettiğini, hala bir iktidar ve bir muhalefetin bulunduğunu da dünyaya gösterecektir. İktidar ve muhalefet siyaseten birbirlerine rakip olsalar da, devletin, demokrasinin, özgürlüklerin devamı konusunda aynı ilkeleri savunabileceklerini gösterecektir.

Pazar günü Taksim Meydanı’nda çok önemli bir demokrasi gösterisine tanık olacağız. CHP’nin “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi’ne”, AK Parti’ye oy vermiş, ama gerçekten demokrasiyi özümsemiş insanların da katılımını bekliyorum. Bu miting de insanları rahatsız edecek sloganların atılmayacağını, sadece “Cumhuriyet ve Demokrasi” vurgusunun yapılacağını umuyorum. Eminim, önümüzdeki pazar günü, ilimizdeki CHP’liler de biraz fedakarlık gösterip İstanbul Taksim Mitingi’ne yoğun katılım gösterirler. 

Kızılay’ın son yılları çok iyi araştırılmalı

Bir süredir söylentisi dolaşıyordu. Kızılay Genel Merkezi, Muzaffer Şişmanoğlu Başkanlığı’ndaki Kızılay Kocaeli Şubesi yönetimini görevden almış..

Muzaffer Şişmanoğlu ve ekibi, çok uzun süredir Kızılay Kocaeli Şubesi’ni yönetiyorlardı. Bu süre içinde çok önemli olaylar yaşandı. Kızılay deposu soyuldu.. Kızılay İş Hanı Binası defalarca şekil değiştirdi. Kiracılarla kavgalar çıktı.

Kızılay’a bağışlanmış kimi gayrimenkuller satıldı. Kızılay Kocaeli Şubesi, şehrin göbeğinde kendisine ait binaya sahipken, ofis yerini birkaç kez değiştirdi. Kan merkezi, şehir merkezinden, kenar köşedeki kiralık binaya taşındı.

Kızılay Kocaeli Şubesi’nin görevden alınmasına uzanan son olay, Ramazan’da yoksul ailelere dağıtılan yardım malzemeleri içinde bazı yiyecek maddelerinin son kullanma tarihlerinin geçmiş olmasıydı.

Zamanlamaya bakıp, Muzaffer Şişmanoğlu Başkanlığı’ndaki Kızılay Kocaeli Şubesi yönetiminin görevden alınmasını FETÖ operasyonları ile ilişkilendirmek, sanırım yanlış olur. Bu işin, o işle bir alakası olduğunu sanmıyorum. Ama önemli bir olaydır. Bizim ilimizde Kızılay, yönetimi hiç değişmeyen, sürekli bir şeyler isteyen ve keyfi yönetilen bir kurum haline gelmişti. Yıllar içindeki bütün icraatların titizlikle araştırılması gerektiğini düşünüyorum.

Kızılay Kocaeli Şubesi’nde yıllardır var olan “kapalı devre” yapılanma sisteminin de artık bozulması, bu çok önemli kurumun ilimizdeki şubesinin hayırseverlikle ticareti birbirinden ayıran insanlara teslim edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ekonomideki tahribatı onarmak gerekiyor

Türkiye’nin 15 Temmuz gecesinden itibaren yaşadığı olayların ülke ekonomisine zarar vermemesi düşünülemezdi. Aslında 18 Temmuz Pazartesi günü piyasalar, böylesi büyük bir olayın ardından beklenenden çok daha az tahribatla açılmıştı.

Merkez Bankası, hafta sonunda doğru kararlar aldı. Hafta başında TL değeri biraz düşmüş, borsa inişe geçmişti. Ama tahribat çok büyük değildi. Daha sonra salı ve çarşamba günleri piyasalardaki denge biraz daha fazla bozuldu. Özellikle kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin notunu düşürmesiyle, Dolar ve Euro hızla yükseldi.

Aslında ortaya çıkan yeni rakamlara bakıldığında, Türkiye’de akaryakıt, elektrik, doğalgaz fiyatları başta olmak üzere, her şeye zam gelmesi beklenebilir. Şimdilik, halka yansıtılmamaya çalışılıyor.

Ancak,  15 Temmuz darbe kalkışmasının ardından ortaya çıkan ekonomideki sorunların çözümü için hızlı hareket etmek gerekiyor. 14 Temmuz Cuma günü, Dolar 2.90’ın altına kadar gerilemişti. Ekonomideki bütün göstergeler, çok iyi yöndeydi. Şimdi ortaya çıkan bu tahribatın etkilerini kısa sürede ortadan kaldırmak gerekiyor.

Ben, birkaç ay içinde ekonominin yeniden rayına oturacağına inananlardanım. Ama eğer ekonomideki sıkıntı uzarsa, önümüzdeki sonbahar ve kış sezonlarına dar gelirli insanlar açısından çok büyük sıkıntılarla giriş kaçınılmaz olacaktır. 

Bu yazı toplam 2009 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37