1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. İki hafta dinleneceğim
İki hafta dinleneceğim

İki hafta dinleneceğim

İki hafta dinleneceğim

A+A-

Her gün ortalama 750 sözcük (5 bin karakter) tutan Yorum sütunu..

Her gün ortalama 1100 sözcük (6700 karakter) Perde Arkası sütunu.

Her gün. ortalama  900 sözcük (5.500 karakter) gazete kapak sayfası..

Pazartesi günleri, ekstra  bu yazı..

Hiçbiri, internetten kes kopyala, yapıştır değil. Hiçbiri, herhangi bir yerden kopya, herhangi bir metinden aktarma değil. Hepsi zeka ile bireysel üretim..

Yaptığım iş, budur. Zordur.. Yıpratıcıdır. Uykunuz dahil, günün 24 saatinde kafanızı meşgul eder. 10 günde yaptığınız işin, yazdığınız yazıların sayfasını toplasanız bir roman, bir aylık işlerinizi toplasanız, bir ansiklopedi kalınlığına ulaşır.

………………

Siz bu yazıyı okurken, ben iki hafta olarak planladığım tatilin, ilk gününde olacağım. Aslında yıl içinde bu tür tatillerde 3-4 gün KKTC’nin Girne şehrine giderdim. Bu defa gitmiyorum. Hem param yok, hem hastam çok..

İki hafta boyunca uyuyacağım. Uyanık olduğum saatlerde, belki sabaha kadar film, dizi (yabancı önemli diziler) seyredecek, yakalarsam NBA maçlarına takılacağım.

Boş zamanlarımın büyük bölümünde de sanırım, Ahmet Küçükörs’ün durumunu takip için VM Medikal Park Hastanesi’nin yoğun bakım servisi bekleme salonunda olacağım.

Allah sağlık verirse, 20 Kasım Pazartesi günü yeniden işimin başında olmayı planlıyorum. İki hafta birbirimizi özleyelim. Kesintisiz işe devam etmeyi sürdürsem, artık orijinal fikirler üretemeyeceğimi, yazılarımda tekrara gireceğimi hissediyorum.

………….

Değerli dostlar.. Bu yıl benim için pek iyi başlamadı. Yılbaşı gecesi kardeşim Nahit hastalandı. Yeni yıla KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nin koridorlarında girdik.

Nahit’in durumu bir ara ümitsizdi. 8-10 gün Yoğun Bakım’da kaldı. Hiç bilmezdim. Yoğun bakım kültürünü öğrendim. Her gün belli bir saatte bir kez, içeride yatan hastanın soyadını taşıyan en yakını bir kişiyi içeriye alıyorlar.

Yoğun Bakıma girerken, uzaya çıkacak astronot gibi steril elbiseler giyiyor, ayağınıza poşet, ağzınıza burnunuza maske takıyorsunuz. Yoğun Bakım’da bütün yataklar dolu, hepsi çok ağır durumda hastalar yatıyor, hepsinin başında ya ağlayan, ya dua eden yakınları bulunuyor.

Zor bir iş, bir hastanenin yoğun bakımında yakınınızı görmek. Nahit’ten bir ara umut kesilmişti. Tıp Fakültesi’nde başta Faik Hoca (Prof.Dr.Faik Budak) olmak üzere değerli hekimlerin çabaları ile hayata tutundu. Şimdi evde. Hareketsiz, konuşamıyor. Ama hiç değilse hayatı algılıyor. Bir gün ayağa kalkacak, eskisi gibi sağa sola bağırıp çağıracakmış gibi duruyor. Umut veriyor.

Geçen hafta VM Medikal Park Hastanesi’nin Yoğun Bakım katıyla da tanıştık. Tabii, Ahmet Küçükörs’ün yanına eşi, oğulları varken ben giremiyorum. İçeriyi bilmiyorum. Ama ameliyathanelerin, Yoğun Bakımın açıldığı salonun abonesi olduk.

Çok zor iş yoğun bakımda hastası olan bir hasta yakını olmak. Ahmet Küçükörs, benim için, Nahit Çiğit kadar yakın, hatta belki daha yakın bir kardeş. Ama O’nun için yapabildiğiniz tek şey, Yoğun Bakım bekleme salonunda beklemek.

Ben hasta olsam, eminim Ahmet Küçükörs bir dakika o salondan ayrılmazdı. Ben öyle biri değilim. Günde en az iki kez uğruyorum. Ama 15 dakika, bilemediniz yarım saat kalıyor, aile fertleri ile bazen doktorlarla görüşüyor, sonra kendimi dışarıya atıyorum.

Bu iki haftalık tatil döneminde Ahmet Küçükörs’ün durumuyla da daha yakın ilgileneceğim. Allah eksikliklerini göstermesin. Başta çok değerli hekim, dost insan Prof. Dr. Haluk Akbaş olmak üzere VM Medikal Park Hastanesi’nin yoğun bakım hekimleri, kalp uzmanları, beyin uzmanları da Küçükörs için çok titiz davranıyorlar.

Ama sağlık açısından durum vahametini koruyor. Umarım, bu iki haftalık tatil döneminde Küçükörs’ün sağlığında önemli gelişmeler olur. O’nu evine götürür, yoğun bakımda geçen günleri için biraz gırgır yaparız.

……………..

Bizim yaşlar artık hastalıklardan konuşma zamanı. Nahit hastalandı, herkes, bütün yakınlarım üzerime geldi, “Bak gördün mü sigara, içki adamı ne yapıyor. Sen de ders al, kendine dikkat et” diye nasihat verdiler.

Şimdi Küçükörs hastalandı, yine aynı nasihat taarruzu ile karşı karşıya kalıyorum. “Bak, Ahmet’i örnek al. Her şeyi kafaya taktı, kendi sağlığını umursamadı. Sonra gördün ne oldu. Sen de kendine dikkat et.”

Ben kafaya fazla bir şey takmam. Ama yaşam biçimimden de taviz vermem. Kadere, Allah’ın işine karışamayacağımı bilirim. Şimdilik bizim payımıza, hastalara refakat etmek, onlar için üzülmek ve çaresiz beklemek düşüyor. Umarım, bu önümdeki iki hafta içinde her şey iyi gider. Hastalar iyileşir, ayağa kalkar. Ben kafayı iyice dinlemiş, bir bakıma resetlemiş olurum.

Bana müsaade dostlar.. Kendinize iyi bakın.

Yoğun bakımda hasta olarak yatmak da; yoğun bakımda yakını olan bir hasta sahibi olmak da hiç kolay iş değil.

Şunu anladım bu yıl hayat dersinden; ya küt diye uykuda gidecek, ya hayatı olabildiğince kaliteli uzatmak için kendinize dikkat edeceksiniz. Birincisi olana kadar siz en iyisi kendinize dikkat edin. Size hayırlı işler, bana iyi tatiller….

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum