• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli -5 °C

İLKELİ DURUŞ, HAİNLERİN PANZEHİRİDİR

Alaattin KÖKSAL

İlkeli insanların karakterinde hainleri zehirlemek yoktur. Zehirlenen hainlere panzehir olup, onları hainlikten kurtarmaktır. İlkeli insan için Hz. Ömer (R.A)şöyle diyor; “İnsanın şerefi aklıyla, asaleti diniyle, şahsiyeti ahlakıyladır.” İlkeli insan;  Söylediği sözün arkasında duran, sevdiğine ve sevmediğine ölçülü davranandır. İlkeli insan; Güce tapan, güçten korkan, fırsat eline geçince mazlumlara karşı güce başvuran insanlarla dostluk kurmaz. İlkeli insan;  her şart altında hakkı üstün tutar, bedenleri ezilse de onurlarını çiğnetmez. İlkeli insan; kendini zor zamanda gösterir ve gereğini yapar. İlkeli insan yapılan hayırlı işi yıkan değil, ayakta tutandır. İlkesiz insan; zoru gördüğünde bükülen, onur ve şerefini ayaklar altına alarak dünya ve ahret hayatında zillete düşer. İlkesiz insan; yapmak yerine yıkmayı tercih eder.
         İlkeli insan; Yapmanın zor, yıkmak kolay olduğun bildiği için, meşru olan herhangi bir işi yapmaya başlamadan önce, o iş üzerinde derinlemesine çalışmalar yaparak, yapılan işin, hainler tarafından kolayca yıkılmaması için, planlar, projeler, stratejiler üretir. Yapılması planlanan İşe karşı, engel olabilecek her türlü ihtimalleri düşünerek, gerekli olan tedbirleri alır. İçten ve dıştan gelecek olumsuz müdahalelere ifsat edici açıklama ve beyanlara karşı panzehir olur.
         İlkeli insan; Herhangi bir işin başarıya ulaşabilmesi için bir organizasyona ve kuruluşlara ihtiyaç olduğunu bilir. Resmi ve sivil kuruluşların devletin farklı birer uzuvları olduğunu bilir ve ona göre tedbirlerini alır. Bedenin herhangi bir yerinde arıza olursa, tüm bedeni rahatsız ettiği gibi, devletin kurumlarında görünen, görünmeyen her türlü mikroplara karşı hazırlıklı olur.
         Tedbir; Bedeni koruyan bir ilaç olduğu gibi, aynı zamanda mikrop kapan beden bölgesine yapılması gereken cerrahi bir müdahaledir. Mevcut olan hastalık önemsenmez ve gerekli müdahale yapılmazsa,  zaman içinde tüm vücudu rahatsız etmeye başlar. Vatan da milletin beden ülkesi olduğuna göre,  şehitler kanıyla yoğrulan ülkemizi her türlü iç ve dış tehlikelerden korumaya mecburuz. Ülkemizi imar etmezsek, milletimizin refah seviyesini yükseltmezsek maddi ve manevi tedbirlerimizi almazsak, ülkeyi ve milleti hastalandırmış oluruz ki, böyle bir ülkeden ve milletten istediğimiz verimi alamayacağımızdan düşmana boyun eğmiş oluruz.
         Meseleyi daha fazla uzatmadan,  milletin bedeni olan vatanımızın farklı uzuvlarına, özelikle siyasi partilere, milletin sesi olmaya çalışan ve yönlendiren medya mensuplarına, sivil toplum örgütlerine ve aydınlarımıza seslenmek istiyorum.  Ülkemizin imarı, milletin refahı için çalışan bu yönde gayreti olan her kes, her kurum ve kuruluş, milli ve yerli bir düşünceyle, emperyalistlere karşı birlikte dik durmanın erdemini göstermelidirler.  Dünyevilikler uğruna, basit siyasi getirilerden uzak durarak, söylem ve eylemlerinizin, gizli bir arka planı olmadan, şeffaf bir  anlayışla hep birlikte toplumu öze doğru davet etmek suretiyle, yeniden inşa etmekten kaçınmamalısınız..
