1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Hiçbir şey daha iyi olmayacak
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Hiçbir şey daha iyi olmayacak

A+A-

Türkiye, önemli bir süreçten geçiyor. Olup bitenlerin demokrasinin ruhuna uygun olduğunu, demokrasinin ve halk tercihlerinin gereği olduğunu söylemek elbette pek uygun değildir.
Türkiye’de toplum, uzun süredir ikiye bölünmüş durumda. AK Partiye, AK Parti iktidarına, Recep Tayyip Erdoğan’a “Düşman” gözüyle bakan önemli bir kitle var. Neredeyse toplumun yarısı. Bu muhalif kitlenin, muhalefet partilerinden de büyük bir beklentisi yok. Beklentileri, AK Parti içinde bir karışıklık çıkması ve partinin kendi içinde dağılması.
Yaşanan gelişmeler sonrası, AK Parti dağılır mı?.. En küçük bir ihtimal dahi yok. 22 Mayıs Olağanüstü Kongresinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret edeceği kişi, hiç tartışılmadan ve fire vermeden AK Parti Genel Başkanı seçilecek ve Başbakanlık görevini üstlenecektir. 
Partili delegeler içinden fire olmaz. Parti içinde kopmalar, bölünmeler de olmaz. Ama ya seçmen nezdinde durum nedir?.. Son genel seçimde yaklaşık 24 milyon oy almış bir parti var. Başbakan Ahmet Davutoğlu için kimse “Başarısızdı” diyemez. Ama görevi bırakmak zorunda kaldı. AK Parti seçmeninin tamamı bu durumu içine sindirir mi? Sanmıyorum. 
22 Mayıs’ta kimin Genel Başkan ve Başbakan olacağı da çok önemli değil. Sadece “Damat” işaret edilir de Başbakan olursa, bu durum toplumda ve kuşkusuz parti içinde de yürek burukluğu yaratacaktır. Davutoğlu’nun yerine geleceği konusunda adı geçen kişilerden kim gelirse gelsin, bundan böyle bu ülkede Başbakan’ın pek fazla kıymet-i harbiyesi kalmayacaktır. 
Davutoğlu, yüreğinde sevgi olan, yüzü her daim gülen, halkın içinde olmaya özen gösteren ve gerçekten çok çalışkan biriydi. Yerine gelecek kişinin, aynı özellikleri taşıyacağını söylemek zordur. Türkiye daha gergin, daha bölünmüş, daha kavgalı bir sürece girecektir. Belki Avrupa ile gelişen ilişkiler geriye gidecektir. Türkiye’de fiilen “Başkanlık”, “tek adamlık” döneminin başladığına tanık olacağız. Yargının her kararı tartışılacak.
Bakmayın, Türkiye’de muhalefet çok organize değil. Türkiye’deki muhalefet lider yoksunu. İktidara talip veya yakın değil. Ama Türkiye’deki muhalefetin de kemikleştiğini, sertleştiğini, korkusuz hale geldiğini söyleyebiliriz. İpler daha fazla gerilecek. Kavgalar büyüyecek. Başkanlık sistemi konusu, dokunulmazlıklar konusu Türkiye’de çok daha set tartışmaları beraberinde getirecek. 
AK Parti 1 Kasım seçimlerine hep “İstikrar” vurgusu ile yüklendi. Halk, istikrarı tercih etti. Ama şimdi iktidar partisi kendi içinde sıkıntılar yaşıyor. İstikrar sözü havada kaldı. Evet, Davutoğlu’nun istifası ile AK Parti dağılmaz, bölünmez. 22 Mayıs kongresinde sıkıntı olmaz. Ama bu gelişmelerin ardından önümüzdeki dönem için Türkiye’nin daha huzurlu, daha sakin bir ülke olacağını öngörmek de kolay değildir. Daha çok gerginleşeceğiz, demokrasiden hızla uzaklaşacak ve birbirimize gireceğiz diye endişelerim var. Umarım, öyle olmaz.

*Bu ağaçlar kesilecek mi?

Her fırsatta yazıyorum. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, bu kentte, çevre adına çok önemli işler yaptı. Yüzbinlerce ağaç dikti. Denizin temizlenmesini özenle takip etti. 
İzmit’in en güzel caddelerinden biri Rafet Karacan Bulvarı oldu. Doğu Kışla’nın güneyinden geçen Rafet Karacan Bulvarı’nın iki yanına, ota refüjüne ağaçlar dikilmişti. Çınar ağaçları, ıhlamur ağaçları. Rafet Karacan Bulvarı’nda arabanızla giderken, trafik sıkışsa bile içiniz daralmıyor, göz alabildiğine yeşillikler içinde hissediyordunuz.
Şimdi, bu Bulvar’dan bence gereksiz tramvay geçecek. Raylar döşeniyor. Orta refüjdeki yemyeşil yetişmiş ağaçların kenarına şerit çekilmiş. Tramvay projesi ilk ortaya atıldığında, Yürüyüş Yolu’ndan geçirilmesi düşünülmüştü. Başkan Karaosmanoğlu, Üniversite hocalarına araştırma yaptırdı. Tramvayın buradan geçmesi halinde, Yürüyüş Yolu’nun iki kenarındaki tarihi çınar ağaçlarının zarar görebileceği ortaya çıktı. Başkan, Yürüyüş Yolu’ndan bu nedenle vazgeçmişti.
Şimdi acaba, tramvay yolu nedeniyle, Rafet Karacan Bulvarı’nın kenarlarındaki, orta refüjündeki o yemyeşil ağaçlar kesilecek mi?.. Tramvay yolu gidiş geliş iki şerit yapılıyor. Eni 14 metre. Tabii, bir de araçlar için geçiş yeri bırakılacak.  Korkarım orta refüjdeki ağaçlar büyük bir risk altında. Eğer o ağaçlar kesilirse, İzmit gerçekten çok önemli bir güzelliğini, özelliğini kaybedecektir. Umarım, o ağaçları kesmeden, yok etmeden tramvayı geçirecek bir yol bulunur.

agag.jpg

İZMİT’İN GÜZELLİĞİ- İzmit Rafet karacan Bulvarının orta refüjündeki yemyeşil yetişkin ağaçlar, Tramvay yolu nedeniyle, orta refüjdeki bu ağaçlar kesilecekse, gerçekten İzmit çok şeyler kaybetmiş olacak.
 

Kartepe Teleferiği için umut 
Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez, başarılı bir iş-ticaret adamıydı. 5 yıl İzmit Belediyesi’nde, Nevzat Doğan’ın yanında “Yerel yönetim” stajını yaptı. Sonra, Kartepe Belediye Başkanı olmayı çok istedi. Oldu.
Hüseyin Üzülmez, Kartepe’yi, mevcut potansiyellerini değerlendirerek, gerçek manada bir Turizm Merkezi yapmak istiyor. Ama sadece bölgede Araplara ev, villa, arazi satmakla Turizm Merkezi olunamaz. En önemli projesi, Kartepe Teleferiği. 
Aslında bu konuda çok geç kalındı. Kartepe’de kayak pistleri ve otel için yıllarca uğraşmıştık. Osman Pepe’nin Bakanlığı zamanında otel gerçekleşti. 1600 metre rakımlı zirveye, doğal gaz götürdük, yol yapıldı. Ama böyle bir tesis için teleferik şarttı. Yıllarca teleferik ayaklarının yerini tartıştık ama, Büyükşehir bu işe nedense girmedi.
Şimdi Üzülmez, 9 kilometrelik teleferik hattı için çaba harcıyor. Bence o da biraz geç kaldı. Kartepe Teleferik hattı, iki aşamalı olacak. Önce, Derbent’ten Kuzuyayla’ya çıkacak teleferik. Daha sonra, Sapanca Gölü üzerinden panoramik mükemmel bir uçuşla Seka Kampı-Derbent arasındaki ikinci hat yapılacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kartepe Belediyesi’nin teleferik projesini samimi bulmuş olmalı ki, bu projeye bakanlık bütçesinden 5 milyon TL’lik katkı sağlıyor. Bu önemli bir gelişmedir. Umarım, gelecek kış sezonuna kadar, en azından Derbent-Kuzuyayla hattını bitirebiliriz. Kartepe zirvesine teleferikle çıkıp, inmek, inanın Kartepe ilçesine çok büyük getiri sağlayacaktır. Tabii, bu işi yaparken, artık Kuzuyayla bölgesinde yeni konaklama tesisleri ile kayak pistlerinin yapımını da sağlamamış gerekiyor. Üzülmez’in, hazır Bakanlık’la ilişkiler bu seviyeye gelmişken, bu konuda da gayret sarf etmesini dilerim. Çünkü teleferikle ulaşım başlayınca, zirvedeki tek otel ve küçük kayak pistleri çok yetersiz kalacaktır. 


