• BIST 89.908
  • Altın 145,155
  • Dolar 3,6217
  • Euro 3,9113
  • Kocaeli 16 °C

İnsanların dışarı çıkması teşvik edilmeli

İsmet ÇİĞİT

Pazar günü, iki kez evden çıkıp, şehri dolaştım. İlki sabah saatleriydi. Evdeki aile kahvaltısına sıcak simit, taze ekmek almak için çıktım. İzmit alabildiğine sakin, trafik alabildiğine rahattı.

Bir önceki pazar günü de benzer tablo vardı ve bu sessizliği,  YGS’ye bağlamıştım. Ama bu defa sınav falan yoktu. İzmit’in daha hareketli olması gerekirdi.

Akşamüstü, G.Saray-F.Bahçe maçının ertelendiği haberi henüz yayılmamışken bir kez daha çıktım. Yine ortalık tenhaydı. Her zaman, özellikle hafta sonlarında otoparklarında yer bulunmayan AVM’lerin önünden geçtim. Otoparklar boştu. Trafik rahattı. Bir tuhaflık vardı. İnsanlar evden çıkmıyordu. Oysa, hava da çok kötü değildi. 

Elbette ağır bir travma döneminden geçiyoruz. Sosyal medyadaki saçmalıklar da bu travmayı körüklüyor. Sürekli yalan haberler çıkıyor. Sürekli insanları korkutmaya, evlerine kapatmaya yönelik dedikodular ortaya atılıyor. 

Bu durumu tersine çevirmek lazım. İnsanları sokağa çıkmaya, normal hayatlarını sürdürmeye ikna etmek lazım. Bu amaçla bazı radikal çalışmalar yapılabilir. Eğlence yerlerinin, yeme-içme yerlerinin,  hafta sonlarında ailelerin yoğun olarak gittiği yerlerin daha iyi iş yapması için önlemler alınabilir. İçimiz kan ağlıyor olsa da müziğin sesini kısmamak gerektiğini düşünüyorum. Tam tersine, konserler olmalı. Eğlence organizasyonları olmalı. Tiyatrolar teşvik edilmeli diye düşünüyorum.

İnsanlar ailece evlerinden çıkıp gezsin diye,  benzin-mazot fiyatlarında şok indirimler düşünülebilir. İnsanlar evlerinden çıkıp, dışarıda yemek yesin, sosyalleşsin diye bir ay için ailelere teşvik verilebilir. Yeme-içme, eğlenme yerlerinden alınacak faturalarla, devletten bir defalık vergi iadesi almak gibi bazı orijinal fikirler geliştirilebilir. 

AVM’lerde büyük indirim kampanyaları teşvik edilebilir. Terörle mücadele etmek için, teröre “Bizi yenemezsin” mesajını verebilmek için, toplumun normal yaşamını sürdürüyor olması şarttır. 

Biz tam tersine maçları erteliyor,  insanları evlerine kapanmaya adeta teşvik ediyoruz. Televizyonlarda haberler bunalım. Televizyonlarda diziler bulalım.. Bu ortamda bile evlerinden dışarı çıkan insanlar, çevrelerinin her zamankinden çok tenha olduğunu fark edince ürküyorlar. Bu görüntüyü ortadan kaldırmak lazım. Terörle mücadele, sadece istihbaratla, sadece daha fazla güvenlik gücünü sokaklara salmakla,  AVM girişlerinde daha titiz önlemler almakla başarıya ulaşamaz. Terörle mücadele edebilmek için, bütün bir toplumun dik durması, başını kaldırması, teröre inat normal hayatını sürdürüyor olduğunu açıkça göstermesi gerekiyor. 

Son olaylar açıkça gösterdi ki, biz toplum olarak bu konuda sınavı geçemiyoruz. Özellikle hafta sonlarında, insanların kendi keyifleri için aileleri ile birlikte evlerinden çıkmasını sağlayacak bazı önlemleri şimdi hayata geçirmek gerektiğini düşünüyorum. 