         Bu anlayışla hareket edenler, iktidarda hangi parti olursa olsun,   doğrularını tastık etmek, yanlış gördüklerini eleştirerek yol göstermek, her bir ferdin, kurumun, kuruluşun değişmez vazifelerinden olduğu da unutulmamalıdır. Kendini çek etmeyen, yaptıklarıyla, yapma imkânı olduğu halde yapamadıklarıyla veya şahsi ikbal ve menfaatleri için yapmak istemedikleriyle yüzleşmeyenler sağlıklı düşünemez.  Ülkenin yönetimine talip olan siyasi partiler, yüklendikleri çok önemli bir yükü,  asla hafife alamaz, işi kulağından tutamazlar.  İç ve dış hainlerin tesirinde kalarak temsil ve tebliğ görevlerini ehliyetsiz kişilere teslim edemezler.
         Çok partili sisteme geçtikten sonra toplumu etkileyerek yönlendiren, ilkeli siyasi liderin başında merhum Adan Menderes’i, Turgut Özal’ı,  Alparslan Türkeş’i,  Erbakan Hocayı ve günümüzde Sayın T. Erdoğan’ı gösterebiliriz. Adlarını zikretmediğimiz diğer siyasi liderler, durum ve şartların liderleri olarak anılmaktadırlar.
Toplumu etkileyerek yönlendiren karizmatik liderler, zihniyetlerini, ilkeli ve tavizsiz bir şekilde, dost ve muarızlarına karşı gizlemeden ifade ederek, herkesin dikkatini çekmişlerdir. Bu ilkeli ve tavizsiz duruşa birçok insan hür iradesiyle kabul ettiği halde kimi insanlar hür iradelerini bastırarak isteyerek veya istemeyerek karşı bir duruş gösterdiler. “ Zaman ilaçtır” misali Merhum Menderes’e, Turgut Özal’a ve Erbakan hocaya karşı duranlar, pişman olduklarını ifade ederlerken, bugün Sayın Erdoğan’a karşı duranlar gelecekte yanlış yaptıklarını itiraf edeceklerinden eminim. Bu gibi hadiselere tarih şahittir. Merhum Abdülhamit han’a kızıl sultan diyenlerin nasıl bir pişmanlık içinde kıvrandıklarını da bilmekteyiz.
Doğru söz söyleyenlerin, siyasi ahlaka sahip olanların ilkeli duruşları, zaman içinde milyonların üzerinde nasıl bir tesir bıraktıklarına şahidiz. Durum ve şartlara göre konuşan siyasilerin sözleri ve davranışları, suni hava ile şişirilmiş bir balon olduğunu da gördük.  Şartlar değişince basit bir dokunuşla patlayarak toplumun hafızasından nasıl silindiklerinde şahit olduk. Toplumun hafızasından silinmek istemeyen ve gelecek nesillere örnek olmak isteyen aydınlarımız yalan konuşmaktan ve yazmaktan vazgeçmelidirler.
Siyasilerimiz, iç ve dış hainlerin uydurduğu ve zorla dayatmaya çalıştıkları siyasi ahlaksızlıklarına ve tehditlerine itibar etmemelidirler.  Bu şekilde ilkeli bir duruşu benimseyenler, şer güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin ihanetlerine,  algı operasyonlarına alet olmamalıdırlar.  Siyasilerimiz ve aydınlarımız, şer güçlerin ve hainlerin iştahını kabartacak, ülkenin ve milletin yararına olmayan, tarihi misyonumuza uymayan söylem ve eylemlerden, kültür ve sanat etkinliklerinden, bilgisiz, belgesiz açıklamalardan, kendi tarihini ve tarihi şahsiyetleri, yanlı ve yanlış bir şekilde eleştirmekten uzak durmalıdırlar.
         Müslümanlar olarak biliyor ve inanıyoruz ki, Yerlerin ve göklerin sahibi Yüce Allah’ tır. İnsanlar yeryüzüne imtihan için gönderilmiştir. Eceli gelen her insan her varlık, her millet ister istemez Yüce Allah’a dönecektir ve hesap gününde herkes hesaba çekilecektir. İmtihan gereği bu ülkenin sahipliğini de Yüce Allah 80 milyon insanımıza vererek, Yüce Allah’a mı, yoksa şeytani güçlere mi kulluk yapıp yapmayacağımızın imtihanını vermiş olacağız.
