• BIST 89.109
  • Altın 146,701
  • Dolar 3,6410
  • Euro 3,9269
  • Kocaeli 11 °C

İktidarsız muhalefet

İsmet ÇİĞİT
Artık dönemini tamamlayan, 1 Kasım’da yapılacak seçimle değişecek olan mevcut TBMM’de Perşembe günü önemli bir toplantı vardı. MHP’li Koray Aydın’ın başkanlığında “Irak ve Suriye tezkereleri” ile ilgili olarak yapılan toplantıda ortaya çıkan tablo, Türkiye’deki muhalefetin yeni bir fiyaskosu olarak tarihe geçti. AKP grubu ise, aslında Meclis’te sayısal olarak azınlıkta kalmasına rağmen, çelik gibi duruşu ile bir önemli sınav daha verdi. 
Meclis toplantısının ana konusu, 2007 yılından beri her yıl tekrarlanan “Yurt dışına asker gönderme yetkisi” ile ilgili tezkereydi. Bu tezkere, 2007 yılından geçen yıla kadar, terör örgütü PKK ile mücadele için “Gerektiğinde Irak’a sınır ötesi harekat” yetkisi içeriyordu. Geçen yıl, Suriye ile iyice papaz olduk. Irak tezkeresine “Gerektiğinde Suriye’ye de müdahale” maddesi eklendi. 
Aslında 2007 yılından sonraki Irak tezkereleri, malum Barış Süreci nedeniyle kullanılmamıştı. Bu tezkerelerin hepsine ve özellikle geçen yıl Suriye’nin de içine katıldığı tezkereye CHP hep karşı çıktı, ret oyu verdi. Bu defa, CHP’nin böyle bir lüksü yoktu. Seçim kapıya gelmişti. Terörün boyutları ortadaydı. PKK ile mücadele için gerektiğinde Irak’a, IŞİD ile mücadele için gerektiğinde Suriye’ye askerimizin, savaş uçaklarımızın girmesi için yetki verilmesine, CHP karşı çıkamazdı. Karşı çıksa, ret oyu verse, bunu halka, kendi seçmenlerine bile anlatamazdı. Tezkerelere, sadece HDP ret oyu verdi. AKP, MHP ve CHP’li milletvekilleri ise- CHP 20 kadar fire verse de- Irak ve Suriye’ye gerektiğinde asker gönderme konusunda hükümete yetki veren tezkereye “Evet” dediler.
………..
TBMM’nin Perşembe günkü toplantısının asıl gayesi buldu. Hükümete bir yıl daha yetki veren tezkerenin onayı, belki de bu meclisin aldığı son karardı. Ancak bu oylamanın öncesinde genel kurulda, Türkiye siyasetinin bugünkü yapısını gösteren çok ilginç gelişmeler yaşandı. Perşembe günü, Anayasa gereği kurulan “Seçim Hükümeti”nde yer alan 11 bağımsız Bakan’ın durumu ile ilgili tartışma açıldı. Anayasa’ya göre bu 11 Bakan’ın “bağımsız” olması gerekiyordu. 11 Bakan şekil olarak gerçekten bağımsızdı. AKP’den istifa etmişlerdi. Bu bakanların göreve resmen başlayabilmeleri, Bakan olarak maaş alabilmeleri için, öncelikle Meclis’te yemin etmeleri gerekiyordu. Çünkü bu 11 “Bağımsız” bakan, milletvekili değildi. 
CHP bir tartışma başlattı; “meclis dışından atanan bu bakanlar, Anayasa gereği bağımsız olmalıydı. Ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bu bakanlar AKP’lidir. Partilerinden şeklen istifa etmişlerdir. Bu Bakanlar yemin edemezler. Hükümetten ayrılmaları, yerlerine gerçekten bağımsız isimlerin getirilmesi gerekir” dediler. 
CHP’nin bu tezinde ne kadar haklı, ne kadar haksız olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Ortada, yasalara, Anayasa’ya aykırı fiili bir durum yok. Çünkü tartışma konusu olan bakanlar,  resmen bağımsız. AKP’liymiş ama istifa etmişler. Yani, yasaların, Anayasa’nın hükmü yerine getirilmiş. Vicdanen, siyaseten bağımsız olamayacakları gerçeği ise, yasal bir zaaf yaratmıyor. 
CHP’nin “Bu bakanlar bağımsız değil, yemin edemez” tezine MHP ve HDP de destek verdi. Oturumu yöneten MHP’li Koray Aydın konuyu tartışmaya açtı. Sert konuşmalar yapıldı. 
………….
Şimdi burada durup, 7 Haziran seçimlerine bir bakalım. 7 Haziran’da halkın yüzde 40 kadarı, AKP’ye oy verdi. AKP’ye oy verenler, “Ben 13 yıldır ülkeyi yöneten iktidardan memnunum. Onların ülkeyi yönetmeye devam etmesini istiyorum” diyerek oy verdiler. Halkın yüzde 60’ı ise, CHP, MHP ve HDP’ye (farklı oranlarda) oy verdi. AKP dışındaki partilere oy veren ve toplumun yüzde 60’ını temsil eden bu seçmenler, oy kullanırken, “Ben AKP iktidarından memnun değilim. Artık Türkiye’ye AKP’nin yönetmesini istemiyorum. TBMM’de AKP’nin her dediği olsun istemiyorum” demişlerdi. 
Mevcut Meclis, bu siyasi tercih ve halkın bu iradesi üzerine kuruldu. Perşembe günü “Bağımsız 11 Bakan yemin etsin mi, etmesin mi?” tartışması başladığında, Meclis’te AKP grubu “Onlar bağımsızdır istifa etsin” diye bağırıyor, diğer üç siyasi parti ise, kurumsal olarak “Hayır, bu yapı Anayasa ve yasalara karşı yapılmış bir hiledir. O Bakanlar yemin edip, resmen bakanlık yapamaz” diyorlardı. 
Yurt dışına asker tezkeresi, tamamen farklı bir mesele haline gelmişti. Bakanların bağımsız olup olmadığı yolundaki tartışmada 7 Haziran’dan sonra ilk kez,  MHP ile HDP de kurumsal olarak aynı yönde oy kullanma kararı almıştı. Meclis aritmetiği belli... AKP karşısında üç parti aynı yönde hareket ederse muhalefetin tezi kazanacaktı. Yani, 7 Haziran’da seçmenlerin yüzde 60’nın istediği olacaktı. 
Ama Meclis’teki muhalefet, 7 Haziran’da “Artık bu AKP’nin dedikleri olmasın” diye seçmenlerin yüzde 60’ının oy verdiği üç parti, aslında sayısal manada azınlıkta olan AKP’ye diş geçiremedi. CHP’nin oylarıyla İstanbul’dan milletvekili seçilip, CHP’ye ağır yara vererek partisinden istifa eden İlhan Özkes, AKP ile birlikte oy verdi.  CHP’li 15 kadar kaytarıkçı milletvekili Meclis’te yoktu. MHP’den de 20 kadar milletvekili, “Biz HDP ile aynı yönde oy kullanmayız” diyerek oylamaya katılmadı. Üç kez yapılan oylamanın sonunda, halkın AKP iktidarını devirmesi için oy verdiği ve toplamda iktidardan daha fazla milletvekiline sahip 3 muhalefet partisi, yine AKP’yi yenemedi. Yüzde 60’lık muhalefet bloku komik duruma düştü. Meclis’te salt çoğunluğa sahip olmayan ama kendi içinde kemik gibi duran AKP, 1 Kasım seçimleri öncesi işlevini bitiren bu parlamentoda çok büyük moral kazandı. Üç partiden oluşan muhalefet bloku ise- özellikle CHP ve MHP- halkın kendilerine verdiği oya sahip çıkmakta ne kadar yeteneksiz olduklarını ortaya koydular. HDP’nin iki milletvekili, Bakanlar sıralarında oturuyor olmalarına rağmen “Hayır” oyu kullandı. HDP grubundan fire olmadı. Ama CHP ve MHP, kendi milletvekillerine söz geçiremedi. 
Türkiye’de muhalefetin iktidarsız olduğu bir kez daha çok açık biçimde ortaya çıktı. AKP, sayısal manada azınlıkta olmasına rağmen, siyaseten önemli bir zafer elde etti, bağımsız Bakanlar Meclis’te yemin edip, resmen, hukuken Bakanlık yetkisini almış oldular. 
……….
Bu tablo içinde siyaseten ya da hukuken haklılık ya da haksızlık konusunu hiç önemsemiyorum. Her iki tezin de haklı ve haksız tarafları bulunuyor. Ama Meclis’te ilk kez yüzde 600’lık muhalefet blokunu harekete geçirmek için atılmış bir önemli adımın, üstelik elde çoğunluk varken yenilgiyle sonuçlanmış olması, Türkiye’de siyaseten muhalefetin yetersizliğinin bir kanıtıdır. Bence sadece bu olay bile, CHP lideri ile MHP liderinin genel başkanlık görevinden istifasını gerektirir. Bu oylamada partilerine yara veren milletvekillerinin yeniden aday gösterilip, gösterilmeyeceğini de 18 Eylül’de göreceğiz. 
Bu yazı toplam 233 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37