*Asayiş polisi kadar Trafik polisi olmalı

Her gün yazıp çiziyoruz. Ama her gün durum daha vahim, daha içinden çıkılmaz hale geliyor. Kabul ediyorum.. Kolay bir şehir değil bizim şehrimiz. Üstelik çok kalabalık ve her geçen gün bu kalabalık artıyor.. Her gün onlarca yeni araç, yüzlerce yeni insan bu şehrin trafiğinin içine giriyor.

Ama bir yaya köprüsü inşaatını bitirmek 1.5 yıl, bir köprülü kavşak inşaatını bitirmek 2.5-3 yıl sürüyor. 

Çok karmaşık kavşaklarımız var. Işıklı kavşaklarda düzensizlikler var. Bazı bölgelerde ışıklar trafiği yönetemiyor. Yığılmalar oluyor. Çok büyük bir sıkıntı bu şehirdeki trafik sıkıntısı. 

Üstelik,. Bu kentte trafikle ilgili yetki ve sorumlulukların dağılımı da karmaşık. Nereden nereye kadar Valilik, nereden nereye kadar Büyükşehir sorumlu, bunu da tam olarak bilemiyoruz. Bazı konularda Valilik, “Bu Büyükşehir’in sorumluluğu”, bazı konularda Büyükşehir “Bu Valiliğin sorunu” diyerek topu taca atabiliyor. 

Gelin, oturup bu işe, bu karmaşaya bir son verelim. Birkaç noktada; misal Baç Kavşağı, Leyla Atakan Geçidi, Alemdar Geçidi, Anıtpark Meydanı, Kandıra Sapağı,  Outlet Center sapağı gibi bölgelerde trafik polisleri olsun. Günün 24 saati değil. Kalabalık 4-5 saatlik zaman dilimlerinde. Eskiden Leyla Atakan Caddesi’nden D-100’e çıkmak sıkıntılıydı. Uzun boylu, temiz giyimli, robot gibi ellerini kollarını hareket ettiren bir trafik polisimiz vardı. Tek başına bütün trafiği yoluna koyardı.

Şimdi çarşı, AVM’ler, kritik bölgeler asayiş polisleri ile dolu. Ama trafik polisleri, sadece şehrin bazı bölgelerinde, o da vatandaşa park cezası yazmak için görev yapıyorlar. 50 tane aklı başında, iyi eğitimli trafik polisi belli noktalarda görev yapsa, ben iddia ediyorum, İzmit’te yaşanan trafik sorununu yarı yarıya azaltabiliriz. Ama bu şehirde trafik düzeni, “Saldım çayıra, mevlam kayıra” yöntemiyle sürüp giderse,  belli noktalarda, belli kavşaklarda her geçen gün çok daha fazla sıkıntı çekeceğiz. 

*Doğu’da terör, batıda dostluk

Dünyanın doğusu, bizim buralar, Ortadoğu kardeş kavgaları, terör bombaları ile sarsılıyor. Dünyanın batısında ise, hiç bitmeyecekmiş gibi eski düşmanlıklar ortadan kaldırılıyor.

ABD ile Küba, neredeyse 90 yıldan bire düşmandı. Aralarındaki bütün ilişkileri kesmişlerdi. Küba, devrimin ardından komünist yönetim tarzını tercih edince, ABD’yi düşman ilan etmişti. İki ülke arasında mektup bile gidip gelmiyordu. Düşmanlığın iki tarafın da işine yaramadığını anladılar. ABD Başkanı Barak Obama, Küba ile barışmaya karar verdi. Eşini, iki kızını alıp, pazar günü Havana’ya gitti. Lider olmak, hep kavga etmek, herkesle kavga etmek değil. Tam tersine, dostluğun, yakınlaşmanın, iyi ilişkilerin yolunu bulmak olmalıdır. ABD-Küba arasında 90 yıl sonra gerçekleşen yakınlaşmadan, iki ülkenin halkları da faydalanacaklardır.

*Turizm darbesi çok büyük olacak

Biz Türkiye’de yaşarken terörden korkar, ürkek olduk. Bir de Türkiye’nin dış dünyadaki görünümü düşünün. Her gün patlayan canlı bombaların, ertelenen maçların,  çatışmaların haberleri var. 