         Ülkemizdeki her kurumun bir sahibi, bir genel müdürü ve başkanı olduğu gibi, ülkenin de bir yönetim kurumu, yönetimin de bir başı vardır. Ülkenin sahibi olan milletimizi hafife alanlar devleti yönetemezler. Siyaset, üç heceden meydana gelen basit bir kelime değildir.  Özü itibarıyla devleti yönetmek, insanları adaletli bir şekilde sevk ve idare etmek, ülkeyi ve milleti iç ve dış hainlere karşı korumak, halkın maddi ve manevi refahını yükselmek için azami gayret isteyen bir meslektir. Her işin bir zorluğu olduğu gibi, Bu işe soyunanlar elbette zorlanacaktır. Unutmayalım ki, her zorluğun da bir kolaylığı vardır. Yüce Allah’ın rızasına uygun bir şekilde, herhangi bir işe başlayanların işini Yüce Mevla’mız kolaylaştırmaktadır.
İlkeli siyasetçilerimizin birinci görevi, milletin maddi ve manevi değerleriyle samimi olarak barışmaktır. Sırasıyla diğer görevlerini de özetleyecek olursak, mensubu olduğu milletini, yaşadığı vatanını, bulunduğu coğrafi konumunu, yer altı yer ütü zenginliklerini, jeopolitik ve jeostratejik gücünü,  yüklendiği tarihi misyonunu, bölgesel gücünü, etki alanını, dış güçlerin ülkemiz üzerindeki hain planlarını, içimizdeki işbirlikçilerini ve sırada bekleyenleri çok iyi analiz ederek tanımalı ve ona göre tedbirlerini alarak, Yüce Allah tevekkül ederek neticeye razı olmalıdırlar.
Müslüman olan hiçbir fert ve toplum;   şer güçlerin maddi güçlerini büyüterek, kendi güçlerini göremeyen ilkesiz korkakların, peşinen kabul etikleri neticeye itibar etmezler. Bu tip sahtekârların yazdıklarına ve konuştuklarına aldırış etmezler. Bu hususta yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:  “ Onlar (ilkesiz korkak insanlar)  Haberiniz olsun, insanlar sizin için hazırlık yapıp kuvvet topladılar, onun için onlardan korkun, dediklerinde, bu onların imanlarını artırdı ve Allah bize yeter o ne güzel vekildir dediler.” (Ali İmran 173) Güç kuvvet sahibi Yüce Allah olduğuna inananlar, neticenin Allahın takdirinde olduğunu bilerek hareket edenler Allahtan başka hiç kimseye boyun eğmezler.
         Tarihi bir misyonla yola çıkan ilkeli siyasetçilere ve aydınlara milletimiz her zaman destek vermiştir ve verecektir. Merhum Erbakan hocamızın ifadesiyle “Bu millet, milli görüşçüdür. Milli ve manevi değerlerine sahiptir.  Bu manevi ve tarihi misyonu açıkça seslendirenler olduğu gibi,  aynı dava için farklı sahalarda imanlarıyla peşrev çekenler, gün gelecek ümmet karargâhın da yerlerini alacaklardır.”
Sonuç olarak; bu işin çabuklaştırılması için meselenin ön ve arka yüzünü bilenler,  yüklendiğimiz tarihi misyonumuzu taviz vermeden ve hiçbir beşeri gücün dayatmalarından korkmadan, dünyanın her tarafında dağılmış olan soydaşlarımıza, Müslüman kardeşlerimize, ülkemiz içinde farklı partilerde yer alan insanlarımıza ümmet bilinciyle hitap ederek, milli ve yerli duruşa davet ederek, bölgesel güç olmanın yolunu açarak, ülkemizi ve İslam dünyasını huzura kavuşturmalıyız.

Bu yazı toplam 1172 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37