• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Kocaeli 5 °C

Hz. Mevlâna’da sevgi ve hoşgörü(1)

Mehmet SÖNMEZOĞLU
Milletlerin kendi kültürel kimliklerini koruyabilmeleri ve varlıklarını sağlam temeller üzerinde sürdürebilmeleri için yeni yetişen nesillere sunabilecekleri model şahsiyetlere sahip olmalarının önemi büyüktür. Hiç şüphesiz Müslüman toplumların örnek alacakları ve genç nesillerine sunabilecekleri en güzel örnek, en ideal şahsiyet Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir. Çünkü O’nu bizzat Cenâb-ı Hak, tüm insanlığa “en güzel örnek” olarak takdim etmiştir. (Ahzâb, 33/21)
Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in örnekliğinde ve rehberliğinde hayatını şekillendiren ashab-ı kiram da biz mü’minler için model şahsiyetlerdir. Onlardan sonra gelen dönemlerde de İslam dünyasında ilmiyle,fikirleriyle ve ortaya koyduğu eserleriyle Müslümanlara ve tüm insanlığa ışık tutan birçok değerli şahsiyet yetişmiştir.Bunların en başta gelenlerinden biri de,fikirleri ve eserleri ile yedi asırdan bu yana insanların gönül dünyasını aydınlatmaya devam eden büyük mütefekkir, şair ve gönül adamı MevlânaCelâleddîn-i Rûmî’dir. Hz. Mevlâna, fikirleri ve eserleriyle sadece İslam âleminde değil, tüm dünyada asırlardır önemli bir yere sahip olmuştur.
Hz. Mevlâna’yı çağlar üstü bir değeryapan sadece sahip olduğu ilim değil,aynı zamanda insan sevgisini hayatın merkezine yerleştirmiş olmasıdır. Hz. Mevlâna’nın insan sevgisi ve hoşgörü anlayışının kaynağı Kur’an ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’dir. Onun düşüncesi, fikri, anlayışı ve mesajları tamamen ilâhi vahye ve nebevî prensiplere dayanmaktadır. O, bu durumu bir rubaisinde şöyle anlatmaktadır:
Bendesiyim Kur’an’ın tende oldukça bu can
Ahmed-i Muhtâr’ın ayağının tozuyum her an
Benden bundan başka bir söz nakleder ise her kim
Ben o sözden de onu nakledenden de incinirim. 
Hz. Mevlâna’nın sevgi, hoşgörü, kardeşlik, birlik-beraberlik vb. konularda verdiği öğüt ve mesajlar, zaten İslam’da mevcut olan prensiplerdir. Fakat o bunları hikmet pınarlarıhalinde duru, berrak ve edebîbir üslup ve deruni bir vecd ile insanlara ulaştırıyordu. Bu yüzden de gönüllerde karşılık buluyor, insanlar üzerinde kuvvetli ve kalıcı tesir meydana getiriyordu.
Hz. Mevlâna, Kur’an-ı Kerim’de emredilen affetme, merhamet, iyilik, ihsan gibi insanî ve ahlâkî meziyetler ile bir sevgi ve hoşgörü çağlayanı olan Sevgili Peygamberimizin güzel söz ve uygulamalarını kendine düstur edinmişti. 
Âlemlerin Rahmet Peygamberi Efendimiz (s.a.s.), bütün insanlara engin bir merhamet duyuyor, onların ebedî kurtuluşları için her türlü güçlüğe göğüs geriyor, bu hususta hiçbir fedakârlıktan çekinmiyordu. İnsanların kendisine yaptığı eza ve cefaları affediyor, hata ve kusurlarına karşı müsamahakâr davranıyor, onların bağışlanmaları ve hidayetleri için Allah’a dua ediyordu. Nitekim Tâif’te kendisini taşlayan müşrikler hakkında, “Ben onların helâk olmalarını değil, onların soyundan inanan bir neslin gelmesini arzu ederim” buyurmuştur. (İbnHişam, II, 29-30)
Yine Hz. Peygamber (s.a.s.), Mekke’nin fethi günü elinde imkan olduğu halde kendisine, aile fertlerine ve ilk Müslümanlara akıl almaz eza ve cefalarda bulunan, yurtlarından ve yuvalarından çıkaran Mekkeli müşriklerden intikam almamış, onları affettiğini ilan ederek engin hoşgörüsünü bir kez daha göstermiştir.(Vâkıdî, II, 835; İbn-i Sa’d, II, 142-143)
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in yolundan giden Hz. Mevlâna dakadın erkek, çocuk-genç yaşlı herkesesevgi ve şefkat gösterir, bütün insanlara hoşgörülü davranırdı. Sevgi ve hoşgörü abidesi Hz. Mevlâna’nın insan sevgisi, insanlar arasında ayrımcılığa yer vermeyecek kadar büyük bir sevgiydi.O, bütün insanları eşit görür, kimseye konumu sebebiyle farklı davranılmasını hoş karşılamazdı. İnanan inanmayan, günahkâr masum ayrımı yapmaksızın herkese hoşgörü nazarıyla bakardı. Çünkü o, insanî değerleri her şeyin üstünde tutmaktaydı. Bu anlayış onun bütün yaratılmışlara şefkat, merhamet ve hoşgörüyle yaklaşmasını sağlıyordu. 
İnsanları geçmişte işlemiş oldukları hatalardan dolayı suçlamaz ve ayıplamazdı. Günahkârların da ileride tövbe ederek yaptıklarından vazgeçebilecekleri, hatta inanmayanların bile bir gün Müslüman olabilecekleri düşüncesiyle bu gibi insanlara hor bakılmamasını tavsiye ederdi.
(Haftaya devam edecek)
Bu yazı toplam 314 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37