1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. İmdat, boğuluyoruz!
İmdat, boğuluyoruz!

İmdat, boğuluyoruz!

Hava sıcak… Bunalıyoruz… Nefes almak, taze hava solumak pek güç… Bu sıcakta daha çok zehirlendiğimiz de apaçık ortada. Yürüyüş Yolu’nda insanlar eşofmanlarını giymiş; kimi hafif tempoda koşu

A+A-

Hava sıcak… Bunalıyoruz…

Nefes almak, taze hava solumak pek güç… Bu sıcakta daha çok zehirlendiğimiz de apaçık ortada.

Yürüyüş Yolu’nda insanlar eşofmanlarını giymiş; kimi hafif tempoda koşuyor, kimi de tempolu yürüyüş yapıyor.

İlk bakışta ne kadar güzel değil mi? İnsanlar spor yapıyor!

Oysa öyle değil.

Sağdan soldan buram buram egzoz kokusu geliyor. Egzoz dumanı soluyorlar. Sadece onlar değil, Yürüyüş Yolu’ndaki herkes. Mini mini bebekler dahil, herkes…

Egzoz demek, kurşun demektir. Karbondioksit demektir. Kükürt demektir.

Kurşun, karbondioksit ve kükürt de akciğerlerin tahrip olmasıdır.

Kanserdir!...

Yürüyüş Yolu’ndaki trafik keşmekeşinde havayı solumakla, Dilovası’nda yaşamak arasında pek bir fark yoktur.

Kentimizin en duyarlı insanlarından Mustafa Küpçü ağabeyin kent tespitlerine zaman zaman yer veriyorum. Son gönderdiği iletide “İmdat, boğuluyoruz” demiş. Birlikte okuyalım:

Önümdeki iş kamyonu ağır ağır ilerliyor.

Karşıdan ard arda araçlar geliyor, kamyonu geçemiyorum.

Kamyonun egzozundan çıkan simsiyah duman, camlarım kapalı olsa da aracımın içine giriyor, genzimi yakıyor!

Bir an karşı şerit boşalıyor, can havliyle geçiyorum kamyonu.

Belli ki, sürekli olarak tonajının üstünde yük taşımış!

Bu yüzden motor düzeni bozulmuş, kamyon yağ yakıyor!

Bir süre yol alıyorum, bu kez bir “Halk Otobüsü” çıkıyor karşıma.

Onun da egzozu koyu gri gaz çıkarıyor.

Kurşun ve karbonmonoksit soluyorum.

Ben, iki yılda bir kez “egzoz emisyon pulu” almak için yarım günümü harcıyorum.

Sorun yaşamamak için önce servise gidip araç bakımımı yaptırıyorum.

Çevreyi kirletmiyor, insanları zehirlemiyorum.

Ama başkalarının umurunda değil!

O yağ yakan ve egzoz gazları ile çevreyi kirleten, günahsız insanları zehirleyen araçları kullanan şoförler de bu cinayetin kurbanı oluyorlar ama farkında bile değiller!

Ya trafik görevlileri?

Önlerinden geçen bu “özürlü” ve “taammüden cinayet sanığı” araçları görmüyorlar mı?

Kendilerinin de zehirlendiklerinin ve müstakbel “KANSER” hastaları olacaklarının farkında değiller mi?

Bu kentin VALİSİ, Emniyet Müdürlüğü, Büyükşehir Trafik Zabıtası da farkında değil mi?

Halkın sağlığını korumak ve çevre kirliliğini önlemek görevleri değil mi?

Bu kentte ağır tonajlı inşaat kamyonları taşıma sınırları üzerinde yük taşıyorlar.

Ender de olsa, göstermelik tonaj kontrolleri belki yapılıyor.

Ama egzozlardan çıkan kirli ve zehirli gazların bu ağır tonajlı yüklerden ve bakımsızlıktan kaynaklandığını onlar da biliyor!

Ama ya göz yumuyorlar ya da güçleri yetmiyor; denetim yapamıyor, cezalandıramıyorlar!

Bu kentte, kimi zaman küçücük motosikletlerin egzozlarından bile koyu gri ve genzi yakan dumanlar yayılıyor çevreye.

Çöp kamyonları, iş kamyonları, halk otobüsleri ve özel otoların egzoz gazları ile göz göre göre zehirleniyor, kanser oluyoruz.

Boğuluyoruz, sinsice öldürülüyoruz!

İ M D A T!.. diyoruz.

Kocaeli Valiliğini, Emniyet Müdürlüğünü, Büyükşehir Belediyesi’ni göreve çağırıyorum; bu cinayeti önleyin!..

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.