1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. HIDRELLEZ VE GÜL AĞACI
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

HIDRELLEZ VE GÜL AĞACI

A+A-

Bir  Hıdrellez’i  daha  ardımızda  bıraktık. Bu  yıl  gül  ağacına  kırmızı  kurdele  bağlayamasam da  yüreğimde  hissettim  geleneksel  duygularımı… Artık  küpten  yüzük  çekemeyebiliriz,  hatta  inanılmaz  zevk  aldığımız  ateşten  atlamayı  başaramaya  biliriz  ama  bu  güzel  adet  ve  geleneği en  alasından  yaşayanlardan  birisiyim. Bakın  isterseniz  biraz  anlatayım  sizlere  sevgili  okurlarım…       

  Özellikle   bizim  jenerasyonun   daha   etkili   yaşadığı  kültürel  geleneğimiz  Hıdrellez  heyecan  verici  bir  etkinlikti  çocukluk  yaşantımızda.. Anlatmak  istediğim,  yaşamımızda  oldukça  derin  bir  yeri  vardır. 5 Mayıs’ı -  6 Mayıs’a  bağlayan  akşam,  bir  takım  geleneksel  kutlamalar  yapılır. Ayrıca  bu  güzel  günü  şu  şekilde de  adlandırabiliriz.  “Hıdrellez   toplumumuzca  kutlanan   mevsimsel bir  bayramdır”.. Bu  konuları  sizlerle  sıkça  paylaşmaya  çalışıyorum.   

Bu  yazımda da  sizlere  yaşadığım  çocukluğumda  Hıdrellez  kutlamalarından   anılarıma  yer  edenleri,   kısa  kısa  anlatmaya  çalışacağım. Ancak, ister misiniz  biraz   Hıdrellez’in  içeriğine  inerek,  inanışlara  değinelim.

    Hıdrellez,   Hızır   ve  İlyas’ın  yeryüzünde  buluştukları   gün  olarak  sayılır  ve  kutlanır. Yaygın  bir  inanca  göre,  Hızır   hayat  suyu  içerek  ölmezliğe  ulaşmış   Allah  sevgilisi olarak  bilinirmiş. Zaman  zaman,  bilhassa  baharda  insanların  arasında  dolaşarak,  zor  durumda  olanlara  çeşitli  yardımlar  edermiş. İşte   bu  ziyaretin   tarihlendiği  o  gece,  Hızır  Aleyhisselam’ın  uğradığı  yerlere  bereket  dolacağı  beklenirmiş. Hıdrellez  genel  olarak  yeşil,  ağaçlık,  su  kenarı  veya  türbe  ya da  yatırın  yanında  yapılırmış. Hatta  bazı  yörelerde  bu   yerlere “Hıdırlık” da  denirmiş.

   Bazı  yerlerde  de,  bahar   yeşillikleri,  kuzu  eti  veya  kuzu  ciğeri  yeme  adeti  varmış. Mevsimin  ilk  kuzusunu  yemek  tüm  hastalıklara  iyi  geleceğine,  sağlık  ve  şifa  dağıtacağına  inanılırmış.

Yine  bu  günde  kırlardaki  bitki,  çiçek,  otları  kaynatarak   suyunu  içmek  bütün  hastalıklardan  kurtulmak,  bu  su  ile  kırk  gün  süreyle  banyo  yapmaksa,  gençleşip,  güzelleşmek  demekmiş. Bu  arada  Hıdrellez  gününden  önce  evler   ve  giysiler  temizlenir,  her  yere  özen  gösterilirmiş. Çünkü  Hızır’ın  temiz  olmayan  evlere  girmeyeceğine   inanılırmış.    

Hızır  Aleyhis selam’ ın  dünyadan   gece  geçerek  bereket  ve  bolluk  saçacağına  inananlar,  yiyecek  kaplarının,  para  keselerinin,  ambarların  ağzını  açık  bırakır,  umutla  bolluk  beklerlermiş.

Her  şey  bir  yana,  Hıdrellez’in  asıl  sembolü   “Gül  Ağacı”  olarak  almıştır  yerini.. Evet,  ille de  Gül  ağacı.. 5  Mayıs  gecesi  bir  gül  ağacının  altına  ev,  araba,  bebek,  eş   vs  gibi  en  çok  istenilen  dileğin  küçük  modeli  yapılır,  kimisi de  kırmızı  kurdeleye  bağlanıp,  gül  ağacına  asılırmış. Gül  ağaçları  Hızır  babanın   en  özel  uğrakları  olarak  bilinirmiş.  Ve   Hıdrellez  için  gül  ağacı  olmazsa  olmazlardanmış. Mesela  bu  işlemlerden  sonra  genç  kızlar,  evlenecekleri  kişiyi  rüyalarında  göreceklerine  inanırlarmış. Ancak  o  gece  tuzlu  yiyecek  yiyip,  asla  su  içmemeleri  gerekirmiş. Çünkü  evlenecekleri  erkek   rüyalarında,  altın  tasla  su  getirip   içirecekmiş  onlara.. Sonra  5  Mayıs  günü  tüm  komşular  bir  çömleğin  içine  kendilerine  ait  küçük  simgeler  koyar  ve  çömleğin  ağzını  bir  tülbentle  bağlayarak  gül  ağacının  dibine  bırakırlarmış. Sabahleyin  erkenden  çömlek  açılır  okunan  manilerin  anlamlarıyla  neşeli  saatler  yaşanır,  güler,  oynanırmış. Bazı  yerlerde  ateşler  yakılır  ve  bu  ateşlerin  üzerinden  atlayarak,  temsilen  tüm  olumsuzlukların   atladıkları  ateşle  tütsülenip  yok  olacağı  anlatılırmış. Hıdrellez’in  şans  getirmesi  içinse Anadolu’nun  bir  çok  yöresinde  5  Mayıs  gecesi  kapının  dışına  süt  dolu  bir  kap  konur,  bu  süt  yoğurda  dönüşürse    bereket   ve  şans  gelirmiş. Yine  aynı  amaçla  eşit   boyda  iki  yeşil   soğanın  birine  beyaz,  diğerine  siyah   iplik  bağlanır,  ertesi  gün  beyaz  uzamışsa   o  yıl  uğurlu,  yok  siyah  uzamışsa   çileli  geçeceğine  inanılırmış. Ve  bu  bir  kültür  olarak  yıllar  yılı  devam  edip,  gidermiş.

Evet  sevgili  dostlar,  bu  yılda  Hıdrellez  birkaç  gün  önce,  aynı  adetlerle   ülkemizde  ve  ilimizde  kutlandı. Ben  annemin  kucağında  başladığım  bu  tür  kutlamaları,  bazı  değişikliklere  uğramış  olsa da,  bu  günde  yaşıyorum. Ama  o  eski  günlerin  tadını  ve  samimiyetini  asla  bulamıyorum  ne  yazık ki.. Veli Ahmet   mahallesinin,  Zeytinli bahçesinde,  çok  küçük  yaşlarımda  hatırladığım  en  özel  gündü  Hıdrellez.. Hazırlıklar  bir  kaç  gün  önceden  başlardı.. Konu  komşu  değişik  yiyecekler  yapma  yarışına  girerdi  adeta… Bir  gün  önceyse  kadınlar  arsında  düğme,  küpe,  toka  ve  bunun  gibi küçük   eşyalar  toplanıp  bir  küpün  içine  konurdu. Sonra  küp,  Gül  ağacının  dibine  bırakılırdı. Ertesi  gün  erkenden,  çoluk  çocuk  belirlenen   bir  komşunun  bahçesine  doluşur,  gül  ağacının  dibinden  alınan  küpü,  başını  güzel  bir  tülbentle  duvak  gibi  örttükleri   küçük  bir  kız  çocuğunun  önüne  koyarlardı. Ardından  başlardı  eğlence.. Kız  çocuğu  küpten  çektiği  objeyi  gösterir,  sahibi  kimse  ona  çıkan   mani,  darbuka  eşliğinde  okunur  ve  oynatmadan  bırakmazlardı. Öğleden  sonraysa  kıra  gidilir,  masalar  kurulur,  hep  birlikte  yenir  içilirdi. O  insanlar,  öyle  çok  eğlenirlerdi ki  küçücük  dünyalarında,  bu  gün  hiç  bir  maddi  değerle  satın  almak  mümkün  değildir.. O çocuklar,  öyle  mutluydular ki   yaşadıklarıyla,  hiç  bir  çeşit  zenginlik  ilgilerini  dahi  çekmeye  yetmez,  yetemezdi. İşte  Hıdrellez’i  ana  hatlarıyla  böyle  yaşardık.     

Şimdi  yine  yaşanıp  yaşatılmaya  devam  ediyorlar  mutlaka.. Ancak  bu  günün  çocukları,  baharla  gelen  bu   mevsimsel  bayramı  nasıl  ve  ne  gibi  duygularla  yaşıyorlar.                                                                                      Ve  yarın  çocuklarına  hangi  anılarını  anlatacaklar?

Bu yazı toplam 715 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.