1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. İçimizdeki Somalililer
İçimizdeki Somalililer

İçimizdeki Somalililer

Afrika’nın doğusundaki ülkeleri, özellikle Somali’yi 4 aydan beri etkileyen, 15 milyon insanı açlık ve susuzluktan çok acılı bir ölümün pençesine atan kuraklık ve yoksulluk dünyanın sorunu. Türk basını

A+A-

Afrika’nın doğusundaki ülkeleri, özellikle Somali’yi 4 aydan beri etkileyen, 15 milyon insanı açlık ve susuzluktan çok acılı bir ölümün pençesine atan kuraklık ve yoksulluk dünyanın sorunu.

Türk basınında bu konuya dikkat çeken ilk gazetecilerden biri oldum. Somali’den gazete ve televizyonlara yansıyan ölüm döşeğindeki eriyip bitmiş her küçük siyah çocuk fotoğrafı beni perişan ediyor.

Somali’ye yardım için harekete geçen devletimle, Somali’de açlık, susuzluktan kıvranan insanlara yardım için cebindeki son kuruşu kampanyalara bağışlayan vatandaşlarımla gurur duyuyorum. Somali’ye yardım konusunda Türkiye’nin insanlığını bir kez daha dünyaya gösterdiğini düşünüyorum.

Somali, dünyanın en yoksul ülkelerinden biri. Üstelik yıllardır terörle boğuşuyor, ülkede istikrar yok. Bir de üzerine kuraklık vurdu. Ne su, ne hayvan, ne bitki kaldı. O bölge için böylesi derin bir yoksulluk, kaçınılmazdı. Elbette imkanı olanların da bu yoksulluğa düşmüş insanların yardımına koşması gerekirdi.

Şimdi, Somali örneğinden yola çıkarak biraz İzmit’e bakalım. Bu kentte Büyükşehir Belediyesi binlerce eve Ramazan öncesi gıda yardımı yaptı. Yaklaşık 4 bin kişiye, diledikleri yerden istedikleri gıda maddelerini alabilsinler diye kredili alışveriş kartı dağıtılıyor.

Sivil toplum örgütleri, ilçe belediyeleri, muhalefetteki siyasi partilerin örgütleri, kadın, gençlik kolları yöneticileri  “Şu kadar eve gıda kolisi götürdük, bu kadar çocuğu tepeden tırnağa giydirdik” diye övünüyorlar.

Valiliğe bağlı Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na kayıtlı onbinlerce yoksul var. Bunların bir kısmına devlet düzenli olarak maaş öder gibi para ödüyor. Yerel basındaki haberlere bakarsanız, bu kentte “Elbisem yok” diyen, gidip Belediye’nin Sevgi Mağazası’ndan istediğini bedava alıyor. “Karnım aç” diyene hemen herkes yiyecek veriyor.

Yaratılan tablo bu. Ama çıkın sokağa, iki adımda bir karşınıza avuç açmış bir dilenci çıkıyor.

Yaşlı bir kadın var; her gün Yürüyüş Yolunda karşıma çıkıyor. Elindeki bir çiçeği, gülerek uzatıyor.

En medeni dilenci, Limoncu Kemal.. Hiç değilse, avuç açıp talep ettiği sadakanın karşılığında bir paket kağıt mendil uzatıyor.

Yürüyüş Yolunda 10 metrede bir, yere oturmuş, kucağındaki bebeği Somalili bebeklerden daha kurumuş bebeği ile dilenen kadınlar var.

Bir ışıklı kavşakta kırmızı ışığa yakalanıp da duruyorsanız, hemen camınıza biri yaklaşıyor. para dileniyor.

Şehir merkezinde iftar vakti çok acınacak boyun bükük ve canhıraş yalvarışta avuç açıp peşinizden koşanları, dışarıda yemek yiyorsanız, masanızın yanına gelip yutkunanların sayısını hesap edemezsiniz.

Hava biraz karardığında, omzuna kalın dişli motorlu testereyi vurmuş, kara sakallı, iri kıyım adamların önünüze çıkıp, “Karnım aç abi. Kesilecek bir şeyin varsa, üç kuruş ver keseyim” diye en az yarısı tehdit kokan yardım dilekleri ile karşılaşıyorsunuz.

Adeta şehrin bütün dilencileri kadrolu dilenci. Belediyeye kayıtlı simitçi, kestaneci, mısırcı gibi kendi bölgelerini ilan etmişler. Hangi dilenci hangi mıntıkada dilenecek, hangi işyerlerine, lokantalara girip çıkacak belli. Adeta yazılı olmayan bir anlaşma imzalamışlar. kırmızı ışık yandığında araçların biriktiği kalabalık kavşakların sürekli müdavimleri, kadrolu dilenci çocukları var.

Neresinden baksanız, bu durumda bir tuhaflık var. Ya belediyeler, devlet, muhalefet partileri, sivil toplum örgütleri dedikleri kadar yoksullara düşkünlere yardım etmiyor; ya da bu kent nüfusunun neredeyse yarısı dilenecek kadar yoksul.

Kim ne derse desin, İzmit’te dilenci bolluğu, sosyal yaşamı yoran, rahatsız eden ciddi bir vaka haline gelmiştir.”Param yok” diyerek yüzüne bakmadan geçsen, iki adım sonra vicdanın sızlıyor. Her önüne çıkıp, avuç açana para vermeye kalksan, altından kalkmak mümkün değil.

Hepsi bir tarafa, beni en çok çocukların ve bebeklerin bu işe alet edilmesi üzüyor. Hiç kuşku yok ki, dilendirilen, ışıklı kavşaklarda durmuş arabaların üzerine salınan çocuklar, örgütlü. Birileri tarafından istismar ediyor. Ya da zorla aileleri tarafından çalıştırılıyor.

Annelerinin kucağında, kışın soğukta, yazın kavuran güneş altında sokak ortasında dilenciliğe aksesuar yapılan çocuklar var. Bizim yasalarımız açık. Çocukların, bebeklerin dilendirilmesi, dilenciliğe alet edilmesi kesinlikle yasak. Devletin bu çocukları toplaması ve korumaya alması, onları dilendirenleri cezalandırması gerekiyor.

Allah kimseyi düşürmesin. Bu yazının biraz insafsız bir yazı olduğunu düşünenler de çıkabilir. Ama bir şeyin farkındayım. Bu kentte adım başı önümüze çıkan dilencileri görmezlikten gelmeyi tercih ediyoruz. Bu sorunun giderek büyüdüğünü, çok ciddi bir sosyal sorun haline gelmeye başladığını anlamamak için kendimizi zorluyoruz.

Tehlike var. Giderek büyüyen bir tehlike var. İzmit dilenci cenneti haline geliyor ve herkes bu gerçeği görmezlikten geliyor.

Elbette Somali’de açlıktan, susuzluktan ölmek üzere olan insanların yardımına koşmak görevimiz. Ama bir de içimizdeki Somalililer var. İstismar edilen çocuklar, bebekler var. Bunların varlığını da kabul edip, gerçekten yoksul olanları devletin korumasına almak,  yoksulluğu istismar edip dilenenleri de bu yoldan çevirmek hepimin üzerine düşen önemli bir görev değil midir?

Bu haber toplam 1267 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.