1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. İNSANLAR YAŞLANARAK DEĞİL, YAŞAYARAK TECRÜBE KAZANIR
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

İNSANLAR YAŞLANARAK DEĞİL, YAŞAYARAK TECRÜBE KAZANIR

A+A-

Büyüklerimizin çok güzel bir sözüyle bugünkü yazıma başlamak istiyorum. Hani derler ya “Değirmen iki taştan muhabbet iki baştan olur” diye. Hakikaten bu gün insanlık olarak çok ihtiyacımız olan bir şey. Teknolojinin geliştirdiği kadar bizlerden alıp götürdüğü çok şey var. Bunlar arasında en önemlisi insanlarımız arasında ki muhabbeti azaltmasıdır.

          Teknoloji doğru ve yerinde kullanılmadığı sürece faydasından çok zararda getirebiliyor. Atomu parçalamak teknoloji adına müthiş bir buluş ama kötü niyetli insanların elinde olduğu sürece tehlikeli bir silaha dönüşe biliyor. 2. Dünya savaşındaki Japonya örneği hala hafızalara kazılı duruyor. Bugünkü televizyon ve bilgisayarlarda ölçülü kullanılmadığı sürece insana fayda yerine zarar verebiliyor.

           Çünkü aynı çatı altında yaşayan aileler bile bir araya gelip muhabbet imkanı bulamıyorlar. Bugün her odasında bir televizyon bulunan evlerimiz var. Evin hanımı ayrı bir odada dizi izliyor evin beyi başka bir odada maç izliyor çocuklar başka bir odada ya bilgisayar başında ya da elindeki cep telefonuyla zaman geçiriyor yani zaman öldürüyor. Bu nasıl bir yaşam tarzı söyler misiniz dostlar? Bir toplumun ayakta durmasını sağlayan en önemli faktör aile faktörüdür.  

          Eğer bir toplumun aile yaşantısını sağlam temeller üzerine kurmadığımız zaman o toplumdan fazla bir hayır beklemeyin. Gördüğüm kadarıyla bu günkü toplum yapımızda çoğu insanımız sanal bir teknoloji dünyasında aynı evin içinde bile olsa ferdi olarak yaşıyor. Çoğumuzun yaşantısında ne bir plan nede gelecek için bir program var.

          Günlük yaşantımızda sabah yatağımızdan kalkıyor ve kahvaltımızı yaptıktan sonra doğru işimizin başına gidiyoruz. Akşam işten geliyor eğer herkes evdeyse bir arada yemek yeniliyor eğer yoksa herkes kendi başına bir tepsiye yemeğini koyuyor ve televizyon karşısında oturup yemeğini yiyor. Ve o vaziyette yemek tepsisini bir kenara koyup gece 1-2 civarında kalkıp yatağına bile gitme zahmetine katlanmadan televizyon karşısında uyuyup kalıyor. Yine ertesi sabah rutin bir şekilde kalkıp kendi sanal dünyasında meçhule doğru yola çıkıyor.

           Bu gün hangimiz ailece akşam yemeğinde çoluk çocuğumuzla bir araya gelip muhabbetle yemeğimizi yerken o günün veya ülke gündeminin bir değerlendirmesini yapıyoruz. Gene hangimiz yemekten sonra oturup çayımızı yudumlarken hiç olmazsa bir saatimiz ayırıp kitap okuyor veya birimiz okuyup da hepimiz dinliyoruz. Ve yine hangimiz bir kültürel faaliyette bulunmak için bir sivil toplum örgütüne üye olup çalışmalarına katılıyoruz. Ve yine hangimiz spor resim müzik gibi kişisel gelişimimize fayda sağlayacak bir faaliyetle meşgul oluyoruz. Maalesef bu konularla ilgili çoğumuz sınıfta kalırız.

            Yani eskilerin deyimiyle hangi tarakta bir bezimiz var bir düşünelim isterseniz. Aile yaşantımız böyle de peki komşuluk ve akrabalık ilişkilerimiz nasıl aynen onlarda vahim. haksızsam söyleyin dostlar ama hiç haksızmışım gibi gelmiyor bana.. Sevgili dostlar bu eleştirisel tespitlerimi yaparken inanın hiç abartmadan toplum içinde gözlemlediğim genel manadaki izlenimlerimi sizlerle paylaşıyorum. Bakın dostlar bu böyle gitmez gitmemeli de zaten eğer dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında yerimizi almak istiyorsak hem ferdi hem ailevi hem de toplumsal yaşantımıza çok dikkat etmemiz lazım.

           Öyle bir teknoloji çağında yaşıyoruz ki her şey çok çabuk değişiyor. Yüksek hızlı tren gibi ilerliyor dünyamız bu trene bir tarafından tutunup acilen binmemiz lazım. Eğer binemezsek kimse dönüp kim bu diye ne bakar nede tutunmaya çalışıp da tutunamayıp yere düştüğünüzde de kimse sizi elinizden tutup kaldırmaz. Çünkü bu hızla giden trenden indiği zaman bir daha kendide binemez.  

            Onun için bir an evvel hem devlet hem de millet olarak aklımızı başımıza alıp bilim ve teknolojide dünya ile yarışacak nesiller yetiştirmemiz lazım. Bakın bilim ve teknoloji bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk gibi olurlar. Biliyorsunuz tavuklar önlerine atılan bir avuç yemi gagalarken arkadan yumurtalarının alındığının farkına bile varmazlar.

            Hani bazen birbirimize hep söyleriz ya boş ver, zamanla her şey düzelir canım bu kadarda kafanı takma, şuna kesinlikle inanın kedimizi çağın gereklerine uydurup kişisel olarak da kendimizi geliştirmeden yani okumadan ve ilmimizi arttırmadan başarılı olmamız şu teknoloji çağında mümkün değil. Hadi bu günkü yazımı da Peyami Safa’nın çok güzel bir sözüyle bitirmek istiyorum diyor ki yazar “İnsanlar yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanır. Zaman insanları değil ancak armutları olgunlaştırır”.

Herkese iyi pazarlar…  

Bu yazı toplam 757 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.