1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. İnsan unsuru
İnsan unsuru

İnsan unsuru

AKP'nin 2011 Seçim Beyannamesi, vurgusu itibariyle çarpıcı şu cümlelerle başlıyor: "AK Parti siyaseti gerçek zemine çekerek, bu zeminin merkezine insanı koymuştur. Bizim anlayışımızda,

A+A-

AKP'nin 2011 Seçim Beyannamesi, vurgusu itibariyle çarpıcı şu cümlelerle başlıyor:

"AK Parti siyaseti gerçek zemine çekerek, bu zeminin merkezine insanı koymuştur.

Bizim anlayışımızda, siyasetin temel amacı insanın mutluluğu, huzuru ve refahıdır.

Çünkü biz medeniyetimizin ruhunu teşkil eden ilkesi "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" ilkesi olduğuna inanıyoruz.

İşin "edebiyat" boyutu böyle.

Bir de "fiiliyat" noktası var.

İşte o farklı.

OECD'nin son raporuna  göre, dünyada gelir eşitsizliği ve bölüşüm adaletsizliği en yaygın üç ülkesi; Şili, Meksika ve Türkiye...

Bu mali kompozisyonun sebep-sonuç denklemi, acaba iktidar partisinin etkili ve yetkililerini, insani ve vicdani düzlemde rahatsız ediyor mu?

Malum, Akbil'den jeep'e transfer olan bir "maneviyat" (!) kitlesi var karşımızda.

"Rabbena,hep bana" kadrosu!..

Yoksullukta da dünya üçüncüsüyüz!

OECD coğrafyasında ortalama yoksul nüfus oranı yüzde 11. 1.

Bizde ise yüzde 17.

Bunun temel sebeplerinden biri "yolsuzluk" olmasın sakın!

Acaba son 9 yılımıza tuğrasını basan AKP döneminde "yolsuzluklar" konusunda ciddi önlemler alındı mı?

Onun da cevabı, yine "Bir Bakışta Toplum" başlıklı, son OECD Raporu'nda var.

Buna göre, yolsuzluk endeksinde Türkiye 69 puanla, 11. sırada yer alıyor.

Kişi başına gelirde 58'inciyiz.

Kadın-erkek eşitliğinde, 127'inciyiz.

Yaşam kalitesi endeksinde ise 83'üncüyüz.

Garip bir sosyo-ekonomik yapılanmamız var.

Çalışanlarımızın, yani 23 milyonun yüzde 60'ı mesleksiz.

10 milyonu da kayıt dışı.

Temel ideolojik dayanağı, halk egemenliği nosyonu olan veya iddiası bu noktada olan bir parti 9 yıllık iktidarı süresince bu mali kompozisyona farklı bir şekil verememiştir.

Tavır ve kurumlarını örnek aldığımız AB standartları teorik düzlemde var, pratikte yok.

Tarih, insanları yanılgılara sevk ederek kendi eksenleri etrafında sürekli olarak daha fazla güç toplamayı meşrulaştıran ve bu yöntemle tüm muhalif unsurları nötralize eden sözde demokratların acı örnekleriyle doludur.

Buna örnekte yine OECD'nin son raporundan...

Çünkü bu rapora göre ülkemizde "diğerlerine güven duygusu", son derecede zayıf.

2008 yılında diğerlerine güven duygusunun ortalama 59 olduğu OECD'de yüzde 13 ile Şili en son sırayı işgal etmekte; Türkiye ise yüzde 24 ile bu ülkeyi izlemekte.

Tablo, hal-i pür melalimize ayna tutmakta.

İşte 9 yıllık uygulamanın getirdiği sosyo-ekonomik kompozisyon bu minval üzere.

"Yaradılmışı, Yaradan'dan ötürü sevmek", Yunus Emre'nin sosyo-psikolojik derinliği olan bir dizesi.

Başbakan her başı sıkıştığında, Yunus Emre'nin bu dizesinden medet umuyor.

Ancak...

"Birilerini, birilerinden fazla sevdiği" de, dokuz yıllık icraatına yansımış halde.

Madem hayatın merkezinde "insan" unsuru var.

AKP'nin icraatlarında niye yok?

Bu haber toplam 1057 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.