Türkiye son yıllarda turizmde çok öne çıkan bir ülke olmuştu. İstanbul, kongre turizminde dünyanın en çok tercih edilen illerinden biri haline gelmişti. Güneşimizi, denizimizi pazarlıyorduk. Rusya ile papaz olduk, Rus turistlerin gelişi durdu. 

Siz şimdi, Avrupalı olun.. Ya da Ortadoğulu. İranlı, Suudi Arabistanlı, İsrailli olun. Ya da  uzak doğulu; Çinli, Japon, Koreli olun.. Önümüzdeki yaz sezonu için  tatil planı yaparken Türkiye’ye düşünür müsünüz?.. 

Korkarım, bu yaz bütün turistik bölgelerimiz, görkemli tesislerimiz, yerli turistlere kalacak. Yerli turistin de bütçesi sınırlı. Turizm, bizim ülkemizde devletin en önemli döviz geliridir. Yaz sezonunda turizm sektörü sayesinde işsizlik oranları azalır. 

İstanbul için planlanan bütün kongreler, uluslararası toplantılar iptal edildi. Türkiye’nin yaz turizmi bölgeleri ile ilgili bütün rezervasyonla iptal edilmiş. Kimseler gelmeyecek ülkemize. Turizm geliri düşecek, işsizlik rakamları yükselecek. Görürsünüz, bu yılın sonlarına doğru,  bu ülkenin pekçok önemli turistik tesisi kapanmış, batmış olacak. Ülkemizde önlenemeyen terörün böylesi ağır bir faturası da kaçınılmaz olarak önümüze çıkacak.

*Avrupa ile anlaşmak iyidir 

Bizim ülkemizde her şey çok fazla ve çok gereksiz tartışılıyor. Başımızda pek çok sorun, pek çok bela var. Her gün yeni tartışma konuları da bunlara ekleniyor. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bence son aylarda Avrupa Birliği ile çok olumlu, çok yapıcı pazarlıklar yaptı. Türkiye, yaklaşık 3 milyon Suriyeli mülteciyi ağırlıyor. Bunu insanlık adına yapıyoruz. Mültecilerin büyük bölümü, Türkiye’den Avrupa’ya kapağı atmaya çalışıyor. Avrupa ise, mültecileri alıp, huzurunu bozmak istemiyor.

Türkiye, bu fırsatı kullandı. AB ile masaya oturdu. Çatır çatır pazarlık yaptı. Sonunda ortaya bir anlaşma çıktı. Türkiye, ülkemizden Avrupa’ya mülteci kaçışını akınını önlemeyi taahhüt ediyor. Yasa dışı yollardan Avrupa’ya gidenleri, yakalandığında geri almayı kabul ediyor. Bunun karşılığında hemen 3 milyar Euro, 2018’e kadar da bir 3 milyar Euro almayı garantiliyor. Dahası, tıkanan tam üyelik pazarlığının önü açılıyor. Türkiye yükümlülüklerini yerine getirirse, haziran sonu itibariyle Türk vatandaşlarına uygulanan onur kırıcı Avrupa vizesinin kalkmasını AB kabul ediyor. 

Bu anlaşmanın koşullarına bir süre sonra Avrupa uymayabilir. Ama bu anlaşmanın Türkiye için onur kırıcı olduğunu düşünmüyorum. Tam tersine, başımızda zaten bir mülteci akını belası, sorunu varken, bunu bir şekilde AB ile pazarlıkta koz olarak kullanmanın başarılı bir dış politika olduğunu düşünüyorum.

Avrupa ile yapılacak anlaşmalar, Avrupa ile yakınlaşmak, Türkiye için sıkıntı değildir. Türkiye onurunu koruyarak mümkün olan en kısa sürede AB’ye tam üye olursa, işte o zaman demokrasimiz de,  refahımız da gelişecek, bundan herkes faydalanacaktır.

*Maçın iptali çok kötü oldu

“Türkiye terörle yaşamaya alışmayacak” diyoruz. İnsanlara korkmayın, sinmeyin, sokaktan kaçmayın diyoruz.

