1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. HUZURLU OLMAYI UNUTTUK ..
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

HUZURLU OLMAYI UNUTTUK ..

A+A-
    Çok  inanıyorum ki  hayatta  hiç  bir  yazar  köşesinde  böyle  karamsar  satırlara  yer  vermek  istemez.. Ülkesinin  refahından, mutlu  insanlarından, bütünlük ve kardeşlik  ilkeleri içinde sürdürdüğü  yaşamlardan,   yani   ülkesinde  sahip  olduğu  güzelliklerinden  bahsetmek  için  neler,  neler  vermez..  Ancakkk,  ne  mümkün..
 Ülkemizi  kapkara  bulutlar  misali  saran   lanet   terör   peşimizi  bırakmıyor.. Doğu  illerinde  aylardır  süren  çatışmalarda  kaybettiğimiz  güvenlik  güçlerimizin  acısı  yetmezmiş  gibi,  baş kentimiz   Ankara’da   yaşanan   patlamalar,   canımızı  çok  ama  çok  yaktı.. Bir  çok  yuvaya  ateş  düştü.. Analar,  sevgililer,  evlatlar  ve  kardeşler,  vatan  sevgilerinin  yarattığı  mağrur  duruşlarının  arkasına  sığınarak,   acılarının  sönmeyen  ateşini  yüreklerine  gömmeye  çalıştılar.. Bu  eşi  benzeri  olmayan  acıya  rağmen “ Vatan  sağ  olsun,  bir  evladım  daha  olsa  onu da  vatanıma  kurban  ederim”  sözlerini  haykırdılar  kahrolası   hainlere  karşı.. Biliyorum  onların  düşüncelerini..  O  canavarları  üzüntüleriyle  sevindirmemek,  ellerini  ovuşturarak   oh   çektirmemek   ve  güldürmemek  adına  dimdik  yürüdüler  cenazelerinin  ardında.. Yazık  bu  vatanın  evlatlarına,  yazık.. Bu  vatan  zamanında  yedi  düvele  yenilmemiş,  ne  olduğu  belirsiz  çapulculara mı  pabuç  bırakacak.. 
  Evet,  Türk  halkı  kan  kusar  kızılcık  şerbeti  içtim  der  yeri  gelince..                                                       

  Zaferi  ve  İstiklali  atalarından  miras  almış,  cesurluğu   kahramanlığı  ve  inancıysa,  yine  atalarının   genleriyle   kazanmış  bir   millet,  Türk  Milleti..
 Buraya  kadar  tamam.. Gerçek  duygu  ve  düşüncelerin  bu  doğrultuda  olduğu  malum.. Ama  ne  zamana  kadar  sürecek  bu   zulüm.. Sabrın  bir  sınırı  olduğunu   bilmem  söylemeye  gerek  var mı.?  Ölümlere,  katliamlara,  hainliklere   alışmak  yakışmaz  bu  millete.. İsyan  etmekse,  asla.. O  zaman  bu  ülkenin  bir  an  evvel  bu  kaostan  kurtulması  gerekir.. Veee   toplumsal  huzura,  kaliteli  yaşama   ve   insanca   davranışlara  maruz  kalmaya  en  çok   toplumumuzun  ihtiyacı  var.. Zor  tabii  zor.. Ancak  bizler  zorluğunu  bile  bile   hasretle  bu  insani  değerlere  kavuşmayı  bekliyoruz.. Evet,  inadına  bekliyoruz..
  Eğer  bu  güne  daha  derinden  bakmaya  kalkacak  olursak,  başta  dediğim  gibi  ilk  önce  huzuru  arzularız  diye  düşünüyorum.. Fakat  bir  başka  taraftan  bakacak  olursam da  bu  gün  huzura  daha  çok  ihtiyacımız  olduğunu  görür  gibi  oluyorum.. Bizi  en  hassas  yerimizden  yaralayan  ve  karamsarlığa  sokan  ekonomik  kriz,  yaşanan  olumsuz  olaylar,  birlik  ve  beraberlik  içinde  olamamamız,  siyasi   tercihlerimizi  kullandığımız  şahsiyetlerin  bizi  yeterince  temsil  edememesi  ve  yaşanan  kahredici  ölümler  buna  müsaade  etmiyor..Ve  huzursuzluk  bulaşıcı  bir  hastalık  gibi  çıkıveriyor  ortaya..Sonraaa  eskisinden  daha  kavgacı,  gürültücü,  hoşgörüsüz,  saldırgan  ve  öldürme  yanlısı  bir  toplum  olarak  buluyoruz  kendimizi.. Mutsuzluk  virüsü  bu  ortamı  çok  seviyor..Acaba  diyorum.. Acaba  mutlu  olmak  için  çok  şeye mi  ihtiyacımız  var..Ancak  bakıyorum da  mutlu  ve  huzurlu  olmak  için  ihtiyaç  duyduğum  o  şeylerin  çoğunun,  aslında  eskiden  zaten  sahip  olup  sonradan  kaybettiğimiz  şeyler  olduğunu  fark  ediyorum..
  Dostlar, zor  günler  geçirdiğimiz  günler,  zor.. Ama  emin  olunuz ki,  geçecek.. Biz  gelecek   huzurlu  günleri de  düşünmeliyiz.. Haa  bakınız  çocuklarımız  var  düşünülmesi  gereken.. Onlar  ihmale  gelmez.. Çocukların  sevgiye,  güvene,  disipline  ihtiyaçları  vardır..Bu  kargaşa  arsında  onları  unutmamalıyız.. Bazen  aileler  çocukları  sorun  çıkartmadıkları  sürece  onlarla  ilgilenmezler.. Yalnız  bırakırlar.. Tamam da,  bu  çocuklarda  bu  ülkede  yaşıyorlar..      Bu  çocuklarda  dizi  dizi  cenazeleri  ve  ardından  boynu  bükük  ailelerini  görüyor  izliyorlar.. 
Küçücük  beyinlerinde  açılan  pencereden  nerelere  ve  nasıl  bakıyorlar  biliyor muyuz..  

İşte  bunları da  başka  dertler  kadar  dert  edinebilirsiniz  kendinize..  Belki de  diğerlerini  daha  az  düşünmenizi  ve karamsarlığın  içinde  boğulup  yok  olmanızı  önleyici  bir  terapi  olur  sizlere..Gerçek  acı,  çok  acı  biliyorum.. Ama  bir  şeyler  yapmalıyız.. Bu  hainlerin  tuzağına  düşmemeliyiz.. Hayattan  kopup,  yaşamdan  korkmamalıyız..                

 Yarının  aydınlığını,  bulacağımız  bir  nedenle  yok  etmeyi  ve  umudumuzu  kaybetmemeyi  öğrenmeliyiz..
Unutmayınız,  bu  yaşadıklarımız  ve  yaşanan  toplumsal   tecrübeler,  bir  gün  bize  lazım  olacaktır.. İnanın  o  gün  çok  daha  cesur  ve  huzurlu  olacağız..                     
Bu yazı toplam 679 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum