Gülsüm Güney

Gülsüm Güney

Yazarın Tüm Yazıları >

Hoş Geldin!

A+A-

İster hoşuma giden olsun.

İsterse de gitmeyen;

Hangi hal üzere sabahlarsam sabahlayayım

Benim için fark etmez.

Çünkü ben.

Hayrın hoşuma gidende mi, yoksa gitmeyende mi olduğunu bilmiyorum.

Hz. Ömer (ra)

Bir ay düşünün tüm aylardan hayırlı olan, şeytanların zincirlendiği, rahmet yağmurları yağan, Kuran’ın inmeye başladığı, içinde Kadir Gecesi gibi çok önemli bir geceyi barındıran bir ay, 11 Ayın Sultanı; Ramazan.

Bugün, Ramazan’ın 5. Günü. Sayılı günler çabuk geçiyor, değil mi? Gelen gidiyor. İlk günlerde kıymeti bilinmeyenlerin giderken ayaklarına kapanılıyor, “Gitme” deniliyor, yine de gelen gidiyor. Kimse kalmıyor işte.

O kapı, Ramazan’ın kapısı bu yıl bize bir kez daha aralandı. Çok şükretmeli, onu hoş karşılamalı, incitmemeli ve orucu tüm organlarımıza tutturmalıyız.

Bir hadis-i şerifle Ramazan’ın güzelliğini anlatmaya çalışalım.

Hadis-i şerif şöyle: “Allah(cc) gecenin son üçte birinde yeryüzüne iner ve bütün isteklere cevap veririm” buyuruyor.

Gece ve gecenin son üçte biri ne demektir? Gece aslında sıkıntı, belâ ve dünya demektir. Üç tane ay var: Recep, Şaban, Ramazan. Allah(cc) bu ayları şöyle tanımlıyor; Recep Allah’ın ayı, Allah’ın bütün hâdiselerin iç yüzünü âşikâr ettiği çok mühim bir aydır. Şaban ayı Hazreti Peygamber’in ayıdır. Allah’ın hâdiselerin iç yüzünü aşikâr etmesi üzerine Peygamber ile birlikte o hâdiseleri yorumlama ayıdır. Fakat Ramazan kulun ayıdır. Bütün bunları öğrendikten sonra kulun kendini arıtmak ve temizlemek için sıkıntıya girdiği bir aydır. Ve gecenin son üçte biri olan Ramazan ayının son on gününde Allah kulun gönlüne tecelli eder ve Kur’an iner.

İşte böylesi değerli bir ayda inmeye başlıyor Kur’an. Peki öyleyse bol bol Kur’an okuyacağımız bir ay olmalı bu ay. Doğru. Fakat eksik.

Bakın bu konuda Hz. Mevlana’nın çok güzel bir yorumu var. Kendisine “Bir adamcağız var, Kur’an’ı o kadar iyi biliyor ki siz bir kelime söyleyin, o kaçıncı sayfalarda var, söylesin” diyorlar.

Hz. Mevlana “Cevizleri saymayı çok iyi öğrenmiş, inşallah bir gün kırar da içinin lezzetine de bakar” diyor.

Elbette Kur’an’ı okumak şarttır, gereklidir. Fakat eksiktir. Manasını öğrenmedikten sonra, manasını yaşamadıktan sonra, Allah korusun okumanın ötesine geçemez ve O’ndan asla faydalanamayız.

Kuran’ı okuyup anlamak ve hayatımıza uygulamak bu ay ilk vazifelerimizdendir. Bunun dışında ise Ramazan yardımlaşma ayıdır, paylaşma ayıdır. Malından mülkünden vereceksin, olmayanla paylaşacaksın. Bu da tamam. Fakat yine eksik. En önemlisi nefsinin arzu ve isteklerinden vereceksin. İşte bunların hepsini verdiğin zaman zekât oluyor.

Bir hocamız zekât vermeyi şöyle anlatırdı;

Evlâdın zekâtı yetime hürmet ve mutlaka yardım etmektir.

Evin zekâtı misafiri ağırlamak, itibar etmektir.

Ariflerin zekâtı kendi hâllerinden ve ilimlerinden, irfanlarından ehline, isteyenlere vermektir.

Kuvvetlinin zekâtı zayıflara yardımdır.

İlmin zekâtı, talibine ilim öğretmektir.

Nefsin zekâtı ise kötü ahlâklardan kurtulmaktır.

İşte bu noktada zekâtlarımızı da vermiş oluyoruz inşallah.

Bitti mi? Bitmez. 11 Ayın Sultanı’nın güzellikleri, gereklilikleri bitmez.

Bu hoş geldin yazısı olsun. Devam edeceğiz inşallah.

Sevgiyle…

Bu yazı toplam 910 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.