Ama kahpe terör, içimizi yakmakla kalmıyor, hayatımızı etkiliyor. Pazar günü Türkiye acılarını, korkularını içine gömmüş,  Süper Lig’deki dev maça kilitlenmişti. G.Saray-F.Bahçe maçı oynanacaktı. Kafeler, lokantalar biraz iş yapacak, insanlar futbol heyecanı ile yaşanan sıkıntıları bir nebze unutacak, ülkenin gündemi değişecekti. 

Maçın başlamasına üç saat kala,  G.Saray’ın stadındaki maçın seyircisiz oynatılacağı açıklandı. Stada girmiş futbolseverler vardı. Stadın dışında insanlar toplanmış, içeriye girmeye hazırlanıyorlardı. Ne demek maçı seyircisiz oynatmak.. Stat sabahtan itibaren didik didik aranmıştı. Her giren aranıyordu. Paso Lig uygulaması nedeniyle, zaten stada giren herkesin bilgisi devletin elinde vardı. 

Ama devlet korktu.  Tehditler karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Aslında öyle bir maçı seyircisiz oynatmak, maçı ileri bir tarihe ertelemekten çok daha kötüydü. Maç boş statta oynanacak, maç boyunca herkes terörün ülkemizi ne hale getirdiğini düşünecekti. Maçın başlamasına iki saat kala, G.Saray-F,Bahçe maçının ileri bir tarihe ertelendiği açıklandı. Bu, seyircisiz oynatma kararından daha mantıklıydı. Ama Türkiye’nin terör tehdidi ile bu duruma gelmesi, bütün insanların beklediği çok önemli bir futbol maçının oynanamaması kabul edilebilir durum değildir. Her türlü önlemin alınması,  o maçın orada, seyircileri ile birlikte oynanması gerekirdi. Terör, bu kararla aslında hedefine ulaşıyordu.


*Şehit haberleri de bitmiyor

Türkiye canlı bomba eylemleri ile sarsılıyor. Artık insanlar, kendi canlarının derdine düştüler. Bu arada, Güneydoğu’daki operasyonlardan da her gün yeni şehit haberleri geliyor. 

Başbakan, “Bölgedeki terörü Bahar’a kadar, Nevruz’a kadar bitirmiş olacağız” demişti. Ama hala bölgede büyük sıkıntı var. Cizre’de bitiyor, Nusaybin’de başlıyor. Sur’da bitiyor, Şırnak’ta başlıyor. 

Son iki günde bölgeden 6 yeni şehit haberi geldi. Şehit cenazeleri yine gözyaşları, sloganlar içinde toprağa verildi. Bu iş, bu bahar bitmeyecek gibi. Bu arada terör örgütünün de  “Bahar ve yaz aylarında daha çok saldıracağız” tehdidi var. Bu iş nereye varacak, devletin terörü bitirmek için uyguladığı bu yöntemler ne kadar doğru, gerçekten insanın aklı karışıyor.


*Kadın Başkan neden hala belirlenemedi?

Ak Parti Teşkilatlarında işler, tıkır tıkır işlerdi. Ama görünen o ki, bazı sıkıntılar var. 

AK Parti’nin İl Kadın Kolları Başkanı Emine Zeybek,  2 Şubat’ta ailevi nedenleri ileri sürerek görevinden istifa etmişti. Aslında bu istifa sürprizdi, normal değildi. Nedeni tam olarak anlaşılamamıştı. AK Parti’de kadın kolları son derece önemseniyor. CHP, MHP gibi değiller.

Nitekim, il teşkilatı hemen yeni Kadın Kolları Başkanı atamak için harekete geçti. Göreve talip olanların başvuruları alındı. Ankara’dan parti yetkilileri geldi, mülakat, inceleme yapıldı. Teşkilat, başvuran adaylardan 3’nün adını genel merkeze bildirdi.

İl Başkanı Ceyhan, “Şubat ayı içinde yeni Kadın Kolları Başkanımız atanacaktır” diye açıklamalar yaptı. Mart bitiyor. AK Parti’nin il kadın kolları başkanı hala belli değil.. Bu gecikme pek  normal değil..

Bu yazı toplam 522 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37