• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli 8 °C

İlk hamleyi Selman Yıldırım yaptı

İbrahim GÜRSEL

İzmit Büyükşehir Belediyesi eski genel sekreteri Kadri Veziroğlu 15 Mayıs 2016’da vefat ettiğinde Türkiye’de o hain darbe girişimi henüz yaşanmamıştı. Bugünkü olağanüstü gelişmeler yoktu. Bu yüzden Türkiye’de yerel veya genel herhangi erken seçimin konusu bile geçmiyordu. Normal takviminde giderse seçimlerin yapılmasına daha 3 yıl gibi bir süre vardı.

Veziroğlu’nun cenazesi CHP İzmit İlçe Binası önüne getirildiğinde oradaydım. Cenazenin başında bulunan CHP’lilerin neredeyse hepsi tanıdık, eski yüzlerdi. Biraz yanlarına yaklaşıp selam vermek istediğimde kendi aralarında gelecek yerel seçimlerde adayların nasıl belirleneceğini konuştuklarını fark ettim: Aday adayları önce delegeler tarafından oylanmalı, ardından okullara sandık kurulup halk arasında ön seçim yoklaması yapılmalı ve en çok oyu alan isim partinin tartışmasız başkan adayı gösterilmeliydi. O hep hayal edilip konuşulan ama gerçek hayatta tam karşılığını bulamayan bildik hikaye.

Tabi, bütün bu konuşmaların asıl amacının karşısındakinin ağzından laf almak olduğunu tahmin etmek zor değildi. Daha o zaman bile 1 Kasım seçimlerinde neden beklenen olmadı, seçimi kazanamadık tartışması yerine  partililer birbirlerini yokluyor, yanındakine zarf atıyor, aklından geçen ismi öğrenmeye çalışıyordu.

CHP içinde bu erken başlayan tartışma ve kulislerin, İzmit İlçe eski başkanı Selman Yıldırım'ı da erken harekete geçirdiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde gazetemizde okumuşsunuzdur. Selman Yıldırım, İzmit Belediyesi başkan aday adayı olarak mahalle ve köyleri gezdiğini açıkladı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası erken yerel seçim gündeme geldi. Resmi bir açıklama yok ama 2017 sonu veya 2018 başlangıcında erken seçim olabileceği konuşuluyor. Selman Yıldırım da bu takvim nasıl olsa ortaya çıkmaya başladı düşüncesiyle adaylığını açıkladı. Ama neresinden bakarsanız bakın 1 yıldan fazla zaman var.

Bu kadar erken aday adaylığı açıklamak hem maddi hem de manevi açıdan yıpratıcı olacaktır. Ama CHP'de bu süreçler oldukça ilginç gelişiyor, ne zaman ne olacağı belli olmuyor. Başta da belirttiğim gibi seçimlerde neden istenilen sonucu alamıyoruz diye tartışmak yerine bir sonraki seçimde kimin aday gösterileceği daha önemli sayılıyor, hemen o konu konuşuluyor. Son seçimden sonra da böyle oldu. Selman Yıldırım da tartışmaların önünü almak için erken hareket edip adaylığını açıklamak zorunda kaldı.

Yerel seçimlerden önce milletvekili seçimleri olma ihtimali var. O zaman Selman Yıldırım ne yapacak?  Seçim takviminin resmen açıklanmasını beklemiş olsaydı böyle bir risk yaşamayacaktı. Ama dediğim gibi, parti içi nedenlerden erken davranmak zorunda kaldı.

İşin özeti, yıllardır hem yerelde hem genelde iktidardan uzak olan CHP'de adaylık süreci en azından zamanlama açısından yine sürprizli başladı. Selman Yıldırım satranç tahtasında ilk hamleyi yapan oldu. Şimdi rakiplerin buna nasıl karşılık vereceğini göreceğiz. Yıldırım’ın çıkışının AK Parti ve MHP’deki süreci nasıl etkileyeceği merakla beklenecek.

“Özel kabin ve silah, taksi cinayetlerini önlemeye yetmez”

İzmit Çınarlı Taksi Durağı’nda çalışan 65 yaşındaki Ali Özkaraman 7 Ekim Cuma günü aracına binen iki kişi tarafından öldürüldü. Ali Ağabey’i tanırım, taksisine çok defa binmişimdir. Karıncayı incitecek insan değildi. Ölüm haberini aldığımda çok üzülmüştüm.

Ali Ağabey’in vefatından sonra taksici cinayetlerinin nasıl önleneceği ile ilgili farklı fikirler konuşuluyor. Buna benzer olaylardan sonra hep konuşur, tartışır ama sonuç alamayız. Dilerim bu sefer kalıcı bir şeyler yapılır.  Geçtiğimiz günlerde bu kentte taksici esnafı içinde oldukça kıdemli bir ağabeyimle bu konuyu konuşuyorduk. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, cinayet haberleri bütün taksi çalışanlarını derinden etkiliyor. Günler geçmesine rağmen konu açıldığında hala duygusallaşıyor, mümkün olduğunca az konuşmaya dikkat ediyor, konuyu değiştirmeye çalışıyorlar. Ali Ağabey’in cinayet gecesi çekilen telefon görüntüleri vardı, taksicilerin çoğu bu görüntülere bakamamış, bakmak istememiş.  Tabi ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu işin kahrını çekenler, Ali Ağabey’in başına gelen acı olayı bizden daha derin yaşıyor.

Taksicileri korumak adına güvenlik kabini veya silahlandırmaları gibi öneriler sunuluyordu. Bu konuyu görüşlerine önem verdiğim taksici ağabeye sordum. Bunun bir faydası olmayacağını söyledi. Türk insanının yapısı gereği, her taksicinin müşterisine yardım için mutlaka araçtan indiğini kaldı ki, son olayda önce araç içinde koltuk arkasından bıçaklı saldırı başladığını, daha sonra olayın araç dışında devam ettiğini hatırlattı.Taksicilere silah verilmesi de gündemdeydi.

Bu şekilde kendilerini koruyabilecekleri konuşuluyordu. Ama buna da karşı çıktı. Taksicilerin eline silah verilmesi halinde daha acı olaylar yaşanabileceğini, tabancanın amacı dışında kullanılacağından emin olduğunu aktardı.

Öyleyse ne yapmalıydı?

Aslında yapılması gereken çok basit ve sürekli gündeme gelen bir konuydu. Taksici cinayetlerinde caydırıcı cezalar uygulanması gerekiyordu. Olay sırasında alkollüydü, duruşmaya takım elbiseyle geldi, cinayeti kontrolsüz işledi veya daha sonra mahkemede iyi hal davranışları vardı gibi indirimlerin kesinlikle uygulanmaması gerektiğini söyledi. Ancak bu şekilde verilecek ağır cezalar, cinayetleri önleyebilir düşüncesindeydi.

Türk Hukuk siteminde bu konularla ilgili ciddi bir yapılanmaya ihtiyaç var. Sadece taksici cinayetlerinde değil, kadın ve çocuklara karşı işlenen her türlü suçta da toplumun genel anlamda huzur ve adalet sistemine güvenini tahsis için özel cezalar verilmesi mutlaka gerekli.

Kürk Mantolu Madonna

Tv8’de “Aramızda Kalmasın” programının yorumcularından Funda Özkalyoncuoğlu’nun Sabahattin Ali’nin  “Kürk Mantolu Madonna” romanındaki Madonna’yı, ABD’li ünlü şarkıcı sanması olay olmuştu.  Sosyal medyada, ulusal basında tartışması hala devam ediyor. Özkalyoncuoğlu’nu alaya alanlar çoğunlukta ama Sabahattin Ali’yi ve kitabı bilmeyen çoğu kişi belki de aynı hataya düşüyordur.  Kitabın adındaki Modanna’nın, şarkıcı Madonna olmadığını artık herkes anladı. Ama hangi Madonna olduğunu söyleyen yok. Belki daha çok ilginizi çeker ve kitabı alıp okursunuz diye ben açıklamak istiyorum.

Hristiyanlık inancına göre Hz.Meryem’in diğer bir adı Madonna’dır. Sabahattin Ali’nin romanındaki Raif, Berlin’de sanat galerisini gezerken bir tablo dikkatini çeker. Kürk mantolu yere dalgın şekilde bakan bir kızı tasvir eden bu tabloya, daha doğrusu kızın güzelliğine kapılır. Ertesi gün gazetelerde tablo ile ilgili yapılan eleştirilerde kızın bakışlarıyla İtalyan Ressam Andrea del Sarto’nun 1517’de yaptığı ve adı “Madonna delle Arpie” olan yağlı boya tablodaki Meryemana’nın kürk mantolu hali olduğu şeklinde bir eleştiri okur. Raif aşık olduğu bu kıza “Kürk Mantolu Madonna” der. Bu olay kitaba da adını vermiş. Filmin sonunu söyleyen durumuna düşmemek için daha fazla detay vermiyorum ama çok akıcı Türkçe ile yazılmış, harika bir roman. Şu sıralar herkesin elinde. Hala okumayan varsa mutlaka alıp okumalı diye düşünüyorum.

Bu yazı toplam 777 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Her şey kuralına uygun yürütülüyor
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37