• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Kocaeli 1 °C

İDEV başarılı değildir

İsmet ÇİĞİT
Bizim ilimizde son yıllarda yeni bir yaklaşım tipi gelişti. Abuk sabuk işler yapılıyor. Ya da aslında doğru olan işler abuk sabuk yapılıyor. Sonuç fiyasko oluyor. Ama bu işleri organize edenler yapılanı çok başarılı gibi göstermekten geri durmuyorlar. Hem kendilerini, hem kenti aldatmaya kalkıyorlar. Her defasında “Kral çıplak” damak e bize düşüyor. 
Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) öncülüğünde 3-6 Mart tarihleri arasında İdeal Ev, Evlilik ve Konut  Fuarı (İDEV)  düzenlendi. Geçen gün, bu fuarın gerçekleşmesinde başrolü oynayan KOTO’nun Başkanı Murat Özdağ, İDEV’i değerlendirmiş, “4 günde 41.258 ziyaretçi geldi. Fuar çok başarılı oldu, amacına ulaştı” demiş. 
Ne büyük bir palavra. 4 günde bedava bir organizasyona 41 bin kişinin gelişini başarı olarak görüyorsanız,  bu kentte iyi bir işi hiçbir zaman başaramazsınız.
Bu şehirde Amatör Küme’deki Kocaelispor maçlarına 20 bin kişi gidiyor. Hafta sonu bir Pazar günü büyük AVM’lere gelen ziyaretçi sayısı 50 bin kişi. Bir siyasi parti mitingi için, Perşembe Pazarı alanında 100 binden fazla insan toplanabiliyor.
Mükemmel bir Fuar Merkezimiz var. Ulaşımı kolay. Yapılan iş ve zamanlaması gayet doğru. Ama ortaya çıkan sonuç fiyaskodur. 4 günde bedava fuara gelen 41 bin kişinin en az yarısı bu tür organizasyonlara ortalık kalabalık gözüksün diye yerel yönetimlerin otobüslerle mahallelerden toplayıp getirdiği, bir de kumanya verdiği insanlardır. 
Acaba İDEV’e bırakın çevre  illerden gelip gidenin olmasını, Gebze’den, Karamürsel’den, Eşme’den bir kişi, bir aile geldi mi?.. İzmit’ten herhangi bir aile, “KOTO böyle bir fuar açmış. Hadi gidip gezelim” diye kalkıp geldi mi?. Hiç sanmıyorum. İDEV’de körlerle sağırlar birbirini ağırladı. Hafta sonuna rastlayan 4 gün. 2 milyon nüfuslu kentte 41 bin ziyaretçi. Buna başarı diyorlar. 
İDEV doğru bir proje. Yeri güzel ve bedava. Zamanlama da gayet iyi. Ama çok amatör. Böyle bir fuar yapıyorsunuz, bir tane profesyonel manken davet ettiniz mi?.. Bir tane halkın ilgisini çekecek etkinlik yaptınız mı?.. Bu kentteki yerel medyaya 5 kuruşluk bir reklam verdiniz mi?.. Bu işi ilçelerde, mahalle aralarında, toplu konut sitelerinde ne kadar duyurdunuz. 
Bırakın büyük illeri, bizim ayarımızdaki illeri. Sinop, Kastamonu, Balıkesir gibi illerde öylesine mükemmel yerel organizasyonlar yapılıyor ki, şaşarsınız. İDEV böyle devam edecekse, bırakın Uluslararası Fuar Merkezi binası boş kalsın.. Bu şehirde 4 günlük bedava bir fuarı 41 bin kişinin ziyaret etmesini başarı olarak görenler, bu şehri hiç tanımıyor demektir.