*15 Mayıs’ta Zaman kapanıyor
Çok değil.. Daha 3 yıl öncesine kadar, iktidar partisinin bütün yöneticilerinin, hata belki üyelerinin; iktidar partisine oy vermiş kendisini yakın hisseden bütün insanların elinde özellikle göstererek tuttuğu; İzmit’te hemen hemen bütün dükkanların kepenklerinin altına sabahın erken saatlerinde bırakılan gazeteydi. 
Tirajı milyonu aşmıştı. AK Partili Belediyeler, işadamları, o gazeteye reklam vermek için birbirleri ile yarışıyorlardı. Kamuya ait bütün kurumlarda, kamuya ait bütün toplu taşıma araçlarında en görünen yerde, başköşede dururdu. Zaman Gazetesi’nden söz ediyorum. Malum, bir süre önce devlet “FETÖ Terör örgütünün yanın organıdır” diyerek el koymuş, yönetimine kayyum atamıştı. Kayyum kararını açıklamış. 15 Mayıs itibariyle Zaman Gazetesi, Cihan Haber Ajansı, internet siteleri, Cihan Medya Dağıtım şirketi, hepsi kapatılıyor. 
Bu ülkede bir dönem ekonomik, siyasi açılardan çok güçlü olmak, birkaç yıl sonrası için garanti değil. Zaman Gurubu için yaşananlar ibretliktir. Herkes için ibretlik. “Ne oldum değil, ne olacağım” diye düşünmek gerekir. 

*Çok silah sıkılıyor
Geçenlerde de yazdım, ilimiz yetkililerini uyarmaya çalıştım. Bizim şehrimizde son yıllarda toplum içinde gelişigüzel havaya silah sıkma alışkanlığı ve küstahlığı çok abartılı biçimde gelişti. 
Geçen gece Hıdrellez’di. Bahçe düğünleri de başladı. Makineli tüfeklerle, otomatik tabancalarla havaya yüzlerce mermi sıkıldı. Evlerin bulunduğu, insanların yaşadığı yerlerde. Yorgun mermiler, park halindeki araçların üzerine düştü, zarar verdi. 
Önümüzdeki günlerde, bahçe düğünleri, gelin almaları yoğunlaştığında, bu iş daha çılgın boyutlara ulaşacak. Korkuyorum. Silahın şakası olmaz.  Serseri mermi adres sormaz. Bir kentin göbeğinde bu kadar göz göre göre silah sıkılması izah edilemez. 
Hem toplumun, hem güvenlik güçlerinin, kolluk kuvvetlerinin bu konuda duyarlı olması lazım. Aksi halde önümüzdeki yaz çok can yanacak. 
Bizim şehrimizde güvenlikten, asayişten söz edeceksek, iki konuyu çok önemsemeliyiz. Birincisi çok yaygın uyuşturucu trafiği. İkincisi, gelişigüzel silah sıkılması. 
Bu iki büyük sorunun mutlaka üzerine gitmek zorundayız.

“Kilis saldırı altında, Vatan saldırı altında”
Farkında mısınız; ülkemizde siyasi hareketlilik o kadar öne çıktı ki, son günlerde şehit haberleri bile çok fazla umursanmaz hale geldi. Hele bir olay var ki, toplum sadece uzaktan bakıyor.


Ülkemiz toprağı Kilis.. Ülkemiz vatandaşlarının yaşadığı bir bölge. Her gün, onlarca roket mermisi Kilis’e düşüyor. İnsanlar, çocuklar ölüyor. Suriye’deki terör örgütü, belli ki kasten Kilis’e roket atıyor. Bizim ülkemizden de pek ses çıkmıyor. Sadece Genelkurmay, IŞİD’in her saldırısından sonra, “Misliyle karşılık verdik. Şu kadar bomba attık, 50 IŞİD’liyi öldürdük” türünden bir açıklama yapıyor.


Dün ulusal gazetelerin bir kısmında Kilis halkının feryadını içeren büyük ebatlı reklamlar vardı. İlanın altına imza koyanlar şunlar:


Av.Muammer Fazlıağaoğlu(Kilis Barosu Başkanı),  M.Erdal Öndeş(Kilis Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı), Ömer Sevengül(Kilis Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanı), Mehmet Kanar(Kilis OSB Başkanı).
Siyasetçi ya da bürokratlar değil. Kilis’in en önemli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ilanın altına imzalarını koymuşlar. Şöyle deniliyor ilanda:


“-Kilis’e roketler düşüyor. Üzerimize şarapnel yağıyor. Evimizde öldürülüyoruz. Sokakta öldürülüyoruz. Biz, haberlerde alt yazı, iki haber arasında bir kare değiliz. Magazin programlarının arasına sıkıştırılmayı kabul etmiyoruz. 
Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. Can güvenliği istiyoruz. Yaralarımız sarılsın istiyoruz. Devletimize bağlıyız. Devletimizin korumasını ve şefkatini talep ediyoruz. 
Sesimizi duyun. Sesimize ses verin. Unutmadığınızı, çaba harcadığınızı biliyoruz. Ama acele edin. Ölüyoruz.
Kilis saldırı altında. Vatan saldırı altında.”
Daha ne desin Kilisli?.. Daha nasıl anlatsın derdini. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti. Vatan toprağı Kilis’i korumaktan aciz mi?

Bu yazı toplam 1547 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.