1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. İhracata değil, ithalata bakın
İhracata değil, ithalata bakın

İhracata değil, ithalata bakın

Türkiye'nin 2010 yılı ile ilgili ekonomik verilerinin büyük bölümü umut verici ve takdire değer. Enflasyon çok aşağılara çekildi, devletin borçlanması frenlendi, Merkez Bankası rezervleri

A+A-

Türkiye'nin 2010 yılı ile ilgili ekonomik verilerinin büyük bölümü umut verici ve takdire değer. Enflasyon çok aşağılara çekildi, devletin borçlanması frenlendi, Merkez Bankası rezervleri güçlendi. Bunlar iyi…

Ama 2010 yılı ile ilgili önemli bir ekonomik veri var ki bu Türkiye'nin çok ciddi biçimde yanlış yolda olduğunu gösteriyor.

Geçen yılın Aralık ayı ile ilgili Türkiye'nin ithalat (dış alım) ve ihracat (dış satım) rakamları açıklandı. Türkiye yabancı ülkelere 11 milyar 872 milyon dolarlık ihracat yapmış, aynı dönemde yabancı ülkelerden 20 milyar 554 milyon dolarlık ithalat yapmış. Sadece Aralık ayında 9 milyar Dolar'a yakın bir açık var.

Aralık ayı rakamları belli olunca, 2010 yılının ithalat-ihracat rakamları da kesinleşiyor. Türkiye'nin 2010 yılındaki toplam ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 11. 5 artarak 113 milyar 930 milyon Dolar'a ulaşmış. Bu ihracat rakamı, hedefler doğrultusunda ve Türkiye için başarı.

Ama 2010 yılındaki ithalatımız bir önceki yıla göre yüzde 31. 6 oranında artarak 185 milyar 493 milyon Dolar'ı bulmuş. Bu çok yüksek bir rakam.

Türkiye'nin 2009 yılındaki dış ticaret açığı 38. 7 milyar dolarken, 2010 yılı sonunda bu açık bir önceki yıla göre yüzde 84. 5 gibi çok yüksek oranda artarak 71. 5 milyar Dolar'ı bulmuş. Ürkütücü ve gelecek açısından kaygı verici bir rakam.

Eskiden dış alımımızın neredeyse tamamı ham petroldü. Petrolü dışarıdan almaya zorunluyduk. Şimdi, iğneden ipliğe her ihtiyacımızı, ülkemizde üretmek yerine dışarıdan alıyoruz. Tarım ürünleri, yiyecek, et ithal eder hâle geldik. Bu tablo, Türkiye'de işsizliği yükselten en önemli etken. Kendi üretebildiğimiz malı dışarıdan alıyor olmak çok sakıncalı.

Dış ticaret anlaşmaları, özellikle Avrupa Birliği anlaşmaları gümrük vergileriyle ilgili ülkemizi koruyucu kararlar almamızı engelliyor. Dış ticaret açığımızı 71,5 milyar Dolar'a çıkartan bu anlaşmaları yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.

Havaalanı işini sağlam firmaya verin

Cengiz Topel Askeri Havaalanı ile ilgili olarak AKP'li yetkililer “Haziranda sivil uçaklar inecek” diye söz vermişlerdi. İktidar partisi seçim öncesi bu taahhüdünü yerine getirip prim yapmak isteyecektir. Haziran olmasa bile yılsonuna kadar bu iş biter gibime geliyor.

Aslında Cengiz Topel'in sivil uçuşlara açılması için gerekli bütün yatırımları, tadilatları Ulaştırma Bakanlığı'nın yapması gerekirdi. Ama bu işi de Büyükşehir Belediyesi'nin üzerine yıktılar.

Uçakların park edeceği apron alanının, uçakların piste gidiş ve pistten çıkış için kullanacağı yolların yapımı, sivil terminaldeki eksikliklerin giderilmesi ve çevre düzenlemesi ile ilgili projenin ihalesini de Büyükşehir Belediyesi yaptı. Büyükşehir'in hazırladığı projenin keşif bedeli 7. 8 milyon TL. İhaleye 17 firma teklif vermiş. Ucuzcu firmaların teklifleri 4. 8 milyon TL'ye kadar iniyor. Pahalıcı firmaların teklifleri ise 9 milyon TL'nin üzerinde. Bir ihalede firmaların teklifleri arasında bu kadar büyük farkların olması normal değil.

Büyükşehir yöneticilerinin çok dikkatli olması, ihaleyi ve teklif veren firmaları iyi araştırması lazım. Sırf düşük teklif diye uyduruk firmaya verilirse iş bitmez, havaalanı gecikir. Elbette pahallı teklif veren firmaya da iş verilemez. Ama denge iyi gözetilmeli, bu havaalanı işi, şartnamede öngörüldüğü gibi 90 günde bitirebilecek firmaya verilmeli. Aksi hâlde, Cengiz Topel sivil uçuşlara bu yıl da açılamaz. İşte o zaman söz veren AKP'liler de çok zor duruma düşerler.

Tatlıses çiğ köfte işine giriyor

Pek çok alanda ticari faaliyet gösteren İbrahim Tatlıses, lahmacundan sonra çiğ köfteye de adını verdi, marka yaptı.

Tatlıses, yıllardır gittiği hemen her yerde çevresindekilere kendi elleriyle yoğurduğu çiğköfteleri ikram ederdi. Şimdi “Tatlıses Çiğ Köfte” zinciriyle bu hünerini paraya çevirmeyi planlıyor.

Türkiye'de son yıllarda özellikle büyük, kalabalık ve çok yoğun iç göç alan kentlerde çiğ köfte dükkanları hızla yayıldı. Çeşitli markalar var. Küçücük bir dükkan alıyor, bir markanın temsilcisi oluyorsunuz. Çiğ köfte hazır geliyor. Yanına biraz atom marul, biraz limon koyup satışa başlıyorsunuz. Bunların bir kısmı, etten değil, soya ve mercimekten yapılıyor.

Ben çiğ köfteyi pek sevmem. O nedenle şimdiye dek bu bayilerden hiç alıp yemedim. Ama seven arkadaşların anlattığına göre “Çiğ Köfteci Sait” markası bu konuda epey yol almış.

İbrahim Tatlıses de bu başarıdan etkilenip sektöre girme kararı almış olabilir.

Tatlıses'in ismi çok önemli bir reklam malzemesi. Ama çiğ köfteler piyasadakiler kadar lezzetli olmazsa ürünü tutturmak çok güç olacaktır.

Şimdi merak ediyorum, İzmit'te Tatlıses Çiğ Köfte zincirinin halkalarını kimler kuracak. Şehrin merkezinde küçük bir dükkan bu iş için yeterli. Yatırım planlayanlar için de iyi bir fırsat.

Bu haber toplam 1146 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.