• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli -6 °C

HİCRETİ ANLAYARAK, 1438. HİCRİ YILIMIZI ANLAMLANDIRMALIYIZ

Alaattin KÖKSAL

Hicret; bir yerden bir yere göç etme manasına gelen basit bir kelime değildir. Hicret; bütün bir hayatı içine aldığından, bir makale içinde izah edilecek bir konu da değildir Yaratılan her şey,  insan, hayvan, bitki, güneş ay yıldız dünya ve diğer tüm varlıklar hicret halindedir.  İnsan, bitki, hayvan ve diğer canlı varlıkların, dünyadaki hicret yolculukları ölümle bitince, ahret yolculuğuna çıkarlar. Yer ve göklerin hicreti durunca kıyamet kopacağından yeni bir hayat başlayacaktır.

 İnsanlar ve hayvanlar diriltilerek hesaba çekileceklerdir. Hayvanların hesabı görüldükten sonra toprak olacaklardır. İnsanlar dünyada tercih ettikleri Hak- Batıl yolculuğunda yaptıkları amellere göre ya ebedi olarak cennette veya cehennemde hicretlerine devam edeceklerdir.

 Yüce Allah (CC)  insanın yaratılış hicretini bizlere şöyle bildiriyor. “Doğrusu, insan üzerine bütün zamanı içine alan öyle bir süre gelip geçti ki, o anılır bir şey olmamıştı. Çünkü biz o insanı, bir takım katkılarla birleştirilmiş bir damla sudan yarattık. Onu evire çevire imtihan etmek için de işiten ve gören yaptık. Şüphesiz ki biz ona, yolu gösterdik.  Artık ister şükreden olsun, ister nankör kâfir.  (İnsan suresi 1, 2, 3,)

Mü’minun süresinin 12, 13. Ayetlerinde şöyle buyrulmaktadır. And olsun ki biz insanı, çamurdan süzülüp çıkarılan bir özden yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak korunması sağlam bir karar yerine (ana rahmine) bir nutfe olarak yerleştirdik.”

 Nakletmeye çalıştığımız bu ayetlere baktığımızda, hicret insanın yaratılışıyla başlamış ve kendisine iki yol gösterilmiştir.  Hak yolu seçenler cennet yurduna batıl yolu seçenler cehennem yurdunda yerlerini alacaklardır.  Batıl yolunun davetçisi, şeytan ve taraftarları, onduğu halde, hak yolunun davetçi önderleri peygamberler ve onların tebliğ ettiği yoldan yürüyenlerdir.

  Hak yolda hicret edenler için, Yüce Allah (CC) şöyle buyurmaktadır. “ onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman, biz Allah’a aidiz ve sonunda ona döneceğiz derler.” (Bakara 156) Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva annemizi Yüce Allah şöyle uyarmıştır.  “ Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin ve dilediğiniz yerden bolca yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın ki, haddi aşan zalimlerden olmayasınız.”(Bakara 34)

Sad suresinin 72, 73 ve 74. Ayeti kerimelerinde şöyle buyrulmaktadır. “Âdem’e şekil verip, yaratılışını tamamlayıp ruhumdan ona üflediğim zaman, derhal ona secdeye kapanın. Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler. Ancak iblis kibirlendi haset ederek secde etmedi ve kâfirlerden oldu.”

Şeytan kibrinden Hz. Âdem (as) secde etmeyerek Yüce Allah’ın emrine karşı gelerek kâfirlerden olunca, Hz. Âdem ve Havva’ya suç işletmek için vesvese vermiştir. “ Sizi bu ağaçtan yasaklamanın amacı, melek olacağınız veya ebediyen cennette kalanlardan olacağınız için men etti.  Şüphesiz ki ben, sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim diye yemin etti.” ( Araf 19, 20)  şeytanın yeminine inanarak o yasaklı ağaçtan yenilince, Yüce Allah (CC) “ Bizde haydi bazınız bazınıza düşman olarak oradan inin. Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşim ve bir nasip alma var dedik.” (Bakara 36)

 Böylece hak ve batıl yolundaki ilk hicret yolculuğu başlamış oldu. Şeytan sucunu itiraf etme yerine, emir dinlemeyerek işlediği suçu hâşâ Yüce Allah’a yüklemeye çalışırken, Hz. Âdem ve Havva suçlarını itiraf ederek, “ ikisi de dediler ki; Ey rabbimiz! Biz kendimize haksızlık ettik, eğer sen bizi bağışlamaz merhamet etmezsen. Şüphesiz ki, ziyana düşenlerden oluruz.”( Araf 20)

Şeytan tövbe etmeyerek batıl yolda kalarak hicret etmeye çalışırken, Hz. Âdem ve Havva annemiz günahlarından pişman olarak hak yola hicret etmenin kararlığıyla Yüce Allah’tan af dilediler.

 “ Derken Âdem, Rabbinden bir takım kelimeler öğrenip yalvardı da,  Allah da tövbesini kabul buyurup ona rahmetiyle yine iltifat etti.” (Bakar 37)  Hz. Âdem’in vesilesiyle, geçici olarak dünyaya yerleşen insanların hepsi muhacir olduklarından hep hicret halindedirler.

Meseleyi toparlamaya çalışırsak hicret batıldan hakka dönüş yolculuğunun adıdır. Hicret zalimlerin zulmünden kurtulup, kendi kendine yeten, hür ve bağımsız bir devlet olmanın ilk adımıdır. Hicret; Kur’an ve sünneti anlamak, anlatmak, yaşamak, yaşatmak, hayata hâkim kılmak mücadelesidir. Hicret; maddi ve manevi ilimlere sahip olmak için tefekkür denizine açılan bir kapı, maddi ve manevi güce kavuşmanın yolculuğudur. Hicret; Muhacir Ensar kardeşliğini, ümmet bilincinin ve birlikteliğinin ne olduğunu anlatan bir ilimdir.

  İnsanların yanlış yollara sapmamaları hususunda uyarmak, hak yolda rehberlik yapmak için gönderilen tüm Peygamberler,  Yüce Allah’ın emrettiği yolda birçok meşakkatlere göğüs gererek, insanlığa örnek olmak için, maddi ve manevi ilimle hicret etmişlerdir. Hz, Yusuf’un (as)  Hz. İbrahim’in (as)  Hz. Musa’nın (as)  ve diğer peygamberin hayatlarını tarihsellik olarak anlatmaya çalışanlar, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.)hicretinin mana ve ehemmiyetin anlayamazlar.

 Hz. Peygamberimiz, son ilahi din olan İslam’ı hayata hâkim kılmak hususunda kıyamette kadar varlığını sürdürecek, hür ve bağımsız bir devleti kurmak için Mekke ‘den Medine’ye hicret etmiştir. O günden bugüne kadar değişik adlar altında hâkimiyetlerini sürdüren Müslümanlar, hicret yolculuğunda bazı hatalara düşmüş olsalar da,  hatalarını telafi edecek tövbe hicretiyle yeniden tarihteki şanlı yerlerine kavuşacakları imkân dâhilindedir. Son din olan İslam devletinin temellerini, son peygamber olan Peygamberimiz Hz. Muhammed atmıştır. Bu temelleri hiçbir beşeri güç yıkamayacaktır. Bu temeller, Peygamberimizin hicretiyle mühürlenmiştir.

Daha açık bir ifadeyle,  Müslümanlar yeryüzünde yeni bir devlet kurmak için hicret etmeyeceklerdir.  Zalimlerin zulmüne dur demek için, Hz. Peygamberimiz tarafından Medine’de temelleri atılan ve yeryüzünün muhtelif coğrafyalarına uzanarak, devlet kuran İslam toplumları, yeniden özlerine doğru hicret ederek, ümmet şuuruyla hareket etmeleri yeterli olacaktır.

Günümüz Müslümanları hicret yolculuğunda yaptıkları sapmalardan dolayı, maruz kaldıkları eziyet ve zulümlerden kurtulmak istiyorlarsa Yüce Allah’ın şu güzel uyarısına sarılmalıdırlar. Ey müminler hep birlikte Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz” (Nur 31)

Bu ayeti hakkıyla anlayan Müslümanlar, birlikte tövbe ederek, birlikte hareket etmezlerse, ümmet bilinciyle Kur’an ve sünnet hicret etmezlerse, sadece kendileri kaybedecektir. Yüce Allah başka bir kavmi hidayete erdirerek nurunu tamamlayacaktır. “Eğer toplanıp seferberliğe kalkmazsanız, O sizi acıklı bir azap ile cezalandırır ve yerinize başka bir topluluk getirir ve siz O’na zerre kadar bir zarar veremezsiniz! Allah her şeye kadirdir. (Tevbe 39)

Hak yolda hicret edenler, Yüce Allah’ın nimetlerinden istifade ederek güçlü bir iktidara sahip olarak mazlumların ve mağdurların hakkını korurlarken, zalimlerinde zulmüne engel olurlar. Yüce Allah hak yolda hicret edenlerin yardımcısıdır. Hicret; rahmet ve zaferdir. Yüce Allah’a iman ve kulluktur. 1438. hicri yılın içinde nelerin saklı olduğunu yaşayanlar görecektir. Hicreti anlayanlar mutlu, anlamayanlar mutsuz olacaktır. Kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 979 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37