*Devrim niteliğindeki karar
Türkiye’de “Taşeron işçiliği” modelini AK Parti başlatmadı. Ama AK Parti iktidarları döneminde bu iş çok yaygınlaştı ve cıvıklaştı.
Bütün kamu kurumları, bütün belediyeler,  her işleri için “Taşeron işçiliği”  modelini tercih ettiler. Bunun adına “Hizmet alımı” adı verildi. “taşeron işçiliği” giderek kölelik düzenine dönüştü. Kamu kurumları, belediyeler, okullar, üniversiteler, hastaneler bütün işlerini taşeronlara veriyor, taşeronlar işçilerini köle gibi kullanıyordu. Ne düzenli mesai saati, ne düzenli maaş ödemesi, ne kıdem tazminatı, ne sendikal haklar.. Gariban işçilerin üzerinden müteahhitler para kazanıyor.
AK Parti 1 Kasım seçimleri öncesi “Taşeron işçiliği” modelini düzelteceğine söz vermişti. Ancak yapılacak düzenleme ile, “Ana hizmetler” kavramının getirilmesi, az sayıdaki müteahhit işçisinin kadroya alınması bekleniyordu. Salı günü Başbakan Davutoğlu, partisinin grup toplantısında devrim niteliğindeki kararını açıkladı:
“-Kamudaki bütün taşeron işçileri kadroya alınacak” dedi. 
Bu Türkiye’deki çalışma hayatı için gerçek bir devrimdir. Müteahhitlerin emrinde köle gibi çalışan yaklaşık 1 milyon insan, devlette kadrolu olacak. Diyeceksiniz ki, “Devlete 1 milyon yeni işçi alınırsa, bütçe bunu nasıl karşılayacak?”. Devletin bu işte kaybı yok. Zaten o taşeron işçilerinin maaşları için müteahhitlere para ödeniyor. Hatta fazlası ödeniyor. Bu insanlar devlet kadrosuna girince, hakları olacak. Maaşları aynı kalacak. Devletin kasasından da fazladan para çıkmayacak. Tabii hükümet verdiği sözü tuttuğunda, gariban insanları köle gibi çalıştırıp, onların sırtından oturdukları yerde büyük para kazanan taşeronların da hortumu kesilmiş olacak.
Tabii, taşeron işçiliği ile ilgili bu devrim niteliğindeki kararın uygulanması için Meclis’ten yasa çıkartılması lazım. Muhalefet de bu konuda engel olmayacaktır. Ama hala belediyeler “Hizmet alımı” ihaleleri açıyorlar. Hükümetin kararından 1 Kasım öncesi taşeron işçisi olarak çalışanlar yararlanacak. Bundan sonrası için de düzenlemeler yapılmalı. Bundan sonrası için de bazı önlemler alınmalı. Umarım,  taşeron işçiliği adı verilen bu gerçekten insafsız ve haksız sistemin tamamen sonu gelmiş olur. 


*Yürüyen merdiven ile asansör yapmak bu kadar zor iş mi? 
Büyükşehir Belediyesi, D_100 karayolu üzerinde, yeni Valilik binası önünde yeni bir yaya üst geçidi yapıyor. Aslında bu yaya üst geçidinin, daha valilik binaları yapılmadan önce, yani nereden baksanız 2 yıl önce yapılması gerekirdi. Atla deve değil Valilik Binası önündeki yaya üst geçidi. 8 milyon TL’ye mal olacak bir proje. Ama lazım. Bir an önce lazım.
Geçen yılın sonlarında, Büyükşehir Genel Sekreteri ile birlikte devam eden projeleri dolaşmıştık. O yaya köprüsünün de inşaatı sürüyordu. Aslında ayakları, tabliyesi çok hızlı yapıldı. Üstelik kent trafiğini çok aksatmadan yapıldı. Müteahhit firma yetkilileri, “En geç şubat başında yaya köprüsünü açarız” demişlerdi. 
Şubat bitti, mart bitiyor. Aslında köprü tamam da bir türlü yürüyen merdivenleri ile asansörleri monte edilemiyor. Bu kadar mı zor bu iş. Büyükşehir Belediyesi 2009 yılında yine D-100 üzerindeki üç büyük yaya köprüsünü Adnan Menderes, Mimar Sinan, Turgut Özal köprüsünü yaptırmıştı. İtalyanlar gelmiş, bir hafta içinde yürüyen merdivenlerini monte etmişlerdi. 
Valilik önündeki yaya köprüsünde sıkıntı nedir, iş neden bu kadar gecikmiştir merak ediyorum. 


