1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. İRAN’DAKİ AYAKLANMAYI NASIL OKUMALI?
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

İRAN’DAKİ AYAKLANMAYI NASIL OKUMALI?

A+A-

 İran’daki ayaklanmayı tetikleyen unsurları tam olarak anlamak için ayaklanmaları doğuran ve ona kaynaklık eden nedenleri iyi anlamak ve ona göre tahlil yapmak daha doğru olur sanırım. İddia edildiği gibi bu ayaklanma sadece ABD ve İsrail’in kışkırtmasının bir sonucu mu, İran kaynaklı geleneksel istibdadın etkisi mi, yoksa her ikisi ile beraber birçok veçhesi var mı?
    Bana göre, tam da üçüncüsü demekle beraber pek tabi ki, Emperyalist güç Amerika’nın ve onun gayrimeşru çocuğu İsrail’in rolü büyüktür. Ondan dolayıdır ki, insanların aklına hemen bu şer ittifakı geliyor. Lakin, ülkedeki işsizlik, yükselen enflasyon, kadınların dişiliğe indirgenen ve bu sebeple giderek yok olmaya yüz tutan kişilikleri, halkın talepleri, yolsuzluğa karşı başlayıp hükumet karşıtı gösterilere dönüşen eylemler ile hayata dair istibdatlar fitili ateşleyen etkenler olarak sıralayabiliriz. Hele hele devlet aklı ve eli ile bastırılmış duygular, “yok” olmadığı/olamadığı gibi, süreç içerisinde birikerek bir volkan halinde patlayıp ifrazat halinde nüksettiğini görmek pek de şaşırtıcı olmasa gerek. İşte İran’da yaşanan, tam da bu!
    Eğer Sünni-Şii kavgası körükleniyor ve buna bağlı olarak sürekli Şii tandanslı mezhepsel bir yapı dayatılıyorsa, zengin ile fakir arasındaki makas giderek açılıyorsa, Yolsuzluk, Adam kayırmacılığı, imtiyaz, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, etnisite ve mezhepsel farkındalıkların çatışma aracı haline gelmesi ve asimilasyon gibi ayrıştırıcı ve çatıştırıcı şeyler yoğun bir biçimde yaşanıyorsa bu puslu havadan istifade etmek isteyen ABD ve İsrail gibi şer güçler ellerine geçen fırsatı değerlendirmekten pek tabi ki geri kalmazlar ve kalmadılar da...
    Hani bu aralar ülkemizde de kol-bacak kırmadan bahsediliyor ya, İran’da bırakınız kol-bacak kırmaları, verilen cezalarla suçlular idam sehpalarında sallandırıldığı halde işlenen suçların ardı arkası kesilemiyor. Demek ki, kırıp dökme ya da ipte sallandırma meseleyi çözmüyor. Eğer çözseydi, bu güm İran dünyanın en huzurlu ülkesi olurdu. Demek ki yanlış giden bir şeyler, adaletten sapmalar, insan haysiyetine yaraşır bir toplum meydana getirmek için rehabilitasyona yönelik “ihya” edici politikalar geliştirmek yerine; “imha” edici politikalar hala belirleyici oluyor. Muta nikahı adı altında bedenleri pazarlanan kadınların huzura kavuşamamış olmaları, imtiyazlı kimselerin türemesi ve ezilen halkın sayısında giderek çoğalmanın olması, tam da Amerika’nın puslu havadan faydalanmasına vesile olmuştur. 
    Evet, isyanın şimdilik bastırıldığı haberleri geliyorsa da, akl-ı selim ile hareket edilmedikçe, toplumun haklı talep ve beklentileri karşılanmadıkça, istibdattan vaz geçilmedikçe, bu tarz ayaklanmaların tekrar edilemeyeceğinin garantisi olmayacaktır. 
    Sadece İran için değil, tüm ülkelerin olmazsa olmazları, adalet ilkelerine bağlılık ile hukukun üstünlüğü ilkesinin her alana hakim kılınmasıdır. Suç ve cezanın bu ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi esas alınmalıdır. Aksi takdirde, benzer hadiseler metazori polisiye tedbirleriyle bastırılsa dahi, tekraren depreşmesi ve ilkine göre daha şedit bir şekilde nüksetmesi kaçınılmaz olacaktır.   
                                  
 
 

Bu yazı toplam 779 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum