1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Hizmet-İş’in eylemi neden önemliydi
Hizmet-İş’in eylemi neden önemliydi

Hizmet-İş’in eylemi neden önemliydi

Türkiye’de demokratik kitle eylemlerinin belki de en sık yapıldığı illerin başında İzmit gelir.. Hemen her gün şehir merkezinde, Yürüyüş Yolu’nda, Belsa önündeki Sabri Yalım İnsan Hakları

A+A-

Türkiye’de demokratik kitle eylemlerinin belki de en sık yapıldığı  illerin başında  İzmit gelir.. Hemen her gün şehir merkezinde, Yürüyüş Yolu’nda, Belsa önündeki Sabri Yalım İnsan Hakları Parkı’nda ya da Merkez Bankası önünde bir grup insanın toplandığını, yürüdüğünü, slogan attığını görebilirsiniz.

Genellikle Bedriye Yıldızeli, Güner Kizir, Barbaros Tantan üçlüsü öndedir. Birinin elinde megafon vardır. Arkalarında bir bölümü Halkevleri üyesi, bir bölümü kendisini solcu aktivist olarak tanımlayan 25-30 kadar genç, megafondan seslenen eylem liderinin arkasından sloganı tekrarlayarak yürürler.

Bu eylemlerin hemen hiç biri bir mana ifade etmez. Eylem nedeni konular, protesto edilen şeyler haklı olsa da kanıksanmışlık vardır. Yürüyüş yapanların yanından geçenler bile umursamaz ki, muhatapları, eylem yapanların hedef aldıkları neden korksun ve umursasınlar?.

Geçen salı günü, Belsa önündeki Sabri Yalım İnsan Hakları Parkı’nda, öğlen vakti yine bir eylem toplantısı vardı. Katılım yine çok fazla değildi. Ama bu eylemi düzenleyenler, eylemin liderleri ve arkalarındaki katılımcılar farklıydı.

Bu kez Hak-İş Konfederasyonuna bağlı Hizmet-İş Sendikası, parka gelmiş, sesini duyurmaya çalışıyordu.

Hak-İş Konfederasyonunun AKP hükümetiyle ne kadar uyumlu olduğu bellidir. Hizmet-İş Sendikasının Kocaeli 1 nolu Şube Başkanı İdris Ersoy ile, 2 Nolu Şube Başkanı İrfan Gün’ün, üstlendikleri işi iyi yapan, iş kolundaki diğer sendikaların yöneticileri ile karşılaştırıldığında üyelerini daha çok düşünüp; üyeleri için daha çok çalışan sendikacılar olduğunu da söyleyebiliriz.

Ama salı günü İnsan Hakları Parkı’ndaki eylemi yöneten Hizmet-İş Yöneticilerinin her birinin, eğer seçimde kişi başına 500 oy kullanma hakları bulunsa, bunların tamamını mevcut iktidara, AKP’ye vereceklerini de tahmin edebiliriz. Çünkü, bir bakıma bulundukları konumdaki varlıklarının temel dayanağı mevcut iktidardır. Üstelik, günün birinde AKP iktidarının devrilmesi halinde, şimdi kendi sendikalarına üye olan işçilerin büyük bölümünün çaresizlik içinde iş kolundaki diğer sendikalara gideceğini de bilirler.

Hizmet-İş yöneticileri, iktidarın ilimizdeki yetkililerini de çok yakından tanırlar. O AKP temsilcileri ki, eleştiriyi hiç kaldıramayan, kendilerini eleştirenlere hemen kin tutan insanlardır. Yani, yaptıkları işin de özelliği nedeniyle, iktidar karşıtı bir eyleme kalkışmanın kendileri için ciddi risk olduğunu, günün birinde bu eylemin faturasının önlerine konulacağını bilirler.

Buna rağmen ve kararlılıkla bir ses vermek için salı günü o eylemi düzenlediler. Çünkü, tabandan baskı vardı. Çünkü, “Neden bütün bunlar olurken sizin sesiniz çıkmıyor” diye özellikle belediye işçilerinden gelen bir tepki vardı. Ersoy ve Gün’le bir süre önce görüşmüştüm. Eğer karşı çıktıkları düzenleme hayata geçirilir, uygulanırsa çok daha büyük eylemlere, hatta iş bırakmaya kadar varacak eylemlere de hazır olduklarını biliyorum.

Pekiyi, AKP’ye bu kadar yakın ve bir bakıma bağımlı olan Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş yöneticileri neyi protesto ediyor, neye karşı çıkıyorlar.

Malum, iktidarın TBMM gündemine getirdiği “Torba yasa” denilen, içinde  devlete olan borçların bir kısmının affından, tazminata mahkum olan yargıçların tazminat cezalarını  devletin ödemesini  öngören düzenlemeye kadar 100’den fazla birbirinden farklı konunun yer aldığı bir  yasa tasarısı var.

Bu torba yasanın içindeki bir madde, Türkiye’deki belediyelerde “Norm kadro” uygulamasını öngörüyor. Bu yasa geçerse, Türkiye’deki bütün belediyelerde, nüfusları ile orantılı olarak “Norm kadro” sayıları belirlenecek. Bu norm sayıdan fazla olan kadar belediye işçisi, valilikler emrine geçirilecek, belediyelerden alınıp Milli Eğitim ya da Emniyet teşkilatlarına bağlı kurumlarda görevlendirilecek.

Halen bir belediyede düz memur, ya da işçi olarak çalışan bir insan, bu yasa onaylanırsa, kendisini dağ başındaki bir okulda hademe olarak bulabilecek.

Bu yasa tasarısı, özellikle ilimizde çok fazla kişiyi ilgilendiriyor. Çünkü malum, ilimizde belde belediyeleri kapandı. Bu belediyelerde çalışanlara “İş güvencesi” sözü verildi. Bağlandıkları ilçe belediyelerinin kadrolarına geçtiler. Bu yüzden, bizim ilimizdeki belediyelerde, norm kadro uygulaması ile getirilecek sınırlamanın çok üzerinde personel var. Torba yasa bu şekilde çıkarsa, Türkiye genelinde yaklaşık 45 bin, ilimizde 2 bine yakın belediye işçisi etkilenecek.

Bu insanlar yeni kurumlarına mevcut maaşları ile gidecekler. Ama daha önce çalıştıkları belediyede imzalanmış toplu sözleşmenin süresi dolduğunda gelirlerinde, sosyal haklarında, özlük haklarında önemli gerilemeler olacak.

Bu yasa ile birlikte belediyelerdeki çalışan sayısı azalacak. AKP iktidarı, zaten devletin bütün kurumlarını satmış, özelleştirmişti. Bir bakıma Belediyeler de tamamen özelleşecek. Bütün işler müteahhitlere, taşeronlara verilecek. Belediyelerdeki sendikalı çalışan sayısı da azalacak. Sendikaların varlığı da tehlikeye düşecek.

İşte Hizmet-İş bu nedenle salı günü Belsa önündeki parka geldi. Bu yüzden kafalarına torba geçirdiler. Hayatlarında ilk kez, belki yürekten istemeseler de mevcut AKP iktidarını eleştiren sloganlar atıp, konuşmalar yaptılar. Eylemleri daha ileriye taşıyacaklarının da sinyallerini verdiler.

Bedriye Yıldızeli, Güner Kizir, Barbaros Tantan ile, birkaç Halkevleri üyesi profesyonel aktivistin yürümesinden, slogan atmasından farklıydı bu eylem. Bunların toplum içindeki oranı, taş patlasın yüzde 2-3’tü. Hatta Ferhan Şensoy, Ruhi Çavdar, Hikmet Erenkaya, Cumali Durmuş yürüse ne yazardı AKP için.. Onların da eti budu, olsun olsun yüzde 20-25’ti. Zaten sendikalar birliği yok olmuş. Petrol-İş, Lastik-İş dahil, bütün büyük sendikaların yöneticileri de iktidara yakınlaşmış.

AKP’nin işçi kesiminden yana hiç tereddüdü, hiç kaygısı yoktu. Ama ilk kez kendi arkadaşları, kendi çocukları Torba Yasa ile getirilmek istenen haksızlığa karşı ses verdi. Baş kaldırdı. AKP kendi evlatlarını kırarsa,  kendisine yüzde yüz bağlı kesimleri de incitirse, işte o zaman iktidarlarının devamı için ciddi tehlike başlayacaktır. Salı günü bunun ilk örneği yaşandı. Bu nedenle Hizmet-İş’in Sabri Yalım İnsan Hakları Parkı’ndaki eylemi, bence önemliydi.

Bu haber toplam 999 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.