*Okul ihalelerinde çok Seçici olmak lazım
Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl ilimizde çok sayıda yeni okul binası yaptıracak. Özellikle çok eskiyen, yetersiz kalan okul binalarının yıkılması, yerlerine yeni binaların yapılması planlanıyor. Çünkü, ilimizde yeni okul binası yapacak yer bulmakta sıkıntılar var. Belediyelerimiz, Defterdarlık ellerindeki kamu arazilerini sürekli sattığı için, yeni okul yapmak, ancak eski okul binasının yerine mümkün olabiliyor.
Milli Eğitim İl Müdürlüğü geçen gün yeni yapılacak üç okul için ihalelerde teklifleri aldı.
Başiskele’de 8 nci Boru İlkokulu binası yaptırılacak.  Yaklaşık maliyet bedeli 5 milyon 875 bin TL olarak hesaplanmış. İhaleye atılan teklifle içinde 1.5 milyon TL eksik bedel verenler var. 
İzmit Emlak Dayanışma Ortaokulu binası yapılacak. Yaklaşık maliyet bedeli 3 milyon 886 bin TL. Yaklaşık maliyet bedelinin 1 milyon TL altında teklif verenler var. 
Körfez Yukarı Hereke İmam Hatip Ortaokulu yapılacak. Yaklaşık maliyeti 4 milyon TL. Yine 1 milyon TL eksik teklifler var. 
Bu okul binalarının 300 gün içinde bitmesi, yani en geç gelecek eğitim yılının ikinci yarısına yetişmesi lazım. Çünkü, mevcut binalar yıkılacak. Bu okullardaki öğrenciler uzak yerlere, başka okullara gönderilecek. İnşaatların gecikmemesi, zamanında bitirilmesi, bittikten sonra sorun çıkmaması lazım. Okul inşaatları geçmişte en düşük teklifi verene verilirdi. Ama bitmez, gecikirdi. Artık çok daha seçici olmak lazım. Okul binası inşaatlarını mutlaka bu işi zamanında bitirebileceğine güvenilen firmalara vermek lazım.


