• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 22 °C

Hükümetin hiç mi kabahati yok?

İsmet ÇİĞİT
Tarih 2002… AK Parti iktidara geldi. 
Tarih 2016… Tam 14 yıldır AK Parti iktidarda. Üstelik öyle eften püften, kırılgan, nazik bir iktidar değil. Halktan aldığı yetkiyi kesinlikle sonuna kadar kullanan,  bu ülkede pek çok şeyi değiştiren ve her şeyi yapmaya gücü olan bir iktidar. 
Ama nedense pek çok konuda herhangi bir olumsuzluk yaşandığı zaman AK Partili yetkililer, kabahati hep başkasına atıyorlar. 
Terör patlıyor, muhalefeti suçluyorlar.. Yargı yanlış yapıyor, “Paralel yapı” suçlanıyor.. Bir yerde terslik oluyor, sorumlusu “Medya” ilan ediliyor.
Hele şu son olaylar.. Enflasyon yükselişe geçti. Fırıncı ekmeğe, hayvan yetiştiricisi malına zam yaptı. 
Ekmekte,  kantarın topuzunun kaçtığına inananlardanım. Özellikle ilimizdeki fırıncıların % 25’lik zammı çok erken yapması, Türkiye’de ilk ekmek zammının ilimizde patlaması kabul edilebilir değil. Ama Fırıncılar bu zammı yaparken kimsenin sesi çıkmamış. Valiliğin müdahale hakkı, en azından zammı yargıya götürme yetkisi var, kullanılmamış. Bu şehirde  fırıncı zam yapmak isterken, Başkan Karaosmanoğlu, ya da Bakan Işık “Yapmayın” dese yapabilirler mi?..
Ya da hükümetin ekmek fiyatı konusunda net bir tavrı, bu konuda bir yasal düzelmesi olsa, ekmek 1.25 Kuruş’a çıkabilir mi?. Zam yapıldı. Biz iki aydır ekmeği 1.25’den yiyoruz. Bakan Çelik, “Ekmek maliyeti 61 Kuruş. Bu zam kabul edilemez” diyor. 
Aynı durum, et fiyatında geçerli. Hayvan fiyatları hızla yükselmiş. Bir kilo et 50 TL sınırını aşmış. Bu ülkede yıllardır hayvancılığın sorunları tartışılıyor. Hayvancılık yapanlar, işi bırakıp ülkenin büyük şehirlerine göç ederek fabrika işçisi oluyor. Bakan, “Et zammı haksız. İthalat yapar, üreticiyi terbiye ederim” diyor.
Vatandaş kime inanacak?. Hükümete göre, Fırıncı vatandaşın cebinden haksız kazanıyor. Hayvan üreticisi, hak etmediği paraları talep ediyor.. 
Ama bu ülkeyi 14 yıldır aynı kadrolar yönetiyor. Bütün yetki ellerinde. Şimdi fırıncılar, “Biz haksız zam yapmadık. Bakan’ın 61 kuruş dediği ekmek maliyeti 95 Kuruş” diye dert anlatmaya çalışıyorlar. 
Bu vatandaş kime inanacak?.. Bizim oturup ekmek maliyetini, et maliyetini hesaplayacak gücümüz yok. Bir ülkede iyi işler oluyorsa iradedendir. Kötü işler oluyorsa, bu da iradedendir. Enflasyonun yükselmesini engellemeyecek, zamları seyredeceksiniz, sonra “Ekmek zammında fırıncı suçlu. Et zammında celep suçlu” diye halka şikayet edeceksiniz. Olmuyor, şık durmuyor.

*Toplu taşıma konusunda herkesin kafası karışık 
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi kent genelindeki toplu taşıma sıkıntısına çözüm amacıyla, 250 yeni büyük otobüsü şehirde seferlere koyacağını açıklayınca, ortalık karıştı. 
Bizim şehrimizde minibüsçüler kendi menfaatlerine en küçük bir zarar gelsin istemezler. Büyükşehir 250 yeni büyük otobüsü toplu taşıma hizmetine alınca, ister istemez minibüsçünün ekmeği küçülecekti. Otobüsler sefere çıkmadan önce minibüsçüler ayaklandı. Büyükşehir Belediyesi, aslında bu kentte her kesimin sesine kulak vermez. Örneğin, yıllardır Barlar Sokağı esnafları “Masaya oturalım. Bize yeni bir yer bulalım” diye yalvarıyor da, kimse onları dinlemiyor.
Ama minibüsçülerle masaya oturuldu. Sonra bir açıklama yapıldı; “Büyükşehir, bütün minibüsleri kiralayacak. Hepsine 2015 yılındaki kazançlarını aylık olarak ödeyecek, bütün sistemi Büyükşehir yönetecek.”
Aslında bu kentteki toplu taşıma sisteminin tek elden yönetilmesi, doğru bir karar. Sisteme düzen getirebilir. Bu sayede kademeli ücret sistemi, aktarmalı ücret sistemi sağlıklı biçimde uygulamaya konulursa, toplu taşıma hizmetlerini kullanmak zorunda olan vatandaş karşı çıkabilir.
Ama kamuoyuna bilgi verilmiyor. Büyükşehir Belediyesi ile minibüsçüler odası prensipte anlaşmış. Büyükşehir, kent genelindeki 2 bin minibüsü “Yakıt bedeli, şoför maliyeti, minibüs sahibine ait olmak üzere” kiralayacakmış. 
İyi de ayrıntılar ne?.. Hangi hattaki minibüse, Büyükşehir aylık kaç para kira ödeyecek. Bu rakamlar  çok büyük olursa,  Büyükşehir bunun altından nasıl kalkacak?.. Toplu taşıma her ay milyonlarca TL zarar ederse, bu sistem nasıl yürüyecek?.. Kimse bunları bilmiyor.. En geç mart ayı başında tamamından Büyükşehir Belediyesi’nin sorumlu olduğu yeni sisteme geçilmesi planlanıyor. Günler su gibi akıp giderken, bu konuda bu kentteki herkesin kafasındaki soru işaretlerini ortadan kaldıracak net, sağlıklı bir açıklamaya da şiddetle ihtiyaç duyuluyor.
*CHP binasını çarşı dışında aramalı
CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay, parti için yakışır bir örgüt binası arıyor. Zaten bu son kongreler döneminde damgasını vuran İzmit İlçe eski Başkanı Selman Yıldırım’ın da en önemli hedefi CHP’in yeni bir örgüt binası bulmaktı.
CHP’nin bugünkü il binası şık değil. Zaten kiralık. İzmit İlçe Binası ise, partinin kendi mülkiyeti. İzmit ilçe binasını satıp, üzerine genel merkezden önemli miktarda bir para ekleyerek yeni bina almak mümkün. 
Ancak CHP, yeni binasını kent merkezinde, çok dar bir alanda arıyor. Fethiye Caddesi ile Şahabettin Bilgisu Caddesi arasında sıkışmış, İzmit’in en pahalı bölgesinde bazı binalar için temas yapılıyor.
Oysa, CHP’nin artık bu kentte biraz kenarlara açılması lazım., İzmit’in doğusuna; M.Alipaşa-Bekirdere bölgesine bakması lazım. Hatta, CHP il binasını Gebze’de alsın.. Seçimlerde AK Parti karşısında ezildiği, çok gerilediği bölgelerde CHP örgüt binasını kursun, halkın arasına karışsın. 
Fethiye Caddesi’nde, Şahabettin Bilgisu Caddesi’nde, İnönü Caddesi’nde örgüt binası alıp ne yapacaklar. Bütün gün camdan gelip geçenleri mi seyredecekler?
*Süt veren hayvanlar şimdi kesime gidiyor 
Türkiye’de et fiyatı, aldı başını gidiyor. Bizim ülkemizdeki et fiyatları, dünyadaki en pahalı fiyatlar. Avrupa’daki küçücük ülkeler bile, bizden çok daha fazla hayvan üretiyor, halkına eti çok uygun fiyatla yediriyor. Amerika, Avustralya zaten et üretiminde çok ileride. Ama Avrupa’nın minik ülkelerinin bile et üretiminde bizi geçiyor olması kabul edilemez.
Kuşkusuz Türkiye’de hayvancılığın bu denli gerilemesi, buna bağlı olarak et fiyatının böylesine yükselmesi, hükümetin yanlış politikalarından kaynaklanıyor. Şimdi ortaya çıkan yeni bir sıkıntılı durum var. Süt üreticisi de kazancından memnun değil. Türkiye’de üretilen sütü, çok büyük firmalar, holdingler topluyor. Halen ülkemizde süt ucuz. Ama et pahalı. Hayvan yetiştirip, süt üretimi yapan üreteciler, et fiyatlarındaki çok hızlı yükselişi görünce, “süt para etmiyor, etten kazanayım” diyerek süt veren hayvanlarını kesmeye başlamışlar.
Türkiye için bu da çok ciddi bir tehlike.  Et fiyatı zaten almış başını giderken, yakında bu ülkede süt fiyatlarında ve süt ürünleri fiyatlarında da çok yüksek oranlı artışlarla karşı karşıya kalabiliriz.
*7 Haziran’ın kıymeti bilinemedi; 1 Kasım çok çabuk tüketildi 
Türkiye, geride bıraktığımız 2015 yılında Cumhuriyet tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşadı.  Kısa aralıkla bir yıl içinde iki seçim yapıldı. Aslında 7 Haziran’da, yani normal zamanında yapılan seçimlerde ortaya çıkan çok net bir tablo vardı. 
Halk, AK Parti’nin elinden tek başına iktidar olma yetki ve kudretini almış;  Meclis’e giren diğer üç partiye, “Ya aranızda anlaşın, ya AK Parti ile ortak olun. Ülkeyi birlikte yönetin” demişti.
Türkiye’nin gidişatı, artık artan sorunların ortak irade ile çözülmesi gerektiğine gösteriyordu. 7 Haziran ‘da halk da bu gerçeği gördü, üzerine düşeni yaptı. Ama CHP, MHP ve HDP,  halkın kendilerine verdiği mesajı da, görev ve sorumluluğu da anlayamadılar. AK Parti tek başına hükümet olacak çoğunluğu bulamadı ya, diğerleri  “Aç tavuk kendini darı ambarında görür” misali havaya girdi.
Mızıkçılık yaptılar. Doğru siyaset geliştiremediler. Aslında AK Parti, “İktidar elden gidiyor” paniğine girmişti, ama bir tek adam; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her şeyi doğru okudu. Türkiye siyasetini oya gibi işledi. Önce, aslında üç muhalefet partisi için çok kolay olan “Meclis Başkanlığı” konusunu çözdü, muhalefete bu koltuğu kaptırmadı. Ardından, ülkedeki seçimde tek parti iktidarı çıkmaz da, koalisyon görüşmelerine gidilirse, nasıl zaman kaybı olacağını ve Türkiye’nin nasıl karışacağını herkese çok net örneklerle gösterdi. 1 Kasım’da yeniden seçime gidilmesini sağladı.
7 Haziran seçimlerinde muhalefetin vaatlerini- asgari ücrete, emekli maaşını zam gibi-  eleştiren AK Parti, 1 Kasım’da bu kez kendisi vaat etti. “Bakın, koalisyona mecbur kalınırsa, ülke karışıyor. Ekonomi çöküyor, terör hortluyor. Bizi yeniden tek başımıza iktidar yapın” dediler. 
Halk, zaten kendisine verdiği yetkiyi kullanamayan muhalefete kızmıştı. “Bu CHP’den, MHP’den bir şey olmaz. HDP zaten terörü besliyor” tezi kafalara yerleşti ve 1 Kasım’da AK Parti hiç beklemediği kadar büyük zafer kazandı.
Ama, 1 Kasım öncesi bu millete, “Hele siz bize yeniden tek başımıza iktidar yetkisini verin. Her şey düzelecek” sözü de verilmişti. 1 Kasım’ın üzerinden henüz 3 ay geçti. Ama Türkiye huzuru bulamadı. Tam tersine, giderek daha fazla geriliyoruz. Her alanda sıkıntılar artıyor. Şimdi milletin önüne yeni umut olarak “Başkanlık sistemi” modeli konuluyor. Hiç tereddüt etmiyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kadar kararlı biçimde istiyorsa, 2016 bitmeden Türkiye’de Başkanlık sisteminin de önü açılacaktır. 
Pekiyi, o zaman gerçekten sorunlar bitecek mi?.. Yoksa, Türkiye daha fazla gerilecek, daha büyük düşmanlıklar mı yaşayacağız?.. İşte bunu kestirmek çok zor. Ülkemizin bir an önce sükûnete, uzlaşmaya, gerçek demokrasinin bütün kurallarını işletmeye ihtiyacı var. Benim bildiğim tek gerçek budur.
*Çöp toplama saatleri dönüşümlü olmalı
İzmit’te çöp toplama hizmeti konusunda sıkıntıdan söz etmek haksızlık olur. Trafik düzeni çok sıkıntılı, şehrin bazı kesimlerinde caddeler, sokaklar sorumsuz otoparklar nedeniyle neredeyse girilemez durumda olsa bile, her sabah olabildiğince temiz bir İzmit’te uyandığımızı söyleyebiliriz. 
Ancak temizlik hizmetinde bazı detay kusurlar var. Örneğin, çok sevdiğim, çok yakın dostum olan bir aile, yıllardır aynı sıkıntıdan mustarip. Birkaç kez yazdım. Hatta, yetkililere yüz yüze geldiğimizde anlattım. Ama sorunu çözemedim. Bahsettiğim aile, Kozluk Mahallesi’nde Muhabere Meydanı ile D-100 aasındaki bölgede oturuyor. Yıllardır, İzmit Belediyesi’nin çöp toplama hizmeti veren şirketinin çöp konteynerlerini toplayan kamyonları, bu bölgeye gece yarısı 01.00-02.00 sıralarında giriyor. Bölgedeki bütün konteynerler metal.. Gecenin o vakti, o sessizlikte kamyon giriyor, metal çöp konteynerlerini boşaltıyor. Çok haşin, çok müthiş ses çıkıyor. O bölgedeki insanlar, yıllardır her gece gece yarısından sonra, çöp konteynerlerinin boşaltılması sırasında çıkan sesle yataklarından fırlıyorlar. 
Elbette çöp toplanacak. İzmit Belediyesi, metal konteynerlerden daha az ses çıkartan plastik konteynerlere, yer altı konteynerlerine geçiş için bir gayret de gösteriyor. Ama daha kolayı var. Altı aylık, ya da üç aylık periyodlarla, çöp kamyonlarının geçiş saatleri değiştirilebilir. Bir bölgedeki çöpler üç ay gece 01.00-02.0 saatleri arasında toplanıyorsa, daha sonraki üç ay akşam 19.00-20.00 arasında alınabilir. Temizlik İşleri’nin böyle bir düzenleme yapması lazım. Şehrin bir bölümündeki insanlar, ömür boyu her gece sabaha karşı kamyona yüklenen metal çöp konteynerinin çıkarttığı sesle yataklarından fırlamaya mahkum edilmemeli. 
*Hiçbir öngörümüz tutmadı 
Avrupa’nın kalleşliğini, insanlık dışı davranışlarını gördükçe, elbette Suriye’deki iç savaştan kaçan mazlum insanlara kucak açan, onları barındırmak için çırpınan devletimizle gurur duyuyoruz.
Mecbur kalmasa, kim evini barkını terk eder. Kim ölümü göze alarak, açlığı göze alarak başka ülkelere gitmek ister. Türkiye, resmi rakamlara göre, en az 2.5 milyon Suriyeli mülteciyi topraklarında besliyor. Onlara yaşama hakkını veriyor. Cumhurbaşkanı’nın da dediği gibi, “Biz Fransa’dan, Almanya‘dan, İngiltere’den zengin miyiz?” Biz Türkiye olarak insanlık yapıyoruz.
Ama nereye kadar?. Artık Türkiye’de herkes bu soruyu soruyor. Türkiye’nin öngörüsüne göre, Suriye’de iç savaş başladıktan 3-4 ay sonra Esad iktidardan inecekti. Komşumuz Suriye’de yeni ve demokratik bir rejim kurulacaktı. Bu öngörü ile kapılarımızı savaştan kaçan insanlara açmıştık. Nasıl olsa, birkaç ay sonra hepsi evlerine dönecekti.
Ama öyle olmadı. Hele hele İran ve Rusya, Esad tarafında olaya müdahil olunca; işin rengi tamamen değişti. Şimdi, Esad’ın giderek konumunu güçlendirdiği konuşuluyor. Bir de ülkemiz sınırlarının hemen yanında, bir Kürt devletinin kuruluşu için çalışmalar yapılıyor.
Başbakan açıkladı. Yaklaşık 100 bin Suriyeli daha, Rus destekli Esad bombalarından kaçıp, ülkemize doğru geliyorlar. Bizim de etimiz budumuz belli. Türkiye, kendi insanlarını yeterince doyuramıyor, herkese iş veremiyor. Avrupa, “Suriyeli göçmenleri al. Ama sakın bana gönderme. Kendin bak” diyor. En fazla verdiği de 3 milyar Euro. Türkiye şimdiye kadar en az 20 milyar Dolar harcamış. Hala geliyorlar. Suriye savaşı ne zaman bitecek belli değil. Cenevre konferansı da hayal kırıklığı ile sonlandı. Bu Suriye işi, giderek daha fazla başımızı arıtacak. Ne yazık ki komşuda iç savaş başladığından bu yana, hiçbir gerçek, bizim öngörülerimizle örtüşmedi.
Bu yazı toplam 588 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37