1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Hz. Mevlânâ ve çağimizin “hizmet” erleri
Hz. Mevlânâ ve çağimizin “hizmet” erleri

Hz. Mevlânâ ve çağimizin “hizmet” erleri

Berlin Duvarı’nın ardından ikiz kuleler de yıkıldı. İnsanlık el yordamıyla bu iki simgeden farklı, özgürlükçü bir yapılanma arayışı içinde. Hayal kırıklıklarıyla geçti 20. Yüzyıl. Artık, yeni

A+A-

Berlin Duvarı’nın ardından ikiz kuleler de yıkıldı.

İnsanlık el yordamıyla bu iki simgeden farklı, özgürlükçü bir yapılanma arayışı içinde.

Hayal kırıklıklarıyla geçti 20. Yüzyıl.

Artık, yeni hayallerin peşine düşebiliriz.

Sermaye ve devlet merkezli dünyaların ürettiği “maddeden ve mideden ibaret” insan tipolojisi revaçta değil artık.

Sermayeye ya da bürokrasiye itaat eden toplumsal seçeneklerle sınırlı değiliz.

Steril, toplumu karantinaya alan bir sera anlayışı artık insanlığın geleceğine yön veremez.

İki ayrı yüzyılı birlikte görebilme şansına sahip kuşakların siyasi, ekonomik, kültürel ve psikolojik altüst oluşları yaşadıkları süreçlerden bir ders çıkarmaları kaçınılmaz.

Tarihin yoğunlaştığı, sıkıştığı ve yazıldığı zamanlar vardır. İşte öyle bir dönemdeyiz.

1989’u, 1968’in tersi ve rövanşı olarak düşünenler de aradıkları barış ve adaleti bulamamanın çaresizliği içinde yeni arayışlara yöneliyorlar.

“Lenin değil, Lennon” diyen genç kuşaklar da yeni, güzel ve farklı olanı aramadalar artık.

Bürokrasinin kasveti ile kapitalizmin şamatası ve tüketim oltası arasında sıkışan insan yüreği ve belleği, ruhunu besleyecek birşeyler de arıyor.

Marka kültürü ve tüketim ideolojisi, küstah kibirliliği içinde.

Gorbaçov, yanlışınız neredeydi, sorusuna, “Yanlışı hep insanın dışında  aramaktı” diye cevap vermişti.

Mizansenlerden oluşan yapay ve yalan dünya.

Varolan bir yalanın, yalanını izliyoruz!

Sağlık, eğitim, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarındaki o devasa kazanımlar kimseye yetmiyor, insanlar farklı şeyler arıyorlar.

Gelecekten umudunu kesme hali ve olayların seyrini değiştirmede yetersizlik duygusu, insanları bedbinleştiriyor.

Olan bitenin pasif izleyiciliğinin getirdiği bıkkınlık.

Fiziki uyku ile dogmatik uyku arasında yorulan beyinler.

“Öz”e değil, “biçim”e kilitlenmiş ruhlar.

İşte o ruhlara, çağlar ötesinden yankılanan bir derin mesaj:

“Kırın testilerinizi kırın, bakın bütün sular aynıdır.”

Ardından bir yenisi:

“Bencilsen damla olursun, insanlığa karış, deniz ol.”

Ardından bir yenisi:

“Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.”

... Ve bir yenisi daha:

“Dibine ışık vermeyen mumun adalet terazisi, sahte gölgeden ibaret kalır.”

O mesajlarda arıyor artık insanlar mutluluğu, Hz. Mevlana’nın rehberliğinde, “Hizmet erlerinin” günümüz temsilcilerinde.

“Ne insanlar gördüm üstünde elbise yok, ne elbiseler gördüm içinde insan yok...”

Hz. Pir’de arıyor huzuru insanoğlu “hizmet” ehliyle beraber. Sözüm anlayana!”

Bu haber toplam 867 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.