*25 milyon TL’si vardı da Milletvekilliğini ne yapacaktı?
Derince Belediyesi, 2007 yılında TOKİ’den 1.7 milyon TL’ye yoksul aileler için konut yapmak amacıyla satın aldığı Yenikent Mahallesi’ndeki araziyi ihale ile sattı.
8-9 yıl önce 1.7 milyon TL’ye alınmış bir araziyi şimdi 25 milyon TL’ye satmış olmak, kuşkusuz Derince Belediye Başkanı Bulut açısından bakıldığında başarıdır. Derince Belediyesi’nin bu arazisini, AK Parti’nin Körfez İlçe eski Başkanı Engin Koyun’un sahibi olduğu Yelkent firması satın almış. Koyun’un Yelkent’i, Körfez ilçede büyük işler yapan Türköz firması ile bu arazi için yarışmış. 
25 milyon TL çok büyük para. Demek ki, Engin Koyun’un şirketi de hayli büyük ve nakit parası olan güçlü bir şirket. Engin Koyun, milletvekili aday adayı, Körfez Belediyesi Başkan aday adayı da olmuştu.25 milyon nakdi olan biri, neden Belediye Başkanı, milletvekili olmak ister, doğrusu anlamakta zorluk çekiyorum.
*Suriyeli’ye ilaç, Eczacıya nanik 
Bu kadar alicenap olduğumuzu bilmiyordum. Avrupa ülkeleri, Suriye’deki iç savaştan kaçan mültecilerin bir tanesini bile almamak için çırpınırken, biz resmi rakamlara göre, 3 milyon Suriyeli mülteciyi ağırlıyoruz. Biz Avrupalılar kadar zengin değiliz. Ama yüreğimiz geniş, insanları seviyoruz. Suriyeli göçmenlere elimizden geldiğince iyi bakmaya çalışıyor, karınlarını doyuruyoruz. Mülteciler, sağlık hizmetini de ücretsiz alıyorlar. Dahası,  hastanelere başvurup, reçete alırlarsa, bu reçete ile ilaçlarını eczanelerden ücretsiz alabiliyorlarmış. Bu kadarını bilmiyordum.
Devlet, Suriyeli mültecilerin reçetelerinin ücretsiz yapılmasını kararlaştırmış. Eczaneler alıyor reçeteyi, veriyor ilaçları. Ama Türk Eczacılar Birliği geçen gün açıklama yaptı. Eczacıların elinde 3 milyon tane Suriyeli mülteci reçetesi var. İlaçlar verilmiş. Devlet henüz beş kuruş para ödememiş. Eczacı, o ilaçları para verip alıyor. Suriyeli’ye bedava ilaç veriliyor, devlet ödesin diye bekliyor. Sonunda Türk Eczacılar Birliği, “Mart sonuna kadar paralar ödenmezse, Suriyelilere ilaç vermeyeceğiz” diye açıklama yaptı. Haksız mı eczacılar?.. Madem devlet ilacı verin demiş, neden parasını ödemiyor?.. 
Bizim devletimizin bu Suriyeli mülteciler için yaptıklarına karşılık Avrupa’nın nazlanarak vereceği 6 milyar Euro, çekirdek parası kalacak. İyi insan olmak, garipleri kucak açmak güzel de nereye kadar?

*Milli maçın bile tadı kalmadı 
Haziran ayında, Fransa’da Avrupa Futbol Şampiyonası var. Türkiye olarak biz de katılacağız. Ama dünya, ülkemiz, Avrupa öyle zor ve karmaşık günlerden geçiyor ki, haziran ayına kadar neler olacak, Fransa’daki bu büyük organizasyon yapılabilecek mi, o tarihe kadar Türk vatandaşlarına Avrupa vizesi kalkacak mı, bilemiyoruz. 
Bu arada, Avrupa Futbol Şampiyonası için hazırlık maçları dönemi başladı. Bu hafta sonu Türkiye’de var. Avrupa’da lig maçları yok. Hazırlık için milli maçlar yapılacak. Türk Milli Takımı da bu gece, Antalya’da İsveç ile oynayacak.
Aslında futbol adına heyecanlı olmamız lazım. Milli Takımımızın yeni bazı oyuncuların da deneneceği bu maçta göstereceği performans için heyecanlı olmamız lazım. Ama terör, futbolun önüne geçti. Şimdi, konuğumuz İsveç takımı kazasız belasız ülkemize gelsin, bu akşam saat 20.45’de Antalya’daki maç kazasız belasız, olaysız bitsin, konuklarımızın bunu kanamasın diye heyecan içindeyiz. Bu akşam İsveç’in dünyaca ünlü futbolcusu PSC’li İbrahimoviç de Antalya’ya gelecek, ama büyük olasılıkla oynamayacak.  Türkiye-İsveç maçının sonucunu hiç merak etmiyorum. Sadece olaysız, tatsızlık olmadan bitsin diliyorum. Bu gece saat 20.45’te Antalya’da başlayacak Türkiye-İsveç maçını, Acun’un kanalı TV8 canlı yayınlayacak. Survivor müdavimleri de bu akşam Yılmaz Morgül’ü izleyemeyecek. 
Ne hallere geldik sevgili dostlar.. Böyle yaşamak, gerçekten insana çok zor geliyor.
Bu yazı toplam 567 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37