1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. İnsanlık harekete geçmeli
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

İnsanlık harekete geçmeli

A+A-
Başımızda bir terör belası var. Her gün, gencecik insanlarımızın şehit olduğunu öğreniyoruz. İçimiz yanıyor.. Yüreğimiz kanıyor.. 
Bir de gözümüzün önünde çok büyük bir insanlık trajedisi yaşanıyor..Suriye’deki iç savaş nedeniyle evlerinden, yurtlarından olmuş, bir basit valiz veya bir bohçaya sığdırdıkları  varlıkları ile, ülkelerini terk edip, yeni bir yaşam umuduyla yollara düşmüş insanların durumu gözümüzün önünde .
Suriyeli göçmenlerin hali, ölmekten kötü.. Onlar birer insan.. İnsan bir kere ölür, her şey biter.. Onlar çoluk, çocuk.. Etten-kemikten.. Sokak köpeği değiller.. Her gün, her saat ölüyorlar.. Sürünüyorlar. Üstelik gözümüzün önünde yaşanıyor bütün bunlar.. 
……….
Ne oldu Suriye’de?.. Babasından devlet başkanlığı görevini devralan Diktatör Esad, halkına zulüm yapıyordu. Suriye içinde insanlar baş kaldırdı. Hiç kimse inkar edemez ki, bizim devletimiz de Esad’a karşı, O’na başkaldıranların yanında yer aldı. 
Mezhep savaşı başladı.. Suriye’de devlet otoritesi ortadan kalktı, eşkıyalık, düzensizlik kol gezmeye başladı. Suriye’de iç savaşın başlamasından kısa süre öncesine kadar, bizim ülkemizin yöneticilerinin Suriye Devlet Başkanı ile arası gayet iyiydi. Ailece görüşüyor,. birbirlerini misafir ediyorlardı. 
Sonra, Türkiye birden bire, Esad’ın en büyük düşmanı haline geldi. Türkiye, Arap Baharı’nda pek çok Müslüman ülkede yaşanan rejim ve lider değişikliğinin birkaç ay içinde Suriye’de de gerçekleşeceğini düşündü. 
Ama Esad direndi. Suriye’de hak hukuk, demokrasi yoktu. Esad,  acımasız bir diktatördü. Kendi ülkesinin insanlarının, sivil halkın üzerine kimyasal silah kullandı. Uçakları ile misket bombalara yağdırdı. 
Esad kan akıttıkça,. Suriye’de muhalefet gelişti, muhalif silahlı grupların sayısı arttı. Sünniler Alevi’leri; Aleviler Sünnileri öldürmeye başladılar. IŞİD gibi acımasız bir terör örgütü ortaya çıktı. Sözde ılımlı Özgür Suriye Ordusu kuruldu. 
……….
İnsanların üzerine bomba yağıyordu. Suriye’nin çeşitli bölgelerinde yaşayan gariban halk için artık bırakın zalim Esad’tan kurtulup, özgür ve demokratik bir ülkede yaşama udunu; hayatta kalmak, en basit ve en önemli insan hakkı olan “Yaşama hakkı”na sahip olmak bile söz konusu değildi. 
Türkiye, ülkesinden kaçmaktan başka çaresi kalmayan Suriyeli garibanlara kapılarını açtı. Elbette bu büyük ölçüde bir insani hareketti. İç savaşla kavrulan Suriye’nin en uzun kara sınırı olan ülke Türkiye’ydi. İnsanlar evlerini terk etmiş kaçıyordu. 
Türkiye kapılarını göçmenlere açarken, insani değerleri ön planda tutmakla birlikte, bazı hesaplar da yaptı. Binlerce kişinin ülkesini terk edip, başka bir ülkeye geçişini dünyaya göstermek, böylelikle devrilmesini istediği Esad üzerindeki baskıyı arttırmak istiyordu. 
Ama hesap tutmadı. Esad devrilmedi. Dünya, Suriyeli gariplerin yaşadığı insanlık trajedisine karşı sessiz kaldı. 
………
Suriye’den ülkemize göç başladıktan bir süre sonra, o gariban insanlar bizim buralara kadar geldiler. İzmit caddelerinde, sokaklarında, o sert kış aylarında, o karda buzda çırılçıplak halleri ile kaldırımlar üzerinde yatıp kalkan insanları, onların gariban bebek yüzlü çocuklarını gördükçe başlarda içimiz burkulmadı, tam tersine öfkelendik. Bunların burada ne işi var demeye başladık.. Öyle ya, bizim rahatımıza kaçırmaya Suriyelilerin ne hakkı vardı.. 
Ta ki, birkaç hafta önce,  basit bir tekneyle Avrupa’ya kaçmak isteyen Suriyeli bir ailenin 3 yaşındaki oğlu Aylan’ın Bodrum sahiline vuran cesedinin fotoğrafını görene kadar.. Aylan, bütün dünyayı yağa kaldırdı. Sözde Avrupalı liderler bile, gözyaşı döktüler.. 
Şimdi, Suriyeli göçmenler de Aylan’ı bir bakıma kullanıyorlar. Hazır o 3 yaşındaki gariban çocuğun cesedinin yarattığı etki ile Avrupalı liderler ağlamışken, belki bir şekilde kendimizi Avrupa’ya atar, yeni bir yaşam kurarız planları yapıyorlar.
Deniz yolundan gitmeye kalkmanın zorluğu ve riskleri görüldü. Şimdi karadan, yürüyerek Avrupa’ya geçmeye çalışıyorlar. Ama Avrupa kapıları da kapalı..
………
Yakındır, önümüz kış.. Ne olacak bu insanlar?.. Ne olacak bu çocuklar?..
Esad’ın arkasında İran ve Rusya var.. Avrupalılar kararsız, ortada. ABD ne suya ne sabuna siyaseti uyguluyor. Oysa, Suriye’de petrol olsaydı. Suriye’de altın olsaydı,  Suriye’nin hali böyle mi olurdu?.. 
Bu büyük trajedi karşısında insanlık birleşmelidir. ABD, Rusya ve Avrupa istese, bir araya gelse, yarın Suriye’deki savaş biter. Bütün göçmenler-ki eminim de onların tamamına yakını Avrupa’ya gitmektense evlerine dönmeyi tercih eder- bir hafta içinde evlerine döner..Yakılan; yıkılan Suriye birkaç ay içinde toparlanır..
Yine dünyanın birlikte hareket etmesiyle, Suriye’de demokrasiye geçilir.. Esad’a da seçime katılma hakkı tanınır. Aylan’lar ölmez. Suriyeli binlerce garip insan sokaklarda sürünmez. 
Aç, susuz insanlar.. Perişan durumda çocuklar.. D-100 kenarında, Otoyol kenarında yürüyorlar. Avrupa almıyor.. Türkiye bir yere kadar baktı, artık bakamıyor.. 
Gözümüzün önünde etten kemikten garip insanların, sokak köpeklerinden daha itibarsız ve korumasız halde hayata tutunmaya, umuda sarılmaya çalışmalarını, çırpınışlarını daha ne kadar izleyebiliriz?..
Bu yazı toplam 356 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum