1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Hiçbir şeye gerek yok mu?
Hiçbir şeye gerek yok mu?

Hiçbir şeye gerek yok mu?

Geçen gün öğlen sıcağında İzmit’te yürüyorum. Abdurrahman Yüksel Caddesi’nde, İnönü Caddesi’nden Hürriyet Caddesine doğru iniyorum. İzmit Belediyesi’nin bulunduğu Belsa’nın karşısında, İstiklal Caddesi

A+A-

Geçen gün öğlen sıcağında İzmit’te yürüyorum. Abdurrahman Yüksel Caddesi’nde, İnönü Caddesi’nden Hürriyet Caddesine doğru iniyorum.

İzmit Belediyesi’nin bulunduğu Belsa’nın karşısında, İstiklal Caddesi ile Abdurrahman Yüksel Caddesi’nin kesiştiği köşede bir hareketlilik gördüm. Merak edip, yaklaştım.

(41) plakalı bir otomobilin içinde, temiz pak giyimli, orta yaşta bir adam. Yanında eşi hanımefedi. Otomobili, tam İstiklal Caddesi’nden Abdurrahman Yüksel Caddesi’ne çıkış noktasında, hani o yolu kapatan demir bariyerler var ya, onların önünde durdurmuş. Yan tarafta, hani o üç tekerlekli bisikletleri ile iş bekleyen yük taşıyıcı garibanların park ettiği yufkacının önündeki köşe başında İzmit Belediyesi zabıtasından birkaç memur var.

Duran arabasının direksiyonunda oturan, yanında eşi de bulunan, ağırbaşlı biri olduğu izlenimi veren adam, zıvanadan çıkmış. Resmi üniformalı zabıtalara bas bas bağırıyor.

“-Ben kalp hastasıyım. Mübarek Ramazan günü.. Bir saattir şu İstiklal Caddesi’nden arabamla çıkamadım. O sokağa giriyorum kapalı, bu sokağa giriyorum kapalı. Açık sokak buluyorum, yolun ortasına araba bırakılmış, geçemiyorum. Böyle rezalet olur mu. Direksiyon başında kalpten gideceğim. Siz burada oturmuş keyif çatıyorsunuz.”

Adam zabıtalara bağırmakla kalmıyor. Burada yazamayacağım sözlerle ağır hakaretler yağdırıyor, açıkça sövüyor.

Hadise var, biz de gazeteciyiz ya, yavaşladım.

Belediye Zabıtaları da temiz pak. Gençten, efendi memurlar. Arabası ile İstiklal Caddesi’ne hapsolup kalmış, öfkelenmiş  araç sürücüsüne karşı alttan alıyorlar. “Haklısınız beyim” dedi, içlerindeki en genç zabıta. Ötekiler, yük bekleyen üç tekerlekli arabalara yaslanmış, izliyorlar. Öfkeli araç sürücüsü bağırmaya, hakaretlere devam ediyor. Zabıta memuruhala alttan alıyor. Memur en sonunda, hemen karşıdaki İzmit Belediyesi binasını işaret etti adama;

“-Bakın beyim., Karşısı Belediye. Orada Başkan var, Başkan yardımcısı, müdürler var. Biz emir kuluyuz. Bize bağırıp söverek haksızlık yapıyorsunuz. Bize bariyerleri kapat derler kapatırız, aç derler açarız. Siz bırakın arabanızı buraya, biz bakarız. Gidin Belediye binasına, derdinizi oradaki yetkililere anlatın.”

Ben yoluma devam ettim. Öyle sanıyorum ki itiş kakış, tekme yumruk olmadan tartışma bitmiştir. Çünkü, araç sürücüsü çok öfkeli olsa da Zabıta memurları gerçekten  sakin ve beyefendi insanlardı. Alttan alıyorlardı.

Bu benim tanık olduğum çok basit bir hadise. Yakında bunlardan çok fazlasını göreceğiz. İzmit’in her yerinde trafik tıkanacak. Her yerde kavgalar çıkacak. Arabaların içinde hareketsiz kalan ambulans, içinde kıvranan hasta ile sirenlerini sonuna kadar açıp, bas bas bağıracak. Yangına yetişmek için yola çıkıp, yolu şehir merkezinden geçen itfaiye trafikte hareketsiz kalacak. Polis, 42 Evler’deki  mobese merkezindeki ekranlarda hırsızı, kapkaççıyı görecek de,  şehir indeki devriye ekibi olay yerine ulaşana kadar sanık çoktan koşarak kaçmış olacak.

Önce durum tespiti yapmamız lazım. İzmit’in çok ciddi bir trafik sorunu var. Her köşesinde var. İstiklal Caddesi boğuluyor. İnönü Caddesi iki sıralı parklar yüzünden işlemiyor. Acısu Sapağından inilmiyor. Hürriyet, Cumhuriyet Caddeleri Musanpark’ın gariban otopark görevlilerinin insafına ve kontrolüne bırakılmış. Onlar arabaları durduruyor, onlar arabaları yol veriyor.

Leyla Atakan caddesi sıkıntılı.. Ankara Caddesi(Şahabettin Bilgisu Caddesi) işlemez durumda. Alemdar Caddesi’nde minibüs durağında özel otomobil park yapıyor. Minibüs, yolcu alıp indirmek için caddenin ortasında duruyor.

Kozluk perişan. Araba park edecek yer yok.

Pazar günleri Pazar Pazarı, cumartesi günleri Cumartesi Pazarı yine bu şehri perişan edecek.

Şehrin neresinden tutsanız, elinizde kalacak.

Oturup bütün bunları önümüze koymalıyız. Nerede park yapılır, nerede yapılmaz.. Hangi sokak demir bariyerle kapatılır, hangisi kapatılmaz. Hangi kavşakta polis veya zabıta önlem almalıdır.

Acısu inişini kapatan aracın şoförüne hangi ceza verilmelidir. Kozluk’ta park sorunu nasıl çözülür?.. Trafiği etkilemeyecek sabit pazar yerleri nerede yapılmalıdır?.. Şehir içine araç firişini yasaksak ne getirir, ne götürür. Bunları tartışmak, yeni bazı çözüm yolları bulmak, en azından bazı şeyleri denemek zorundayız.

D-100 İzmit geçişi rezalet. Kandıra Kavşağına, Halkevi çevresine çözümler bulmalıyız.

Kentimizi yönetenler sanki böylesi sorunlar hiç yokmuş gibi davranıyorlar. Buna üzülüyorum.

Geçen gün, bir minibüsçü arkadaşımla konuşuyorum. Türkiye’nin her yerinde toplu taşımaya düzen getirildi. İstanbul gibi çok büyük bir kentte, Belediye aynı anda binlerce minibüsü, belediyeye ait bütün toplu taşım araçlarını (metro, vapur, metrobüs vs) tek tip kart sistemine geçirdi. Büyükşehir bizim şehrimizde hala bütün minibüslerde havuz sistemini ve kent kart sistemini kullandıramıyor, lafı geçmiyor.

Her kentte, toplu taşımada tam bilet ile öğrenci bileti ücreti arasında yarı yarıya fark var. Bizim şehrimizde öyle değil. Kart ile minibüse binişte tam ücret 1. 50, öğrenci ücreti 1 TL. Minibüsçü arkadaşıma bunun nedenini sordum. Şöyle dedi:

“-Sorun Umuttepe hattı. Kuruçeşme’den Umuttepe’ye hat var. Mesafe 15-20 kilometre. Üstelik, sabah dolu giden minibüs, şehre boş dönüyor. Akşam boş gidep, dolu dönüyor. Bu kadar uzun mesafede indi bindi de yok. Umuttepe hattı da öğrenciye 1 TL, şehir içinde Merkez Bankası ile Sanat Okulu arası da 1 TL. Kademeli ücret sistemine geçilse, şehir içindeki öğrenci de, daha ucuza seyahat eder, sorun olmaz.

Uzuntarla-Eşme bölgesinde yıllardır toplu taşıma sorunu var. İhsaniyeli minibüsçüler “Bize haksızlık yapılıyor. Büyükşehir ilgilenmiyor” diye bas bas bağırıyorlar.

Ama bizim şehrimizi yönetenlere bakın; onlara göre bu kentte hiç trafik sorunu yok. Hiç sıkıntı yok. Başlarını kuma gömmüş, makam arabaları, özel şoförlerle geziyorlar.

Vakit daraldı. Koca bir yaz mevsimini, bu kadar ciddi sorunlar yaşayan bir kentte, trafik ve toplu taşıma adına en küçük bir yeni düzenleme yapmadan geçirdik. Merak ediyorum: Gerçekten bu kentte trafik düzeni adına hiçbir şey yapmaya gerek yok mu?

Bu haber toplam 1565 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.